O protestoyu, bakan bir gün sonra öğrendi

Nehir ve Nevin üniversite birinci sınıf öğrencisi. Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin’in Kadıköy Anadolu Lisesi’ni ziyareti öncesinde “Protesto pankartı” astı. Pankartta, “Bize gelecek yoksa, sana huzur yok. Yusuf Tekin istifa!” yazılıydı. İki öğrenci, pankart yüzünden tutuklandı, Bakırköy Cezaevi’ne gönderildi. Bu kez tutuklamayı protesto amacıyla bazı üniversitelerde aynı içerikli pankartlar asıldı. Altına bir siyasi partinin adı yazıldı.

Böyle bir olay, Fransa’da lise öğrencilerinin eğitimi protesto eylemini hatırlattı. Devlet, benzer bir olayın ülkemize sıçramaması için her türlü önlemi aldı. İki öğrencinin tutuklanmasını hakim, şu gerekçeye dayandırdı:

TUTUKLAMA, “ÖLÇÜLÜ” BULUNDU

“Şüphelilerin üzerine atılı birden fazla kişi ile tehdit suçunu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesi bulunduğunu gösterir (Kolluk tutanakları, şüphelilerin savunmaları, araştırma tutanakları, görüntü tespit tutanakları, şüphelilerin pişmanlık göstermemeleri gibi) somut delilleri bulunuyor. ‘Sana huzur yok’ şeklindeki ibarenin, kişinin geleceğine yönelik şahsın huzur ve hürriyetine açıkça tehdit ve gözdağı niteliğinde olarak değerlendirilmiştir.

Delillerin tam olarak toplanmamış olduğu ve delillerin karartılma ihtimali bulunması, şüphelilerin kaçma şüphesi taşıması, şüphelilerin üzerlerine atılı suç için, kanunda öngörülen ceza miktarı dikkate alındığından adli kontrol tedbiri mevcut soruşturma yönünden yetersiz kalacaktır. Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu anlaşıldığından, şüphelilerin Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 100 ve devam eden maddeleri gereğince ayrı ayrı tutuklanmalarına karar verilmiştir.”

UZAYACAK GİBİ

İki öğrenci cezaevine gönderildi. Suç kanıtlarının tam olarak toplanmadığı hakim kararında belirtiliyor. Bunların ne zamana kadar toplanacağı da bilinmiyor. Bu bilinmediği için tutukluluğun ne kadar sürebileceği de belli değil.

En çok duyduğumuz cümlelerden birisi, “Tutuklama, en son başvurulacak yöntemdir” deniliyor. Bunun için kişinin kaçma olasılığının yüksek olması gerekiyor. Savcı tutuklamaya sevk etmiş, hakim kaçma şüpheleri olduğu gerekçesiyle kızları tutuklamış. Bir an önce suç kanıtlarının toplanması ve tutukluluğun tutuksuz yargılanmalarını, öğrenim haklarından mahrum bırakılmamalarını diliyoruz.

NE ÖĞRETMEN, NE BAKAN?

Bir pankart asılması nedeniyle tutuklananların lise öğrencisi olduğu belirtildi. Sonra, bunların üniversite birinci sınıf öğrencileri olduğu anlaşıldı. Muharrem İnce, siyasete atılmadan önce fizik öğretmenliği yapıyordu. Öğrencilerin tutuklanmasına öfkelendi, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e hitaben, “Siz ne öğretmen olabilirsiniz ne de Millî Eğitim Bakanı!” dedi ve anılarıyla sözlerini şöyle sürdürdü:

“Lisede öğretmenimin arabasının egzozuna patates tıkadım. Beni gördü, yanına çağırdı. Ne bağırdı ne kızdı. Uzun uzun neden yanlış yaptığımı anlattı. Çünkü öğretmenlik bunu gerektiriyordu. Yıllar sonra öğretmenlik yaptığım sınıfta bir öğrencim, herkesin içinde bana söylenmemesi gereken sözler söyledi. Cezalandırmadım. Karşıma aldım, neden yanlış yaptığını anlattım. Çünkü öğretmenlik bunu gerektiriyordu.

KARŞILIĞI TUTUKLAMA OLMAMALI

Gençler hata yapar. Öğretmenin görevi, onları cezalandırmaktan önce yanlışlarını öğretmektir. İki kız çocuğu Milli Eğitim Bakanı’nı protesto ettikleri için tutuklanmış!

Protesto etmek ne egzoza patates tıkamaktır ne de hakaret etmektir. Demokratik bir hakkı kullanmaktır. Hakaret varsa bile bunun karşılığı tutuklama olmamalıdır. ‘Ülke daha ne kadar kötüye gidebilir’ diye soruyoruz; her gün daha kötüsünü görüyoruz.

Millî Eğitim Bakanı’nın görevi, kendisini protesto edenleri tutuklatmak değil, gençlerin neden tepki gösterdiğini anlamaya çalışmaktır. Bir bakan, eleştiriye tahammül edemiyorsa gençlere demokrasi, ifade özgürlüğü ve hoşgörü konusunda ne öğretebilir?

Kendisini protesto eden iki kızın tutuklanmasıyla sonuçlanan bu anlayış, eğitimin değil, baskının anlayışıdır. Gençlere düşüncelerini ifade ettikleri için ceza vermek, onlara demokrasi öğretmek değil, susmayı öğretmektir.”

BAKAN TEKİN NE DİYOR?

Hep şöyle biliniyor: Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Bize gelecek yoksa, sana huzur yok. Yusuf Tekin istifa!” yazılı pankarta kızdı ve bunu astıkları öne sürülen iki üniversite öğrencisinden şikayetçi oldu, bu yüzden öğrenciler de tutuklandı. Bu durumu Milli Eğitim Bakan Tekin’e sordum. Yanıtı şöyle oldu:

“Ben Kadıköy Anadolu Lisesi’ni ziyaret etmeden önceki gece böyle bir durumun yaşandığını, bir gün sonra basından öğrendim. Pankartın ne zaman asıldığı, kimin müdahale ettiğinden bir bilgim yok. Emniyet, adli, idare boyutlarıyla bir sürecin işlediğini görüyorum. Söz konusu eylemi gerçekleştirenlerden şikayetçi olduğum da doğru değil.”

Mahkeme, kuşkusuz bakanın şikayetçi olmamasını değerlendirecektir ama bakanın şikayetçi olmaması da yetmiyor. Bu tür olaylar güvenlik gerekçelerine, kamu düzenini bozma girişimine dayandırılıyor.

Yazarın Diğer Yazıları