Öğretmeni coplatırsan!

Ne istediler ki! Bize de “Cumhur-başkanı’na verdiğiniz kadar maaş verin” mi dediler? Öğretmenlere; “üç koltuklu-beş koltuklu parti bürokratlarına sunduğunuz aylık gelirin hiç değilse yarısını verin” isteğinde mi bulundular?

Hak talep ettiler.

Eşitlik beklediler.

★★★

Ankara’da 13 gün açlık grevine yattılar. İstedikleri; “taban maaş güvencesinin” yeniden yasaya eklenmesiydi. Mülakat pususu, öğretmen atamalarında fırsat eşitliğini bozuyor dediler. Polis copuyla, biber gazıyla hırpalandılar.

Öğretmen dövme.

Öğretmen coplama.

Öğretmen susturma.

Öğretmene gaz sıkma.

Öğretmen bayıltma.

Öğretmen kelepçeleme.

Öğretmen boğazı sıkma.

Öğretmene yalancı deme.

Eğitim müfredatı oldu!

★★★

İyi düşünmek gerekir.

Ve şu soruyu sormak:

20 milyondan fazla öğrencisi, 2 milyona yakın öğretmeni, 65 binden fazla okulu olan Türkiye, bu noktaya nasıl geldi? En iyi okullar en iyi öğretmenlere sahip oldukları için var olurlar. Toplumu yüceltirler. İyi okulları çoğaltmak için iyi öğretmenleri çoğaltmak gerekir. Tersi yapıldı.

★★★

Sonuç ortada.

İyi öğretmenleri, bütünüyle siyasi kinlenme ölçüsüyle, okullarından koparıp sürdüler. Liyakat, eşitlik, adalet, hak, hukuk yok sayıldı. Kıdemli öğretmen, doktorası olan öğretmen, yüksek lisansı olan öğretmen, başarı belgesi olan öğretmen, üstün başarı göstermiş öğretmen, yıllardır aynı okulda görev yapan öğretmen okullarından edildiler, öğrencilerinden koparıldılar.

★★★

Öğretmeni aldığı maaşla geçinemeyecek duruma soktular. Öğretmenlerin, Türkiye’nin yaratıcı beyinlerini bulup çıkartma ve eğitme mesleğini, tek adam rejimine kurban ettiler.

Sonuç şu oldu:

Çocuk ilkokula başlıyor.

Birinci sınıfı geçiyor.

Zeka düzeyi düşüyor.

İkinci sınıfı da geçiyor.

Zeka düzeyi
yine düşüyor
.

★★★

Bu noktaya şöyle gelindi:

Son 24 yılda 9 Milli Eğitim Bakanı değiştirildi. 23 yılın ilk 15 yılında okullara bilerek, isteyerek FETÖ sızdırıldı. FETÖ ile iktidar kavgası çıktı, Milli Eğitim’den FETÖ temizlendi, yerine tarikatlar sızdırıldı. Bakanlığın 1 müsteşarı vardı. Müsteşarlık kaldırıldı yerine 4 bakan yardımcılığı getirildi. Bakan yardımcıları iktidar partisinin militanı olmuş kişilerden seçildi. 24 yılın sonunda Türkiye OECD ülkeleri içinde öğretmen maaşlarının en düşük olduğu ülke haline getirildi ve öğretmenleri “Bütçede Milli Eğitim’in payı artırılsın” diye yürüyüş yapınca polisin onlara “süpürme” uyguladığı ülke Türkiye oldu.

H H H

Biz polisinin öğretmeni Ankara’da coplayıp süpürdüğü bir ülke görüntüsü içinde olmak istemiyoruz. Halkın yüzde 70’den fazlası; iktidar ittifakına “adaletsiz, hukuksuz, yalancı, beceriksiz, koltuk düşkünü, siyasete hileyi, darbeyi, çelmeyi, yalanı, butlanı sokan, dişleri çekilmiş kukla muhalefet yaratarak seçime hile sokan” damgasını vurdu.

Anketler yapılıyor:

Gelecek için umudunu yitirdiğini söyleyenlerin oranı yüzde 70’i geçti. Toplum, kırgınlığı, kızgınlığı, yorgunluğu, adaletsizliği, tek adama dayalı rejimi atmak için muhalefete sarıldı.

PORTAKAL SANDIĞI ÜSTÜNDEN

Öğretmen ordusu!

Tayyip Erdoğan, sarayda oturuyor. Öğretmen dövdürüyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nu da genel merkez cam plazasında koltuğa “butlancı yapıp” oturttu. Özgür Özel, portakal sandığı üstüne çıkmalı. “Eğitimde hangi değişikleri, nasıl yapacaklarını, öğretmen ordusunu Türkiye’nin yeniden kalkınma, demokrasi, yüksek adalet, yüksek ahlak ve yüksek uygarlık hamlesine hangi ölçülerle, hangi modelle sokacağını” anlatmaya başlaması iyi olur.

Yazarın Diğer Yazıları