NATO’nun en cömert ülkesi

Türkiye NATO Liderler Zirvesi’ne, görülmemiş bir tempoyla hazırlanıyor.

7-8 Temmuz 2026’da Ankara, NATO ülke liderlerini ağırlayacak.

Geçmiş yıllarda NATO zirvelerinde; ittifakın geleceği, savunma harcamaları, Ukrayna, Rusya, Çin ve güvenlik tehditleri konuşulurdu.

Ankara Zirvesi’nde ise yol güzergahındaki evlerin boya badanası, paneller, polis atlarına yapılan fön, genişletilen havalimanı ve cömert harcamalar konuşuluyor.

Türkiye, liderliğini yine kimseye kaptırma niyetinde değil...

2026 Ankara Zirvesi, henüz başlamadan, harcamalarıyla tarihe geçmeyi hak etti bile...

★★★

Peki, nedir NATO...

İkinci Dünya Savaşı sonrası, Sovyet Rusya’ya karşı kurulan, “Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü” (NATO), 4 Nisan 1949’da 12 ülkenin katılımıyla doğdu.

Bugün, NATO’nun 32 üyesi var.

★★★

Kore Savaşı ve ABD’ye üs verilmesi karşılığında...

1951’de Türkiye’nin NATO üyeliğine karar verildi.

TBMM, 18 Şubat 1952’de NATO üyeliğini oy birliğiyle onayladı.

Demokrat Parti döneminin dış politika anlayışı, Başbakan Adnan Menderes’e atfedilen şu sözle özetlenir:

“Kore’de bir avuç kan verdik, ama büyük devletler arasına katıldık.”

★★★

Zaman zaman şu soru sorulur.

Türkiye’nin NATO’daki gerçek ağırlığı nedir?

Tarih aynasına bakalım...

Fransa Cumhurbaşkanı meşhur de Gaulle, savaş halinde Fransa’nın ABD’den emir almasını ulusal egemenlikle bağdaştırmaz.

“Fransız askerine, Fransız komutan emir vermelidir” diyerek, 1967’de NATO’nun askeri kanadından ayrılır.

★★★

43 yıl sonra...

2009’da, Fransa tekrar NATO’nun askeri kanadına dönmek ister.

NATO’da kararlar oy birliğiyle alındığından, Türkiye’nin onayı gerekiyordu.

O gün Türkiye’nin elinde önemli bir kart vardı.

Çünkü Fransa, PKK terör örgütüne en fazla destek veren ülkeler arasındaydı.

Fransız dış politikası da, Türkiye karşıtıydı.

Türkiye, Fransa’nın Suriye’deki PKK/YPG’yi terör örgütü olarak tanıması kartını ileri sürebilirdi.

Fransa’nın dönüşünü veto edebilirdi.

Etmedi...

Fransa’nın NATO’nun askeri kanadına dönüşüne “evet” dedi.

Oysa uluslararası ilişkilerde mütekabiliyet, yani karşılıklılık ilkesi vardır.

Ve cömertlik değil, ulusal çıkarlar esastır.

★★★

Peki, NATO askeri kanadına dönen Fransa ne yaptı?

Yunanistan’la askeri ittifak anlaşması imzaladı.

25 Mart 2023’te, PKK/YPG’nin sözcülerini Fransa Senatosu’nda ağırladı.

Ve Fransız milletvekilleri, teröristlere törenle “onur nişanı” verdi.

İşte, Türkiye böyle bir Fransa için “evet” dedi.

Ve elindeki stratejik kartı yok etti...

Bu cömertlik neden?

★★★

30 Ağustos 2022...

İzmir’deki NATO Müttefik Kara Komutanlığı, sosyal medya hesabından 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 100’üncü yıl dönümünü kutladı.

Yunanistan, bu paylaşımı “kabul edilemez” olarak niteledi.

İnanmayacaksınız ama...

Güçsüz denilen Yunanistan, NATO’ya o kutlama mesajını sildirdi.

Oysa aynı NATO, 25 Mart 2022’de Yunanistan’ın Bağımsızlık Günü’nü bu şekilde kutlamıştı.

O zaman, Türkiye’nin bir itirazı da olmamıştı.

★★★

Soru şu:

Türkiye, NATO’da Yunanistan’dan daha güçlü değil miydi?

Eğer öyleyse, güçsüz Yunanistan’ın NATO’nun kutlama mesajını silmesine neden engel olamadı.

Evet, neden?

★★★

Bir başka örnek...

ABD, Rusya’yı kuzeyden kuşatmak için, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılımını çok istiyordu.

Türkiye’nin önünde, bir daha ele geçmesi mümkün olmayan tarihi bir fırsat vardı.

Bu dönemde ABD, Türkiye’ye parasını ödediği F-35 uçaklarını vermemişti.

Türkiye, 40 adet F-16 uçağı almak istiyordu.

Aynı ABD, PKK terör örgütüne de yardımı sürdürüyordu.

★★★

Türkiye’nin, “F-35’ler, F-16’lar verilmeden; PKK’ya destek kesilmeden, İsveç ve Finlandiya’nın üyeliğine onay vermem” diyeceği düşünüldü.

Peki, ne oldu?..

Türkiye, 31 Mart 2023’te Finlandiya’nın; 23 Ocak 2024’te de İsveç’in NATO üyeliğine “evet” dedi.

Hem de, F-35 ve F-16 konusunda kesin güvence almadan...

Hem de, PKK/YPG’nin, NATO ülkeleri tarafından terör örgütü olarak kabulünü sağlamadan...

Türkiye, elindeki tarihi kartı yine kaybetti.

Böylesi bir cömertlik NATO tarihinde var mı?..

Ara ki bulasın...

★★★

Peki, NATO’da Türkiye gibi davranmayan ülke var mı?..

Bakalım...

Yunanistan...

2008 NATO Bükreş Zirvesi’nde, ABD’nin isteğiyle Makedonya’nın NATO’ya üyeliği kararlaştırıldı.

Yunanistan, “Makedonya adı bana aittir, Büyük İskender’in mirasçısı benim” dedi.

Ve Makedonya’nın üyeliğini engelledi.

Makedonya’nın, Yunanistan’a karşı bir politikası var mıydı?

Yoktu...

Küçük, güçsüz, yeni bir devletti.

Ama Yunanistan, Makedonya’yı tam 11 yıl kapıda bekletti.

★★★

Zavallı Makedonya adını değiştirdi, “Kuzey Makedonya” oldu.

Ve Yunanistan, o zaman onay verdi.

Ne kadar cimri değil mi?

Bir yanda, güçsüz ve küçük Yunanistan...

Öte yanda, büyük ve güçlü Türkiye...

★★★

Örnekleri çoğaltmak mümkün ama...

Gelelim sonuca...

1960-2003 arası dönemde, “Eski Türkiye” güçsüzdü.

Ama, ABD’ye ve NATO’ya karşı “Tam Bağımsızlık” anlayışıyla hareket ederdi.

Bugün ise...

“Yeni Türkiye”nin 2003’teki Çuval Krizi’nden bu yana, ABD ve NATO karşısında oldukça yumuşak bir tutum sergilediği görülür.

Neden?..

★★★

Gelelim, asıl soruya...

“Yeni Türkiye”, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin ve İsrail’in NATO üyeliğine hazır mı?

Ve yine cömert mi davranır?

★★★

Biz, yine de yine de övünelim...

2026 Ankara NATO Zirvesi için yapılan rekor harcamalarla övünelim.

Cadde makyajıyla övünelim.

Yol güzergâhındaki binaların boyasıyla övünelim.

Polis atlarının bukleleriyle övünelim.

★★★

Övünelim övünmesine de...

“Devletlerin dostları ya da düşmanları yoktur, çıkarları vardır” sözünü de unutmayalım.

Yazarın Diğer Yazıları