NATO Zirvesi, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da yapılacak. Ankara’da hummalı bir çalışma devam ediyor yollar asfaltlanıyor, her tarafta devasa panolar yer alıyor. Panolar yoluyla istenmeyen görüntülere perde çekiliyor. Milyarlarca liramızın çöpe dönüştürüldüğü dinozorlu park da bunlardan biri, böylece buranın çirkinliği, önüne çekilen panolarla teyit edilmiş oluyor. Ama bu ucube görüntü nedeniyle halkın milyarlarını çarçur edenlerin çirkinlikleri yanlarına kâr kalıyor. Kimse bu büyük çarçur dosyasını açma cesaretini veya iradesini gösteremiyor.
Evet, Ankara’nın görünmesi istenmeyen yönleri renkli, pırıl pırıl, İngilizce ve Türkçe yazılarla destekli devasa panolarla örtülüyor. Panoların önü asfaltlanıyor, duvarlara dikey peyzajlar yapılıyor, şeritler boyanıyor, gözü tırmalayan ne varsa temizleniyor. Panoların önü malum. Peki panoların arkası? Oralarda biz “yerel halk” olarak bütün güzellikleri ve çirkinlikleriyle yaşamaya devam ediyoruz.
Panoların gölgesinde kalan ekonomi
Bakın o devasa panoların arkasında ekonomik olarak neler var: Açlık sınırının mayıs sonu itibarıyla 35.759 lira, yoksulluk sınırının 116.478 lira olduğu bir ülkede, 20.000 liralık en düşük emekli maaşı ve 28.075 liralık asgari ücretle yaşam mücadelesi verenler var. Yılın ilk beş ayında maaşı %16.61 oranında erimiş emekli, asgari ücretli ve sabit gelirli var. Yüksek enflasyona rağmen yıl sonuna kadar aynı maaşa talim etmek zorunda olan milyonlarca asgari ücretli ile bayram ikramiyesine bir kuruş bile zam yapılmamış 16 milyonun üzerinde emekli, bu panoların hemen arkasında nefes almaya çalışıyor. Gıda enflasyonunda Avrupa’da açık ara birinci, dünyada dördüncü olmanın çaresizliğiyle kıvranan milyonlar, dünya liderlerine şirin görünmek uğruna harcanan milyarları alın teriyle ödediği vergilerle finanse eden esnaf, tüccar, sanayici, işçi ve çiftçi var. Tarife zulmü nedeniyle yılın başında aldığı maaş, gizli vergi zammıyla her gün eriyenler, kazancının neredeyse tamamını kira ve gıdaya ayırıp dünya nimetlerinden yararlanamayanlar var. Panonun önündeki asfaltta otomobil sürebilmek için bir otomobil parası da vergi vermek zorunda olanlar, bir telefon alabilmek için bir telefon parası vergi yükü altına girenler var.
Panoların gizleyemediği toplumsal çürüme ve adalet
Peki panoların saklamaya çalıştığı adalet ve toplum düzeni ne durumda? Ekmek kadar, su kadar adalete açlık çekenler var. Tutukluluğun istisna olması gereken bir hukuk sisteminde, muhalifseniz tutukluluğun cezalandırmaya dönüştüğü, yolsuzluk algı endeksinde sürekli daha kötü sıralara düşen bir Türkiye var. Hukukun üstünlüğü endeksinde gerilerken sefalet endeksinde yukarılara çıkan bir manzara var. Milyonların oylarıyla seçilmiş belediye başkanlarının panoların değil, parmaklıkların arkasında olduğu bir karmaşık yapı var. Birileri torpille kamu makamlarına paraşütle inerken, KPSS sınavlarına hazırlanmak için alın teri döken gençler var. Çaresizlik nedeniyle IBAN’ını kiraya veren, yasadışı kumarın ağına düşürülen, çocuk yaşta çete üyeliğine soyunup tetikçilik yapanlar var. Hak ettiği maaşı almak için yollara dökülmek zorunda kalan madenciler var.
Sistemin arka yüzü: Eğitim ve kamu
Panonun hemen arkasındaki okullarda ve kamu kurumlarında da durum farksız. Sadece bu yıl faize 2.7 trilyon ödeyecek ve 2.7 trilyon lira açık verecek bütçeye sahip bir ülke var. Çiftçinin, Tarım Kanunu’nun amir hükmüne rağmen hakkı olan destekleri alamadığı, tarihi rekor seviyeye ulaşan görev zararları pahasına borç batağına sürüklendiği bir hikaye var. İstisnalarla delik deşik edilen kamu ihale sistemi nedeniyle yolsuzluğa açık yöntemlerin öne çıktığı bir düzen var. Tasarruf tedbirlerine inat “diğer” kalemlerinin şiştiği, bütün bunlar olurken bando malzemesi alımlarının tavan yaptığı bir yapı var. Okullarında hijyen ve güvenlik sorununu çözememiş bir Milli Eğitim, özel okullarda kölelik sisteminde çalıştırılan 177 bin öğretmen ve her yıl artan eğitim fiyatları altında ezilen milyonlarca veli var.
Ülke insanının alın teriyle ödediği vergilerle yabancı ülke liderlerine modern bir Türkiye imajı çizmeye çalışabilirsiniz. İki günlük bir zirve için milyarlar harcayarak yaptığınız peyzaj çalışmaları birilerinin gözüne hoş gelebilir veya bunları hiç görmeyebilirler bile. Ama unutmayın, bir ülkenin imajı iki günü kurtarmaya yönelik aşırı makyajla oluşmaz. Ülkenin imajı tarafsız hukuk sistemiyle, güçlü ekonomiyle ve kendi insanına değer veren bir yönetimle oluşur.
NATO Zirvesi’ne katılacak ülkelerin istihbarat raporlarında panolarınız ve peyzaj çalışmalarınız yer almıyor. Görmek istemediğiniz bütün acı çıplak gerçekler zaten önlerinde, sahip oldukları uydularla sizin panonuzun önünü de arkasını da görüyorlar. Kendinizi boşa kandırmayın, vergilerimizi imtiyazlılara aktarmayın.
Ancak unutulmamalıdır ki, sadece uydular veya yabancı liderler değil, ilahi adalet de her şeyi tüm çıplaklığıyla görüyor. Ne diyordu Mevlana: “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol!” Kadir-i Mutlak, “Basar” sıfatıyla gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da görmüyor mu?