7 Ağustos 2026, Mekke. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında yeni bir savunma ittifakı imzalandı. Üç ülkeden birine yapılacak saldırı, diğerlerine de yapılmış sayılacak. Bazı çevreler anlaşmayı, “İsrail’e karşı yeni Sünni cephe” olarak değerlendirdi. Bazıları, “Müslüman NATO” dedi. Gerçekten öyle mi? ★★★ Takvimleri 2014’e çevirelim. İsrail ile Suudi Arabistan, kamuoyunun önünde birbirlerini düşman olarak görüyorlardı. Ama perde arkasında başka şeyler oluyordu. Ve 4 Haziran 2015... Yer ABD... Washington’daki dünyanın en etkili düşünce kuruluşlarından Dış İlişkiler Konseyi (CFR)... Bir tarafta, Netanyahu’ya yakın diplomat Dore Gold... Diğer tarafta, Suudi Arabistan yetkilisi emekli Tümgeneral Enver Macid Eşki... ★★★ Toplantıda... Ortadoğu’nun geleceğini şekillendirmeyi amaçlayan, yedi maddelik stratejik bir plan ortaya konuldu. -İsrail ile Arap dünyası arasında barış... -İran’daki siyasi rejimin değiştirilmesi... -Körfez ülkelerinin birlikteliğinin güçlendirilmesi... -Ortak Arap askerî gücü... -Yemen’de barış... -Arap dünyasında siyasal katılımın geliştirilmesi... Ve... Türkiye, İran, Suriye ve Irak’ın topraklarında oluşturulacak bir Kürdistan... ★★★ Görüşmelere katılan emekli İsrailli General Shimon Shapira’nın sözleri tabloyu özetliyordu: “Aynı sorunlara, aynı meydan okumalara ve bazı aynı cevaplara sahip olduğumuzu gördük.” Yani, İsrail ve Suudi Arabistan’ın bölgedeki çıkarları örtüşüyordu. ★★★ Daha da ilginci... CFR toplantısından yalnızca bir ay önce başka bir gelişme yaşanmıştı. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani Washington’daydı. 5 Mayıs 2015’te Başkan Obama ile görüştü. Bir gün sonra... 6 Mayıs’ta Başkan Yardımcısı Joe Biden’la kahvaltıda buluştu. Biden’ın Barzani’ye söyledikleri: “İkimizin de ömrü, Kürdistan’ın bağımsızlığını kendi gözlerimizle görmeye yetecek...” ★★★ Bir başka tarih... 2017... Irak Kürt Bölgesel Yönetimi bağımsızlık referandumuna gitti. Türkiye karşı çıktı. İran karşı çıktı. Irak karşı çıktı. Ama İsrail destekledi. Neden? Çünkü, İsrail’in Kürt devleti kurma hedefi yeni değildi. Kürt devleti, İsrail açısından bölgesel dengeleri değiştirecek stratejik bir araçtır. ★★★ On bir yıl sonra... 7 Ağustos 2026... Türkiye kiminle askerî ittifak imzaladı? Suudi Arabistan’la... Ve Pakistan’la. Elbette devletlerin ebedî dostları ve ebedî düşmanları olmaz. Çıkarları olur. Fakat devletlerin hafızası olmak zorundadır. Suudi Arabistan’ın bölgesel stratejisi gerçekten değişti mi? ★★★ ABD Kongresi’nin İsrail’e en yakın isimlerinden Cumhuriyetçi Joe Wilson, beklenen açıklamayı yaptı. Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan anlaşmasını, Trump’ın bölgesel politikasının başarısı olarak değerlendirdi. İran’ın yalnızlaştırılması amacı taşıdığını belirtti. ★★★ Bir tarih daha... 25 Mayıs 2026. ABD Başkanı Trump, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu altı bölge ülkesinin İsrail’le normalleşmesini ve İbrahim Anlaşmalarına katılmasını istedi. Türkiye... Suudi Arabistan... Pakistan... Mısır... Ürdün... Katar... Şimdi tabloyu yeniden okuyun. Trump’ın İsrail’le normalleşmesini istediği ülkelerden üçü, iki buçuk ay sonra Mekke’de askerî ittifak oluşturdu. ★★★ Asıl soruya gelelim... Türkiye kime karşı ittifak yaptı? İsrail’e karşı mı? İran’a karşı mı? Her ikisine karşı mı? Yoksa değişen dünya düzeninde, kendi güvenlik alanını mı genişletiyor? Çünkü ittifak kurmak, yalnızca dost kazanmak değildir. İttifak ülkesinin düşmanına da düşman olmaktır. ★★★ Yarın, Suudi Arabistan’a yönelik İran saldırısı, Türkiye’ye yapılmış mı sayılacak? Pakistan-Hindistan savaşı çıkarsa, Türkiye’nin yükümlülüğü ne olacak? ABD ile İran arasındaki çatışmada Suudi Arabistan hedef alınırsa, Türkiye çatışmanın tarafı mı olacak? Pakistan’ın nükleer silahları, bu ittifakın caydırıcılık sistemine dahil mi? Hindistan’ın nükleer gücü, hesaba katıldı mı? ★★★ Bir başka konu... Mısır neden yok? Süveyş Kanalı’nın sahibi... Büyük bir askerî güç... Eğer amaç gerçekten İsrail’i dengeleyen bir Orta Doğu güvenlik sistemi oluşturmaksa, Mısır’ın olmadığı bir denklem eksik değil mi? Daha da önemlisi... İran neden yok? İran’ı dışarıda bırakan bir Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan ekseni nasıl okunur? İran’a karşı Sünni kuşak... ★★★ Türkiye’nin İran’la yaklaşık dört asırlık stratejik sınır dengesi var. Ve Türkiye’nin çevresinde zaten yeterince fay hattı bulunuyor. Ankara’nın ihtiyacı, yeni fay hatları değil... Var olan fay hatlarının üzerinde denge kurmaktır. ★★★ Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’la elbette işbirliği yapmalıdır. Savunma sanayiinde... Teknolojide... Ticarette... Enerjide... Ama ekonomik ve askerî işbirliği başka şeydir. Başka devletlerin savaşlarına taraf olmak, başka şeydir. ★★★ İttifak imzalanmadan önce... Türkiye’nin Suudi Arabistan’a sorması gereken basit bir soru vardı: 2015’te, Washington’da açıklanan Büyük Kürdistan planı hakkında bugün ne düşünüyorsunuz? Bunun cevabı alınmadan... Mekke’deki imzayı, “tarihî kardeşlik” olarak sunmak mümkün mü? ★★★ Türkiye’nin Suudi Arabistan’la dost olmasına kimse karşı çıkamaz. Pakistan’la stratejik ilişkilerini geliştirmesi son derece doğaldır. Ama... Türkiye, daima Ankara’dan bakmalıdır. ★★★ Ve jeopolitiğin değişmeyen bir kuralı vardır: Dostluklar değişir. İttifaklar değişir. Hükümetler değişir. Tehditler değişir. Ama... Coğrafya değişmez... İttifak önemlidir; ama devlet hafızası daha önemlidir.