O kömür ocağının 350 metre derinliğinde iftardaydım

Ankara’da maden işçilerinin iki ayrı eylemi var. İkisi de aynı patrona ait Ankara-Çayırhan ve Elazığ’daki iş yerlerinde çalışanlar. Ankara’da Türkiye Maden İşçileri Sendikası bir tarafta, Bağımsız Maden İşçileri Sendikası başka bir alanda aylardır eylem yapıyor. Kamuoyunun artık yakından bildiği holdingden alacaklarını tahsil edene kadar bu eylemlerin devam edeceğini sendika liderleri söylüyor.

Çayırhan’da bulunan kömür ocaklarının ve termik santralinin özelleştirilmesine sendika ve işçiler karşı çıkmıştı. “Eylem” dediler. 1300 işçi, işi durdurmadan eyleme başlamışlardı. Mesaisi biten 500 civarında işçi kendilerini ocağa kapattı. Ocaktan çıkmıyorlardı. “Maden vatandır, vatan satılmaz”, “Ankara, Ankara duy sesimizi; bu gelen madencinin ayak sesleri” diyorlardı. Kış ortasında Ankara’nın göbeğindeki çıplak eylemciler, görenlerin içini sızlatıyordu.

SÖZLER VERİLDİ, EYLEM BİTTİ

Aralıklı da olsa 112 gün süren eylem, işçilere haklarının eksiksiz verileceğine ilişkin sözlerle son buldu. Türk İş Genel Başkanı Ergün Atalay, Türkiye Maden İşçileri Sendikası Genel Başkanı Nurettin Akçul, işçileri kapandıkları ocaktan çıkardı. Çayırhan kömür ocakları ve termik santrali Akçadağ şirketine geçti. Termik santralin bakımı yapıldı, üretim arttı. Maden üretimini artırmak için gerekli planlama ve yatırımlar yapıldığını rakamlarla Genel Müdür Oytun Kutay’dan, 30 yıldır hep aynı yerde çalışan Maden İşletmeleri Direktörü Faik Ustabaşı’ndan dinlemiştim.

Ergün Atalay, her ramazanda bir iftarı yeraltında maden işçileriyle birlikte yapıyor. Nurettin Akçul’la iftar için Çayırhan’a giderken ben de yanlarındaydım. Şirket yönetim binasına gidip madenci kıyafetlerimizi giydik. Ayakkabısı, gözlüğü, kulaklığı, bareti, lambası, kabanı, oksijen maskesi derken her şeyimiz tamam. Ocağın ağzında uyarıcı levhalar var. Bir tabelada da, “Şakalaşma, kazaya yol açar” uyarısı bile yazılmış.

O OCAKTA İFTAR

“Kulikar” bizi bekliyor. “Kulikar” madenciler için en önemli bir araç. Ray ve halat üzerinde yavaş yavaş ilerleyen bu aracın sesine, hemen yanımızdan taşınan kömürü görüyoruz. Yer altı ayrı bir dünya. Özenle tahkimatı yapılmış yüksek duvarlar, tavanlar, bazı yerlerde gördüğüm çok kalın zincirlerin işlevi vardı. Yüksek tavanlı, son derece bakımlı olan yolda sürekli yer altı derinliklerine doğru iniyoruz.Yeraltına 350 metre derinliğe inmiştik. Tam anlamıyla birer demir yığını olan “Kulikar”ın durduğu yerde masalar kurulmuş, iftar hazırlıkları tamamlanmıştı.

O vardiyaya işçiler saat 16.00’da girmişti. 24.00’e kadar çalışacaklardı. Üç vardiya halinde çalışmalar sürüyor. Maden İşletmeler Direktörü Faik Ustabaşı, “Çayırhan işletmeleri tam anlamıyla bir okuldur. Bazılarının babalarıyla çalışmıştım. Onlar emekli oldu, şimdi evlatlarıyla çalışıyoruz. Biz burada bir aileyiz” diyor.

“Kulikar”la gidişte de dönüşte de özenle hazırlanmış, asılmış uyarı levhaları görmüştüm. İş Güvenliği Koordinatörü Oğuz Karahan, işçi sağlığı ve güvenliğine büyük önem verilmesi gerektiğini belirtti, yalnız uyarıcı levhalar değil, bu konuda eğitime de önem verdiklerini söylüyor. Ülkemizde son yıllarda yerli kömür, işletmeler için pahalı geliyor, o yüzden ithal kömüre büyük yöneliş var. Türk İş Genel Başkanı, “Devlet, yerli kömür üreticilerinin sesine kulak vermeli, yerli ve milli kaynaklar kullanılmasını teşvik etmeli” diyor.

GİDENE “HAYIR OLA”, GELENE “GEÇMİŞ OLSUN”

“Kulikar”a binip yer altına inecek işçilere dışarıda bulunanlar, “Hayır ola” diyor. İşçiler yer altına inerken arkadaşları tarafından hayırlı olsun dileğiyle uğurlanıyor. Mesaisi biten işçi, “kulikar”den inerken onları karşılayanlar, “Geçmiş olsun” diyor. Yani kazasız-belasız döndüklerinden mutlu oluyorlar. Gidene “Hayrola”, dönüne “Geçmiş olsun” denilmesi de madencilikte bir gelenektir. Bir gelenek daha var. Yer altında işçiler arasında bir olumsuzluk, tartışma yaşansa bile bu asla yer üstüne taşınmaz. Onlar yer altında gömülür. Vardiyalar arasında da yarışlar olur. Anılar anlatılır. Yer altında dostluk bir başkadır.

Yer üstüne çıktığımızda hava kararmıştı. Binanın girişinde ki soba gürül gürül yanıyordu. Orada sıcak sohbetler de yapılır. Türk İş Genel Başkanı, telefonla Akçadağ Enerji’nin sahibi Furkan Akçadağ ile telefonla konuşup teşekkür etti. Hemen yakınındaki bir kömür ocağında ise üzücü olaylar yaşanıyordu. Kömür ocağında ve termik santralde çalışan 750 işçi düzenli maaş alamamaları nedeniyle ramazanda eyleme başlamıştı.

İŞTE O NOKTADA

Yerin 350 metre derinliğinde iftar yaptığımız ocakta, önceki akşam kaza oldu. 15 yıllık maden işçisi Erdi Tolga Kahveci hayatını kaybetti. Dün; memleketi Bartın Gökçebey’de toprağa verildi. Kazanın neden olduğu, alınması gereken ama alınmayan önlem olup olmadığı bilirkişi incelemesi sonucu ortaya çıkacak. Türkiye Maden İşçileri Sendikası Genel Başkanı Nurettin Akçul, kaza ile ilgili olarak bize şunları söyledi:

“İlk bulgular, üretim ayağında tavanı tutan şiltlerin arkasında göçük oluşmuş. Göçük nedeniyle hava basıncının arttığı ve savrulmaya neden olduğu bildirildi. Hayatını kaybeden kardeşimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza şifa diliyorum.”

Yeraltında ayrı bir dünya var. Orada işçi kardeşlerimizle geçirdiğim saatleri ve sohbetleri, iftarımızı unutamam. Acaba o gün iftarda karşımda oturan Erdi Tolga Kahveci miydi ya da yaralanan diğer işçilerimiz mi bilemiyorum.

Yazarın Diğer Yazıları