Irak kaçak petrolü bize girmeden, kaçakçılıktan doğan tazminat cezası bize bindi. Sayın savcılarda, sayın yargıçlarda, Adalet Bakanı’nda bir merak uyandırmadı.
Kaçakçılığı kim yaptı?
Asıl şirketin adı ne?
Sahipleri kimler?
Paravan şirket hangisi?
Vergi cenneti neresi?
★★★
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin; “Irak kaçak petrolünün bize girmeden kaçakçılık tazminatının bize girmesinde” varsa ihmali, kusuru, göz yumması, rüşvet almışlığı olanlar şimdi neredeler? Kimden destek buldular?
Sayın Savcılar!
Hiç merak etmedi.
Niçin pörsük merak?
Dava Fransa’da “Tahkim Mahkemesinde” sonuçlandı. Paris İstinaf Mahkemesi’nde açılan davayı da hükümetimiz kaybetti. Irak’tan petrol kaçakçılığının Türkiye petrol boru hattı üzerinden ve hükümet bakanı ile üst kademe bürokrasinin bilgisi dahilinde yapıldığına karar verildi. Türkiye vatandaşları, hiçbir suçu, ilgisi, bilgisi olmadığı halde 1 milyar 470 milyon dolar ceza ödemeye mahkum edildi.
★★★
Bir savcı çıkmadı.
Fransa’daki mahkemenin gerekçeli kararında yazılan iddianın özetini, toplanan delilleri, tanık beyanlarını, bilirkişi raporlarını ve “zerre kadar ilgileri olmadığı halde Türkiye vatandaşlarını 1 milyar 470 milyon dolar ödemeye mahkum eden davanın kanıtlarını” görmek istemedi.
★★★
Tamam!
Fransa’daki Tahkim Mahkemesi, vatandaşları değil Türk devletini mahkum etti ama 1 milyar 470 milyon dolar Türkiye vatandaşlarından toplanan vergilerden karşılanacak.
Kaçakçılığı kim yaptı?
Kimler göz yumdu?
Neyin karşılığında?
1 milyar 470 milyon doların aslında; “Tayyip Erdoğan ve kaçakçılığın olduğu sırada görevde bulunan bürokratlardan alınması gerekirken” niçin vatandaşların sırtına yüklendi?
★★★
Bir savcı çıkacaktı.
Bunları soracaktı.
Delilleri toplayacak.
Mahkeme kurulacak.
Yargıç hüküm verecek.
Kerkük-Ceyhan petrol boru hattımız üzerinden ve hükümetin de bilgisi dahilinde yapılan Irak’tan petrol kaçakçılığının tazminat yükü vatandaşa yüklenmeyecekti.
★★★
YENİ Parti Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz geçen hafta şu açıklamayı yaptı: “AKP’nin uluslararası anlaşmalara aykırı olarak Irak Merkezi Hükümeti’nin izni olmaksızın taşıdığı ve Ceyhan Limanı’nda yüklemesini yaptığı petrol için 2019 yılında Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’nden 494 milyon 186 bin dolar petrol taşıma ücreti aldığı tespit edildi. Bu devasa tutar önce, AKP hükümetinin Jersey Adası’nda kurmuş olduğu ve finansal tablolarına gizlilik getirdiği; Türkish Energy Company (TEC) adlı şirkete transfer ediliyor. Ardından 264 milyon 909 bin doları Türkiye’ye BOTAŞ’a (devlet şirketi) aktarılıyor. Geriye kalan 229 milyon 276 bin dolara ne olduğu ise meçhul! Bu para kara delik olan Jersey Adası’nda buharlaşıyor. Bunun adı soygundur. Kayıp bu para, mutlaka CB Tayyip Erdoğan ile ilgili AKP’li bürokratların mal varlığından tahsil edilmelidir”
★★★
Bir savcı çıkmadı.
Meraklı bir savcı çıksa.
Kayıp dolarları sorsa.
Adaletimiz ışıklanacaktı.
PORTAKAL SANDIĞI ÜSTÜNDEN
O gazeteci Cumhurbaşkanı uçağına binenlerdendi!
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma sonunda “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma ve iş adamlarını tehdit edip şantaj yapma” iddiasıyla gazeteci Cem Küçük, mahkemeye çıkartıldı. Tutuklandı. O gazeteci Cumhurbaşkanı uçağına binenlerdendi. Bindiği için biliyor; “İletişim Başkanlığı, uçağa alınan gazetecilerin sormak istediği sorular arasında istenmeyen varsa o soruları çıkartıyor. Bu yanlış. Uçaktaki gazeteci zaten ters ne sorabilir ki” demişti. Kanıtlar varsa Cem Küçük, hangi işadamlarına “hangi aracılığı neyin karşılığında yaptığı ve neyle niçin tehdit ettiği” mutlaka açıklanmalı, halk da bilmelidir. Bu işadamları o gazetecinin “Cumhurbaşkanı uçağına binebiliyor olmasına” mı güvenerek, ona inandılar? Bunlar ne tür işadamı? Yasalara uygun iş yapıyorlarsa o gazetecinin aracılığına niçin ihtiyaç duydular? O gazetecinin tutuklanması önemli. İçerde pasta kavgası mı var?