PKK başı devlet istiyor

27 Şubat 2025...

Türkiye için bir kırılma noktasıdır.

PKK terör örgütü başı, sözde “silah bırakma” çağrısı yaptı.

★★★

Gel gör ki...

Silah bırakılacağına, PKK’nın Suriye kolu SDG/YPG özerk bir yapıya dönüştü.

PKK’nın İran kolu PJAK, İran rejimini devirmek için ABD ile işbirliği yapma kararı aldı.

★★★

DEM heyeti, çağrı metnini okuduktan hemen sonra...

Heyetten Sırrı Süreyya Önder, terörist başı Öcalan’ın şu önemli notunu özellikle aktardı:

“Bu perspektifi ortaya koyarken şüphesiz silahların bırakılması ve PKK’nin kendini feshi, demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir notunu da bizlere iletti. Onu da sizinle paylaşmış olalım.”

★★★

Terör örgütünün gerçek amacı, bu cümlede yer alıyordu.

“PKK’nın kendini feshi, demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir.”

Bu notla, terörist başı ne demek istiyordu?

★★★

Bunun cevabını, eski Başbakan Binali Yıldırım gecikmeden veriyordu:

“Bu topraklarda Kürtler, Türkler, Süryaniler, Abazalar, Çerkezler var; vatandaşlık tanımı gözden geçirilebilir.

Yerel yönetimlere yetki devri yapılabilir.

Erdoğan’ın tekrar Cumhurbaşkanı adaylığının yolu açılmalıdır.”

★★★

Yani...

Anayasa’da değişiklik yapılarak, “Türk” olan vatandaşlık tanımı değiştirilebilir.

Yerel yönden güçlendirilmiş yönetimler oluşturulabilir.

Yani, özerkliğe doğru gidiş...

Ama bunun için, “Cumhurbaşkanı’na tekrar aday olmasının yolu açılmalıdır.”

Eski Başbakan’ın açıklaması, aslında bu karmaşık sürecin özetidir.

★★★

Bir yıl sonra, 27 Şubat 2026...

Terörist başının ikinci açıklaması, DEM heyeti tarafından okundu.

Açıklamada, hedef netleşti:

“Demokratik entegrasyon en az Cumhuriyetin başlangıcı kadar önemlidir... Demokratik entegrasyona geçiş, barış yasalarını gerekli kılar. Demokratik toplum çözümü ise siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel boyutlarda bir mimarinin, bir hukukun tesisini öngörür...”

★★★

Terörist başı Öcalan’ın, “Demokratik Entegrasyon” ile neyi kastettiğine bakalım...

“Ulus devlet” modelini reddediyor.

Yerel halkın kendi kendini yönetmesini ve özerklik verilmesini hedefliyor.

Etnik ve dilsel farklılıkların anayasal güvence altına alınması gerektiğini söylüyor.

★★★

“Demokratik Entegrasyon”un Türkçesi şudur:

Vatandaşlık tanımı ve eğitim dili değiştirilerek, “İkinci Cumhuriyet”e geçiş...

★★★

PKK başı, açıklamasında şöyle diyor:

“Negatif isyan dönemini, temelde tek taraflı bir irade ve pratikle aşmayı başardık...”

Bu cümleyle PKK’yı, Türkiye’de yaşayan Kürtlerin isyanı sonucu ortaya çıkan meşru bir yapı olarak tanımlıyor.

PKK’nın terör örgütü olmadığı, tüm Kürt yurttaşları temsil ettiği belirtiliyor.

Ve gelecekte, sözde “soykırım” iftirası için taşlar döşeniyor.

★★★

Açıklamada, diğer önemli bir konu:

“Son iki yüzyılda tersine çevrilmek istenen kardeşliğin önündeki engelleri kaldırıyor, kardeşlik hukukunun gereğini yapıyoruz...”

1923’te imzalanan Lozan’ın ve kurulan Cumhuriyet’in, kardeşliğin önündeki engel olduğunu söylüyor.

Lozan’ı, Cumhuriyet’i ve Atatürk’ü reddediyor.

★★★

Açıklamada, en kritik nokta:

“Demokratik entegrasyona geçiş, barış yasalarını gerekli kılar...”

Peki, “Barış” yasaları nedir?

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, hangi düşmanla savaştı ve yenildi ki, “barış” yapsın.

Dünya çapında terör örgütü olarak kabul edilen PKK, hangi savaşta zafer kazandı?

Kahraman şehitlerin mücadelesiyle, zaten terör örgütünün gücü minimum düzeye indirilmemiş miydi?

★★★

Açıklamada, en önemli konu:

“Vatandaşlık ilişkisi, millete aidiyet üzerinden değil devletle bağ esas alınarak kurulmalıdır... Din ve dil empoze edilemediği gibi milliyet de edilmemelidir...”

Yani, Anayasa’nın 66’ncı maddesinde yer alan, “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür” ifadesinin değiştirilmesi kastediliyor.

Yani, Anayasa’nın 42’nci maddesindeki, eğitim dili “Türkçe”nin...

Ve Anayasa’nın değiştirilemez 3’üncü maddesindeki, “Resmi dili Türkçedir” hükmünün değiştirilmesi.

★★★

Açıklamada sorunlu bir cümle daha:

“Bütün gadre uğramışların (haksızlığa uğramış, mağdur edilmiş) var olma ve kendilerini özgürce ifade edebilme haklarını savunuyoruz.”

Bebek katili PKK terör örgütünü mağdur taraf olarak gösteriyor.

Ve sözde “soykırım” iftirası için halkalar döşeniyor.

Türkiye Cumhuriyeti değil, şehitler değil, PKK mağdur edildi öyle mi?

★★★

Terörist başının açıklaması...

“Yüz yıldır devlet hakkımız engellendi” diyen PKK ile, “Türkiye Cumhuriyeti’nin 1923’te açılan bir parantez olduğunu” söyleyen İkinci Cumhuriyetçilerin hayallerinin örtüştüğü bir belgedir.

★★★

Uğur Mumcu, bugünleri görür gibi 1993’te şöyle diyordu:

“PKK’nın yurtdışındaki kendi yayınlarını inceledim. İlk kez ikinci Cumhuriyet fikrini ortaya atan Abdullah Öcalan’ın bizzat kendisi olduğunu gördüm. Çünkü, Türkiye gibi bir ülkede devleti kuran siyasal düşünce Atatürkçülüktür. Bu düşünceyi, bu yollarla yıpratmak da örneğin PKK gibi terör örgütlerinin başlıca amaçlarıdır...”

★★★

Aslına bakarsanız...

Hedefleri, Cumhuriyet’i ve ulus devleti yıkmak olan PKK ile İkinci Cumhuriyet zihniyeti, aynı fidanın iki dikenidir.

İkisi de aynı kökten beslenir.

Ve ikisi de, Atatürk’e ve Cumhuriyet’e düşman...

Yazarın Diğer Yazıları