Öğrencilere ne oluyor?

Türkiye’de ne yazık ki, kitlesel korkunun en ağır hissedildiği yaşam alanı artık okullar oldu. Yeni eğitim yılının ilk 3 haftasında, 6 okulda yaralanmalı ve ölümlü saldırılar yaşandı. Öğretmenler, öğrenciler, çaresizlik ve tedirginlikle çırpınıyor. Çocuğunu okula yollayan anneler, “Çocuğum inşallah okuldan sağ salim döner” diye dua eder hale geldi. “Bizim zamanımızda okullar böyle değildi. Öğrencilere ne oluyor?” sorusunun cevabı için eğitimi 25 yıldır kimlerin yönettiğine bakmalıyız. Milli Eğitim Bakanı koltuğuna oturtulan 9 bakanın lisans eğitimi; Erkan Mumcu (hukuk), Hüseyin Çelik (edebiyat), Nimet Çubukçu (hukuk), Ömer Dinçer (işletme), Nabi Avcı (uluslararası ilişkiler), İsmet Yılmaz (denizcilik-hukuk), Ziya Selçuk (eğitim), Mahmut Özer (mühendis), Yusuf Tekin (kamu yönetimi)...

KOLTUKLAR ÇÜRÜDÜ

Eğitim sisteminde çöküş, MEB koltuğuna liyakatsiz atamalarla başladı. AKP’nin atadığı ilk eğitim bakanın ilk emri, “Okullara fotoğrafımı asın”, ardından “Okulları, öğretmen olmayan müdürler yönetecek” diye çıkıştı. 4 ay sonra koltuktan kaldırıldı. Yerine gelen, öğretmenleri ifşa etme, yargılatma tehditleriyle MEB koltuğuna oturdu. Okullarda artan şiddet, 25 yıl önce ilk alarmını vermişti. Bakan, “Gelişmiş ülkelerdeki okullarda şiddet, Türkiye’den daha çok. 60 bin okul var. 1 güne 19 olay düşüyor” diyerek küçümsedi. 22 Temmuz genel seçimlerinden bir gün önce, 10 bin eğitimciyi görevden aldı. “Sınıfta çocuk bırakmayın” emri, disiplinsiz eğitime yol verdi. “MEB’i otomatik pilota bağladık” dedi, gitti.

CAMİDEKİ GÜVERCİNLER

Yürüyüşündeki rüzgarlar çam deviren en havalı bakan, MEB koltuğuna oturdu. Hukukçuydu. Görme engelli öğrenciye, “Ankara’da nereleri gördün?” sorusu efsane (!) oldu. KPSS soruları çalındı. Karı-kocalar, noktası virgülü aynı puanı aldı. Okul müdürlükleri, öğretmen kürsüleri, o puanlarla işgal edildi. “Bu işin dışında kalmayı tercih ettim” dedi. Üstteki koltuk da onu görevden almayı tercih etti. “Öğretmen olmak isteyenleri, Eminönü’ndeki caminin önünde bekleyen güvercinlere benzetiyorum. Bekliyorlar ki, biri önlerine yem atsın” diyen işletmeci, bir şahin edasıyla MEB koltuğuna oturdu. Veliye laf eden öğretmenin ümüğüne çökmeyi, serbest kıyafet isteyen öğrenciye karışan müdürün saçını keseceğini söyledi.

GECE YARISI KATLİAMI

Cumhuriyet tarihinin en kitlesel eğitimci bürokrat katliamına, kanun hükmünde kararnamelerle 2014’te imza attı. Müsteşar yardımcıları, genel müdürler, daire başkanları, il ve ilçe milli eğitim müdürleri, okul müdürleri, yardımcıları, 500 bine yakın eğitimciyi bir gece yarısı görevden aldı. Biricik sendika (!) atanacak isimleri listeledi. 1 milyon öğretmenin olduğu MEB teşkilatında anaokulu hatta anasınıfı öğretmenlerine kadar okulları, siyasal kadrolara bırakıp, o da gitti. Eğitimci bir isim sonunda bakan koltuğuna oturtulsa da özel okul patronuydu. Bilimsel eğitimden uzaklaşılırken, süt dökmüş kedi gibi sustu. Tansiyonları tavan yaptı. Sonunda kalp krizi geçirdi. Görevden affını istedi, okuluna çekilip, sustu.

SİLAHLANMA ŞİİRLERİ

Yeni bakan, uluslararası ilişkiler mezunuydu. Medreseleri savunsa da bilimin kalesi ODTÜ mezunu. Eğitime o kadar uzaktı ki, sınav sistemini hiç bilmiyordu. “Yanlışlar doğruları götürmüyor” yanlışını, “Yanlışlar, doğruları götürüyor” diyen müsteşarı düzeltti. Ödev veren öğretmene soruşturma açtı. Okullarda disiplin bozuldu. Eğitim yılı açılışında 2. sınıf öğrencilerine Ağaç Okul adlı şiir kitabı dağıttı. Ama ne şiir! “Çocuklar savaş oyunu oynuyor. Kovalıyor, yakalıyor ve öldürüyorlar. Amaçları, benzemek mücahit ağabeylerine. Müslüman çocuklar, savaşmaya gelin. Harçlıklarınızı, hiç olmazsa mermi almak için yollayın.” 7 yaşındaki çocukların zihnine silahları, savaşları sokup, gitti.

EĞİTİMCİLER YÖNETSİN

MEB’i yeniden inşa etmesi için mühendisi bakan yaptılar. Türkiye Maarif Vakfı’nın çifte maaşlılarındandı. Tarikatlar, cemaatler sınıflara doldu. Öğretmenleri ayakta bekletip, cübbeli sarıklı tarikatçılara vaaz verdirdi. MEB Yusuf Tekin mi? Okul saldırıları uykularını kaçırdığını işittim. Koltuk kaydıkça, çırpınıyor. AKP’nin en başarısız olduğu alan eğitim! Liyakatsiz kadrolaşma, diplomaların değerini sıfırladı. Eğitimle bir yerlere gelme umutları öldü. Erdemsizlik, uyanıklık oldu. İdeolojik baskı ve teknolojik başıbozukluk, öğrencileri okullardan soğutup, suç eğilimlerini artırdı. 15’lik katil çocukları yaratan sistemsiz eğitimi kuranlar, okullarda çocukların cinayete kurban gitmesinin mesulüdür. Eğitimde çürüme 1 yılda, 1 ayda, 1 günde değil, bakan koltuğuna ilk liyakatsiz atama ile başladı. Eğitimi, eğitimcilerin yönetmesi hayati önem taşıyor.

Yazarın Diğer Yazıları