Öldükten sonra cesedini çaldılar, 24 yıl sonra toprağa verildi
Eva Peron, 33 yaşında hayatını kaybettiğinde milyonlarca kişi onu son yolculuğuna uğurladı. Ölümünün ardından yaşananlar, Arjantin tarihinin en karanlık olaylarından birine dönüştü. Mumyalanan bedeni askeri subaylar tarafından kaçırıldı, yıllarca gizli yerlerde saklandı ve sahte bir kimlikle İtalya'da toprağa verildi.
Arjantin'in en güçlü kadınlarından biri olan Eva Peron, 33 yaşında hayatını kaybettiğinde milyonlarca insan yasa boğuldu. Ölümünün ardından yaşananlar ise ülke tarihinin en karanlık olaylarından birine dönüştü. Mumyalanan bedeni askerler tarafından kaçırıldı, yıllarca gizli yerlerde saklandı ve hatta bir subay tarafından savaş ganimeti gibi sergilendi. Bu sırada yaşanan korkunç bir olay ise hikâyeyi daha da trajik hale getirdi.
Yoksul bir kızdan Arjantin'in en güçlü kadınlarından birine dönüştü
Eva María Duarte, 7 Mayıs 1919'da Arjantin'in Buenos Aires eyaletindeki Los Toldos kasabasında dünyaya geldi. 5 çocuklu, yoksul bir ailenin üyesiydi. Çocukluk yıllarında yaşadığı maddi sıkıntılar ve toplumsal dışlanma, ilerleyen yıllarda yoksullara yönelik çalışmalarını etkiledi.
Henüz 15 yaşındayken oyuncu olma hayaliyle Buenos Aires'e gitti. İlk yıllarında çeşitli zorluklarla karşılaşsa da tiyatro, sinema ve radyoda iş bulmayı başardı. Özellikle radyo programları sayesinde tanınmaya başladı.
Hayatının dönüm noktası ise 1944 yılında yaşandı. Eva, dönemin önemli siyasi isimlerinden Juan Domingo Peron ile tanıştı. Kısa sürede evlenen çift, Ekim 1945'te ilişkilerini resmiyete taşıdı. Bir yıl sonra Juan Peron cumhurbaşkanı seçildi ve Eva, Arjantin'in first lady'si oldu.
Eva Peron, yalnızca protokol görevlerini yerine getiren bir eş olmakla yetinmedi. Fabrikaları ziyaret etti, işçilerle buluştu ve yoksullara yardım etti. Kadınların siyasi haklarını savundu. Kurduğu Eva Peron Vakfı aracılığıyla hastane, okul ve konut projelerine destek verdi.
İşçi sınıfı tarafından büyük sevgi gören Eva, halk arasında Evita adıyla anılmaya başladı, ancak siyasi rakipleri ve varlıklı kesimler arasında aynı ölçüde tepki topladı. Destekçileri onu yoksulların sesi olarak görürken, muhalifleri siyasi gücünü ve etkisini eleştirdi.
Hastalığı nedeniyle 40 kilonun altına düştü
Eva Peron, siyasi etkisinin zirvesindeyken ciddi sağlık sorunları yaşamaya başladı. 1940'ların sonlarında sık sık halsizlik ve bayılma nöbetleri geçiriyor, hızla kilo kaybediyordu.
Kasım 1951'de rahim ağzı kanseri nedeniyle ameliyat edildi, ancak hastalığın ilerlemesi nedeniyle sağlığı giderek kötüleşti.
Aynı dönemde destekçileri, cumhurbaşkanı yardımcılığına aday olmasını istiyordu. Binlerce kişi bu talebi desteklese de hastalığı ve siyasi çevrelerden gelen baskılar nedeniyle Eva adaylıktan çekilmek zorunda kaldı.
Sağlık durumu ağırlaşmasına rağmen halktan uzaklaşmak istemedi. Kadınların oy hakkı mücadelesinde önemli rol oynayan Eva, Kasım 1951'de hastane yatağından seçimlerde oy kullandı. Son dönemlerinde kendi kitabı Mesajım üzerinde de çalıştı ve metni başkalarına dikte ettirdi.
Halkın karşısına son kez 4 Haziran 1952'de çıktı. Eşi Juan Peron'un ikinci başkanlık döneminin başlangıcındaki törende, üstü açık bir araçla vatandaşları selamladı. Artık son derece güçsüzdü. Vücut ağırlığı 40 kilogramın altına düşmüştü.
Temmuz ayında komaya giren Eva Peron, zaman zaman bilinci yerine gelse de hastalığı yenemedi. 26 Temmuz 1952'de saat 20.25'te, henüz 33 yaşındayken hayatını kaybetti.
Milyonlarca kişi yas tuttu, eşi sıra dışı bir karar aldı
Eva Peron'un ölüm haberi Arjantin'de büyük bir üzüntüye yol açtı. Hükümet ulusal yas ilan etti. Son kez vedalaşmak isteyen milyonlarca kişi sokaklara döküldü.
Cenaze töreni günlerce sürdü. Tarihi kayıtlara göre 2 milyondan fazla insan Evita'ya veda etmek için toplandı. Onu yoksulların koruyucusu olarak gören destekçileri, ölümünden sonra azize ilan edilmesini bile istedi.
Eşi Juan Peron ise karısının bedeninin gelecek nesiller tarafından da görülebilmesini istiyordu. Bu nedenle cesedinin mumyalanmasına karar verdi.
Görev, İspanyol doktor ve mumyalama uzmanı Pedro Ara'ya verildi. Ara, ölümünden birkaç saat sonra başladığı işlemi yaklaşık bir yıl boyunca sürdürdü. Sonuç o kadar başarılıydı ki Evita'nın uyuyormuş gibi göründüğü söyleniyordu.
Mumyalanan bedeni, Buenos Aires'teki Genel İşçi Konfederasyonu binasında muhafaza edildi. Bu sırada kendisi için büyük bir anıt mezar yapılması planlanıyordu, ancak ülkedeki siyasi gelişmeler, bu planın gerçekleşmesini engelledi.
Askeri darbe sonrası cesedi gizlice kaçırıldı
Eva Peron'un ölümünden 3 yıl sonra Arjantin büyük bir siyasi krize sürüklendi. 16 Haziran 1955'te ordunun ve donanmanın bazı birlikleri, Juan Peron'u devirmek amacıyla Buenos Aires'i bombaladı. Saldırılarda 300'den fazla sivil hayatını kaybetti, en az 800 kişi yaralandı.
Aynı yılın eylül ayında Juan Peron askeri darbeyle iktidardan uzaklaştırıldı ve sürgüne gönderildi. Yeni yönetim, Peronist hareketin etkisini ortadan kaldırmak için harekete geçti. Parti yasaklandı, destekçilerine baskı uygulandı ve Peron ile Evita isimlerinin kullanılması sınırlandırıldı.
Askeri yönetimin karşı karşıya kaldığı en büyük sorunlardan biri de Eva Peron'un mumyalanmış bedeniydi. Yetkililer, naaşının Peronist destekçiler için bir direniş sembolüne dönüşmesinden endişe ediyordu.
Bu nedenle 22-23 Kasım 1955 gecesi askeri subaylar, Genel İşçi Konfederasyonu binasına baskın düzenledi. Albay Carlos Moori Koenig'in öncülüğündeki ekip, Evita'nın cesedini alarak ortadan kayboldu.
Ceset sıradan bir tabuta yerleştirildi. Yanına bayraklar, cenaze çelenklerinden alınan kurdeleler ve Papa XII. Pius'un daha önce hediye ettiği bir tespih konuldu.
Bundan sonra naaşın nerede tutulduğu devlet sırrı haline geldi. Askeri yetkililer cesedi yok etmeyi ya da nehre atmayı bile düşündü. Sonunda Hristiyan geleneklerine uygun biçimde, kimsenin bulamayacağı bir yere gömülmesine karar verildi.
Albay cesede takıntılı hale geldi, onu ganimet gibi sergiledi
Cesedin saklanmasıyla görevlendirilen Albay Carlos Moori Koenig, zamanla Evita'nın naaşına karşı tuhaf bir tutum geliştirdi.
Peronistlerin cesedin yerini öğrenmesinden korkan albay, naaşı sürekli farklı yerlere taşıdı. Askeri tesisler ve gizli adresler arasında dolaştırılan ceset hakkında halk arasında çeşitli söylentiler yayıldı. Kimileri yakıldığını, kimileri nehre atıldığını, kimileri ise ülke dışına çıkarıldığını düşünüyordu.
Bazı tanıklıklara göre cesedin geçici olarak saklandığı yerlere mumlar ve çiçekler bırakılıyordu. Bu durum, askeri yetkililerin takip edildikleri yönündeki endişelerini artırdı.
Albayın davranışları zamanla daha da sıra dışı bir hal aldı. İddialara göre Evita'nın cesedini bir süre askeri istihbarat binasındaki ofisinde tuttu ve ziyaretçilerine adeta bir savaş ganimeti gibi gösterdi.
Bu takıntı, dönemin tanıklarının anlatımlarına ve daha sonra yapılan araştırmalara da yansıdı. Albayın meslektaşı Hector Cabanillas, 1997 yapımı Evita, Huzursuz Mezar adlı belgeselde onun davranışlarındaki değişime dikkat çekti. Cabanillas'a göre albay, cesedin kontrolünü ele geçirdikten sonra giderek daha tahmin edilemez biri haline gelmiş ve aşırı alkol tüketmeye başlamıştı.
Olay, Arjantinli gazeteci ve yazar Rodolfo Walsh'a da ilham verdi. Walsh, 1965 yılında O Kadın adlı kısa öyküsünü kaleme aldı. Öyküde, bir albayın kimliği açıklanmayan bir kadının gizli cesedi hakkındaki konuşmaları anlatılıyordu. Kadının Eva Peron olduğu ise hikâyenin ilerleyen bölümlerinde açıkça anlaşılıyordu.
Öykünün sonunda albayın söylediği "O kadın benim" sözü, Evita'nın naaşı etrafında gelişen saplantının simgelerinden biri haline geldi.
Hamile eşini, evdeki sesleri hırsız sanarak vurdu
Evita'nın cesedinin gizlenmesi sırasında yaşanan en trajik olaylardan biri, operasyonda görev alan bir askeri subayın evinde meydana geldi.
Albay Moori Koenig'in çalışma arkadaşlarından Binbaşı Arandia, cesedin kaçırılmasındaki rolü nedeniyle Peronistlerin kendisinden intikam alacağından korkuyordu. Bu nedenle evinde bile sürekli tetikteydi ve silahını geceleri yanından ayırmıyordu.
Bir gece evden gelen sesleri duyan Arandia, içeri bir hırsızın ya da kendisini öldürmeye gelen bir siyasi rakibin girdiğini düşündü. Silahına sarılarak karanlığa ateş açtı.
Ancak hedefinde bir düşman yoktu. Kurşunlar hamile eşine isabet etti. Kadın, aldığı yaralar nedeniyle hayatını kaybetti.
Böylece Eva Peron'un cesedini gizleme operasyonu, yalnızca siyasi çatışmaların değil, masum insanların da hayatını kaybettiği karanlık bir sürecin parçasına dönüştü.
Sahte kimlikle İtalya'ya gönderildi
Cesedin saklanması giderek zorlaşınca askeri yönetim yeni bir plan hazırladı. Bu kez görevlendirilen isim Albay Hector Cabanillas oldu. Amacı, Evita'nın naaşını Arjantin dışına çıkarmak ve bir daha bulunamayacağı şekilde gizlemekti.
1957 yılında bazı kilise temsilcilerinin de yardımıyla gizli bir nakil operasyonu gerçekleştirildi.
Aynı yılın nisan ayında Milano'ya, yıllar önce Arjantin'de öldüğü öne sürülen Maria Maggi de Magistris adlı İtalyan bir kadına ait olduğu belirtilen bir ceset getirildi. Ancak bu kimlik yalnızca bir örtbas planının parçasıydı. Taşınan beden, Eva Peron'a aitti.
Naaş, Milano'daki Muzzoco Mezarlığı'nın 86. bölümünde bulunan 41 numaralı mezara defnedildi. Operasyon o kadar gizli yürütüldü ki mezarla ilgilenen kişiler bile aslında kimin orada yattığını bilmiyordu.
Giuseppina Airoldi adlı bir rahibe, Rahibe Pina adıyla tanınıyordu. Yıllar boyunca Maria Maggi de Magistris olduğuna inandığı kadının mezarına çiçekler bıraktı.
Evita, böylece 14 yıl boyunca İtalya'da sahte bir isimle gömülü kaldı. Bu sırada eşi Juan Peron, ailesi ve destekçileri naaşın nerede olduğunu öğrenmek için mücadele ediyordu.
Eski cumhurbaşkanının kaçırılması dengeleri değiştirdi
Eva Peron'un cesedinin akıbeti, 1970 yılında yeniden Arjantin siyasetinin gündemine taşındı.
Juan Peron'u deviren askeri darbenin önemli isimlerinden eski cumhurbaşkanı Pedro Eugenio Aramburu, Montoneros adlı gerilla örgütü tarafından kaçırıldı.
Örgüt üyeleri, Aramburu'yu Eva Peron'un cesedinin kaçırılmasından ve kaybolmasından sorumlu tutuyordu. Talepleri arasında naaşın yerinin açıklanması da vardı.
Aramburu, kaçırılmasından birkaç gün sonra öldürüldü. Cesedinin bulunmasıyla ülkedeki siyasi kriz daha da derinleşti.
Yaşanan gelişmeler, askeri yönetim üzerindeki baskıyı artırdı. Sonunda yetkililer, İspanya'da sürgünde yaşayan Juan Peron ile görüşmelere başladı. Yıllardır devam eden belirsizliğin ardından Eva Peron'un naaşının iadesi konusunda anlaşmaya varıldı.
16 yıl sonra eşine teslim edildi, bedeni büyük hasar görmüştü
3 Eylül 1971'de, kaçırılmasından yaklaşık 16 yıl sonra Eva Peron'un cesedi Madrid'de Juan Peron'a teslim edildi.
Bir gün önce Albay Cabanillas, Milano'daki mezarlığa sahte bir kimlikle gitmiş ve Maria Maggi de Magistris adıyla gömülen naaşı mezardan çıkarmıştı. Ardından ceset İspanya'ya götürülmüştü.
Yıllarca süren gizlilik ve sürekli yer değiştirme, mumyalanmış beden üzerinde ciddi hasarlar bırakmıştı.
Yapılan incelemelerde yüzünde ve vücudunun çeşitli bölgelerinde yaralanmalar tespit edildi. Cesedi ilk mumyalayan doktor Pedro Ara, bazı hasarların dikkatsiz taşıma ve saklama koşullarından kaynaklandığını belirtti.
1974 yılında restorasyon çalışmalarına katılan Domingo Telecea da bedende ek hasarlar kaydetti.
Naaşın Juan Peron'a teslim edilmesi, Arjantin tarihinin en dikkat çekici olaylarından biri oldu. Yıllarca adının anılması bile yasaklanan Evita, artık askeri yönetimin ortadan kaldırmaya çalıştığı siyasi hareketin en güçlü sembollerinden biriydi.
Ölümünden 24 yıl sonra nihayet toprağa verildi
Juan Peron, 1972 yılında Arjantin'e döndü ve 1973'te yeniden cumhurbaşkanı seçildi. Eva Peron'un naaşı bir süre daha İspanya'da kaldı.
Juan Peron'un 1 Temmuz 1974'te hayatını kaybetmesinin ardından cumhurbaşkanlığı görevini üçüncü eşi Isabel Martínez de Peron devraldı. Aynı yılın kasım ayında Eva Peron'un naaşının Arjantin'e getirilmesine karar verildi. Ceset, 17 Kasım 1974'te Buenos Aires'e taşındı ve Olivos başkanlık konutunda Juan Peron'un naaşının yanına yerleştirildi.
Ülkedeki siyasi çalkantılar henüz sona ermemişti. Mart 1976'da gerçekleşen askeri darbenin ardından yeni yönetim, eski cumhurbaşkanı çiftinin naaşlarını ayırdı.
Juan Peron'un bedeni Chacarita Mezarlığı'na taşındı. Eva Peron'un naaşı ise ailesine teslim edildi ve Ekim 1976'da Buenos Aires'teki ünlü Recoleta Mezarlığı'nda bulunan Duarte ailesinin mezarlığına defnedildi.
Yıllarca kaçırılan, farklı yerlere taşınan ve siyasi çatışmaların merkezinde kalan Evita'nın mezarı için özel güvenlik önlemleri alındı. Tabutu, yeni bir hırsızlık ya da saygısızlık girişimini önlemek amacıyla derinlere yerleştirildi ve kalın çelik levhalarla koruma altına alındı.
Böylece Eva Peron, ölümünden tam 24 yıl sonra nihayet toprağa verildi. Yaşarken milyonlarca insanın sevgisini kazanan Evita'nın bedeni, ölümünden sonra bile yıllarca süren siyasi mücadelenin merkezinde kaldı.