Şakşakçılık... Sadece alkışlamak değildir... Şakşakçı; bir hükümdarı ya da siyasi lideri... Gerçekte olduğundan daha güçlü, daha başarılı ve daha çok sevilen biri gibi göstermeye çalışan kişidir. Coşkuyu başlatır, alkışı büyütür ve kalabalığa yön verir. Amaç, toplumda o kişi ya da topluluğun büyük destek gördüğü algısını oluşturmak... ★★★ Bir liderin her yaptığını doğru bulana, dalkavuk denir. Şakşakçı, kalabalığın tepkisini yönlendirmek için alkışlar. Dalkavuk, güç sahibinin hoşuna gidecek sözleri söyler. Figüran ise, orada bulunarak kalabalık oluşturur ve toplumsal destek olduğu görüntüsü verir. Günümüzde bu üç rol, genelde aynı kişide birleşir. ★★★ Roma İmparatorluğu’nda, alkış bile önceden planlanırdı. Bunun için para ödenirdi. Çünkü önemli olan imparatorun ne kadar sevildiği değil, ne denli seviliyor göründüğüydü. Tahta çıkış törenlerinde, hükümdar belirli sözlerle yüceltilir... Saray kabul günlerinde ve törenlerde, alkış grupları sloganlarla siyasal atmosfer oluştururdu. Alkış ve tezahürat, iki işlev görürdü: Halkın rızası varmış görüntüsü vermek... Ve hükümdarın meşruiyetini güçlendirmek... ★★★ Zamanla, alkışçılık evrimleşti. Bu kez, hükümdarın çevresinde, onun hiçbir kararını sorgulamayan; başarısızlıklarını zafer diye anlatan, her sözünü bilgelik sayan insanlar türedi. Dalkavuklar... Amaçları, hükümdarın gerçeği öğrenmesi değil, kendilerinden memnun kalmasıydı. Bu yüzden dalkavukluk, devlet yönetimi açısından daha tehlikelidir. Dalkavuk, hükümdarı yanlış kararlara yönelterek, hem hükümdarı hem de ülkeyi uçuruma sürükler. ★★★ Osmanlı’da dalkavukluk, adeta bir meslekti... Görevleri, güç sahibinin kendisini büyük ve vazgeçilmez hissetmesini sağlamaktı. Osmanlı dalkavuğu, günümüz siyasi şakşakçının zihinsel atalarından biri sayılabilir. ★★★ 14 Kasım 1914, tüm Müslümanlar için tarihi gündü. Osmanlı Padişahı ve Halife, yüzyıllardır kınında duran kılıcını çekecek ve “Cihat” ilan edecekti. Fatih Camii’nin avlusu, büyük bir kalabalığa tanıklık ediyordu. Hükümetin parayla tuttuğu “çığırtkanlar” vardı. Bugünün şakşakçıları... Kutsal savaş için yeri göğü inleten bu gruplar, başkalarının kan dökeceği, can vereceği bir savaşın bayraktarlığını yapıyorlardı. “Allahüekber! Allahüekber! Yolun açık olsun asker!” “Halifemiz çok yaşa! Enver Paşa çok yaşa!” sözleri yeri göğü inletiyordu... ★★★ Ancak, önemli bir fark var... Eski dalkavuk, yaptığı işi gizlemezdi. Kim olduğu, karşılığında ne aldığı belliydi. Bugünün dalkavuğu ise, başka kimliklerin arkasında bu görevi yapıyor. Gazeteci... Uzman... Televizyon yorumcusu... Sanatçı... Akademisyen... Bu alkışçıların bir görevi de, rakip aktörleri saf dışı bırakmak. ★★★ Totaliter rejimlere gelince... Şakşakçılığın niteliği farklıdır. Para ve çıkar yerine, korku öne çıkar. Sovyet Rusya’da, Stalin döneminde uzun alkışlar meşhurdur. Aleksandr Soljenitsin, “Gulag Takımadaları” adlı kitabında, bir toplantıda Stalin için yapılan alkışın on bir dakika sürdüğünü anlatır. Kimse, alkışı ilk kesen olmaya cesaret edemez. Ve sonunda, alkışı ilk kesen fabrika yöneticisinin tutuklandığını yazar. Bugün, Kuzey Kore liderine yapılan toplu alkışın ölçüsü budur. Diktatörlüğün başarısı, korkuyu coşku gibi göstermektir. ★★★ Bugün alkışçılık daha da gelişti. Saraylardan, sosyal medyaya taşındı. Sahte hesaplar, botlar ve örgütlü yorum gruplarıyla yapay kamuoyu oluşturma yarışı... Dün imparatorluk törenlerinde sahte alkış... Bugün, dijital dünyada sahte destek... Araçlar değişse de, amaç aynı... Gerçek güç yerine, güç görüntüsü oluşturmak. ★★★ Dün saraylarda dalkavuklar vardı. Sonra totaliter rejimlerde, korkudan alkışlayan kalabalıklar... Bugün ise... Siyasi toplantılarda figüranlar, ekranlarda sürekli övgü dağıtan yorumcular ve sosyal medyada yapay destek üreten hesaplar... ★★★ 25 Temmuz 2026... İstanbul’da, Butlan kararı sonrasında CHP Genel Başkanlığına gelen Kemal Kılıçdaroğlu için düzenlenen rozet takma töreni... Daha sonra, törene figüranların katıldığı ortaya çıktı. Bir cast ajansının yetkilisi de, törene figüran gönderildiğini kabul etti. CHP, 103 yıllık bir siyasi parti... Soru şu: Türkiye’nin en kalabalık kentinde, üye katılım törenine neden cast ajansı üzerinden insan geldi ya da getirildi? ★★★ Zhao Gao, Çin tarihinde dalkavukluğun sembol isimlerindendir. Bir gün saraya bir geyik getirdi ve imparatora dönerek: “Bu bir attır” dedi. Bazı devlet adamları “Hayır, bu geyiktir” diye itiraz etti. Diğerleri, Zhao Gao’nun gazabından korkarak: “Evet, attır” dediler. Zhao Gao daha sonra “geyiktir” diyenleri tasfiye etti. Çincede bugün bile kullanılan “Geyiğe at demek” deyimi, iktidarın yalanına alkış tutanları anlatır. ★★★ Şakşakçı, iktidarın duymak istediğini söyler. Figüran, gücün görmek istediği kalabalığı oluşturur. Dalkavuk, gerçeği gizler. Bu yüzden şakşakçılık, yalnızca ahlaki bir zayıflık değildir. Aynı zamanda, bir yönetim ve demokrasi sorunudur. Çünkü siyasetçi, eleştiriyi susturup yalnızca alkışı dinlemeye başladığında, artık toplumun sesini değil, kendi yankısını duyar. Ve tarih göstermiştir ki... Kendi yankısını halkın sesi sanan her güç, yönettiği ülkeyi ve toplumu felakete sürüklemiştir. Ve Butlan CHP’nin, bir nefes alıp düşünmesi gerekmez mi?