Kara para, en özet ve kısa tanımıyla suç geliridir. Son dönemde kara para operasyon haberlerini çok sık duyuyoruz. Türkiye, kara para aklama ile mücadeledeki yetersizlikleri nedeniyle “gri liste”ye girdi. Güç bela çıktı. Son üç yıldır, neredeyse her gün yeni bir suç örgütü operasyonu yapılıyor. Uluslararası, ulusal, bölgesel yerel olmak üzere çeşit çeşit suç örgütü cenneti olmuşuz. El konulan nakit, altın, kripto varlıkların, lüks taşıtların, taşınmazların, kayyum atanan şirketlerin haddi hesabı yok. Kayyumluk görevi verilen TMSF binlerce şirket sahibi kocaman bir holding haline geldi. Ama, şunu söyleyeyim yakalanan, el konulan paranın, altının, kripto varlıkların, taşıtların, taşınmazların; kayyum atanan şirketlerin değerlerini alt alta koyup toplayın gerçek kara paranın büyüklüğü yanında devede kulak kalır. Peki, Türkiye’de suç gelirinin boyutu nedir? Başta Birleşmiş Milletler’in ilgili ofisleri olmak üzere pek çok uzman kuruluş ve kişinin öngörüsü dünyada elde edilen kara paranın dünya gayri safi hasılasının %2’si ila %5’i arasında olduğu yönündedir. Bu oranı Türkiye’ye uyguladığımızda 2025 yılı için karşımıza 32 milyar dolar ila 80 milyar dolar arasında devasa suç geliri çıkmaktadır. Devasa kara paranın satın alamayacağı çok az şey vardır Şimdi, biz ihtiyatlı ve iyimser davranıp Türkiye’deki yıllık kara para tutarını alt limitten alalım ve 32 milyar dolar kabul edelim. Bugünkü kurla 1.5 trilyon liranın üzerinde bir tutar söz konusu olacaktır. Ayrıca bu yıllık tutarların kümülatif halini düşündüğümüzde rakamların çok daha yüksek olduğu aşikardır. Bu tutarla kara para sahiplerinin neleri satın alabileceğini bir hayal edin. Bankalar, döviz büfeleri, medya kuruluşları, holdingler... Bir de siyasette, bürokraside, kollukta, yargıda, gümrükte, düzenleyici ve denetleyici kurumlarda, medyada kimleri satın alabileceklerini de listeye ekleyin. Yapılan operasyonlarda, kara para ile satın alınan finans kuruluşları, medya organları, inşaat şirketleri ve daha fazlasının örneklerini gördük. Kara para endüstrisi, o kadar büyük parasal güce sahiptir ki; bu parayla siyasette, bürokraside, yargıda, kollukta, medyada kendine karşı mücadele edecek gücü felç etme kapasitesine sahiptir. Ya satın almaya ya da korkutarak sindirmeye çalışır. Paraya tamah etmeyen, ülkesini, milletini seven, fedakar insanlar bu gücün karşısında durmaya çalışır. Ancak, bunların arkasında sağlam bir siyasi irade yoksa, onları da tayin, sürgün, emeklilik, tenzili rütbe ile elimine etme süreci işler. Peki, Türkiye nasıl bu hale geldi? Kara para cennetine giden yolun kaldırım taşları nasıl döşendi? Nereden buldun yürürlüğe girmeden kaldırıldı Kara para, işlenen suçun delili mahiyetindedir. Bu nedenle, kara paracılar bu parayı finans sistemine, yasal sisteme sokup aklamak, yani kara paraya yasal görüntü kazandırmak isterler. Kara parayı nakit formundan çıkarıp şirkete, taşınmaza, taşıta, finansal varlığa dönüştürmek için uğraşırlar. Bu nedenle paranın kaynağının sorulmadığı coğrafyalar kara para aklayıcılar için çok uygun yerlerdir. Maalesef Türkiye’de “Nereden buldun” sorusu sorulamamaktadır. 1998 yılında 4369 sayılı Kanunla “Nereden buldun” sorusunu sorabilmek için alt yapı oluşturuldu. Birkaç kez ertelenen düzenleme 1 Ocak 2003 tarihinde yürürlüğe girecekti. 2002 yılında yapılan seçimler sonrasında 58. Türkiye Hükümeti 28 Kasım 2002 tarihinde güvenoyu alarak göreve başladı. Güvenoyu alınır alınmaz “Nereden buldun” düzenlemesini kaldırmak için 19 Aralık 2002 tarihli 4775 sayılı Kanun Meclis’ten geçirildi. Ahmet Necdet Sezer’den veto yiyen Kanun hızlı bir şekilde yeniden kabul edildi 07.01.2023 tarih ve 4783 sayılı Kanun’la tekrar Cumhurbaşkanı Sezer’in önüne konuldu ve yürürlüğe girdi. Yürürlük tarihi ise 1 Ocak 2003 idi. Yani “Nereden buldun” düzenlemesi yürürlüğe gireceği gün yürürlükten kalktı. Kısa aralarla tekrar tekrar çıkarılan varlık barışı uygulamaları Türkiye’de yıllardır sürekli yenisi çıkartılarak veya uzatılarak sürdürülen varlık barışı uygulamaları söz konusudur. Son on sekiz yılda 8 ayrı varlık barışı kanunu görüyoruz. 5811 sayılı Kanun’la başlayan; nereden elde edildiğinin hiçbir şekilde sorgulanmayacağı, soruşturulmayacağı ve vergi incelemesine tabi tutulmayacağı bir ortam yeni kanunlarla neredeyse sürekli hale geldi. - 2008 yılı: 5811 sayılı Kanun - 2013 yılı: 6486 sayılı Kanun - 2016 yılı: 6736 sayılı Kanun - 2018 yılı: 7143 sayılı Kanun - 2019 yılı: 7186 sayılı Kanun - 2020 yılı: 7256 sayılı Kanun - 2022 yılı: 7417 sayılı Kanun - 2026 yılı: 7582 sayılı Kanun Vergi cennetleri listesi bir türlü yayımlanmadı Türkiye’de vergi cennetleri üzerinden vergi kaçırılmasını önlemeye yönelik kanuni düzenleme var ama uygulaması yoktur. Çünkü, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 30. maddesinin 7. fıkrasında Cumhurbaşkanı’na (daha önce Bakanlar Kurulu’na) verilmiş olan vergi cennetlerinin hangileri olduğunu belirleme yetkisi kullanılmamıştır. Ve diğer kaldırım taşları - Parası olanın vatandaşlık alabildiği sistem, - MASAK’ın kapasitesinin zayıf kalması ve bu zayıf kapasitenin de kara para aklama dışındaki alanlarda kullanılması, - Yüksek kayıt dışılık, - Tapu işlemlerinde elden nakitle alım satım, - Bürokrasi ve kâğıt üretmekten öteye gitmeyen mal bildirim sistemi, - Samimi ve sağlam irade eksikliği, - Medyanın finansmanı sorunu, - Siyasetin finansmanı sorunu, Tüm bunları bütüncül olarak ele aldığımızda karşımızda maalesef kara para cennetine giden yolun kaldırım taşlarının nasıl döşendiğini açıkça görüyoruz...