Adada yaşayan arkadaşım bana telefonda; “sevinç gözyaşları içindeyim” diye anlatmaya başladı. -Neden seviniyorsun? -Adalılar karar verdiler. -Neye karar verdiler? -Bir kitap yazıyorlar. - Ne var kitabın içinde? - Geleceği anlatıyorlar. -Ne yapacaklar gelecekte? - Belediye binasını gübre deposu yapacaklar! ★★★ Kitabın girişinde; Belediye Meclis’i üyeleri ve Milletvekillerinin; “neden erdemli kişiler olması gerektiğini” anlatıyorlar. 6 erdem ölçüsü belirlemişler. Bilge olacak: Politikacı, kararlarını kişisel çıkarlarına esir düşerek değil akıl, ahlak, vicdan ve sağduyuyla alacak. Adaletli olacak: Politikacı, hukuk ve adaletti kutup yıldızı yapacak. Herkese adil ve eşit davranacak. Dürüst olacak: Politikacıda mutlaka “utanma duygusu” olacak. Kişisel çıkarı, makamı, serveti için ve kendi pisliğini örtmek için iktidar partisi rozeti taktırmaya tenezzül etmeyecek. Ölçülü olacak: Kamu parasını itibar için harcamaktan uzak duracak ve halkın adamı olarak seçilip halkın efendisi olmaya kalkışmayacak. Toplumcu olacak: Halkın ve tüm toplumun çıkarını kendi çıkarının önüne koyacak. Siyaseti alet edip zenginleşmekten ölümden korkar gibi korkacak. Sorumluluk duyacak: Halktan bir parti için oy isteyip aldıysa, şartlar ne olursa olsun başka bir partiye geçip rozet taktırmayı en büyük şerefsizlik sayacak. ★★★ Adalılar, seçip Belediye Meclisi’ne gönderdikleri politikacıların, iktidarın çamur-çirkef sabunuyla yıkanıp rozet taktırarak pisliklerinden arınıp paklandıkları bir utanmazlığa sarıldıklarını gördü. Adalılar karar verdi: Partisini değiştirip iktidar partisi rozeti taktıranlara ilk yapılacak seçimde yeniden asla oy vermeyecekler. Ve erdemsizliğin kökünü kazımak için bütün Türkiye’ye ibret olsun diye Belediye binasını gübre deposu yapacaklar. Kitap bunu anlatacak! Kitabı Ada halkı yazıyor! Gerçekte bütün Türkiye kentleri ile kasabaları ve köyleri; “Politikada erdem ölçüleri” kitabını yazıyor. ★★★ Adalarda ticaret, turizm, inşaat işi yapıyordu. Adalılar, onu Meclis Üyesi seçmişlerdi. Rüşvetten tutuklandı. Kolunda kelepçesi vardı. Hapse girdi. İtirafçı oldu. 2 ay yattı, çıktı. O, iktidar rozeti takıp, pisliğinden arınacak, iktidar partisi de Adalar’da çoğunluğu ele geçirecekti. Ancak yasaya göre “rüşvetten tutuklandığı için oy kullanma hakkı” yoktu. Kısıtlıydı. ★★★ Akıl verdiler. Sat onurunu. Sat saygınlığını. Sat haysiyetini. Dediler. Ya koluna kelepçe. Ya yakana rozet. Diye korkuttular. ★★★ Vali’ye dilekçe yaz. Vali, haberli, tembihliydi. Oylamaya 24 saat kalmıştı. Vali, gecenin yarısında dilekçeyi Ankara’ya İçişleri Bakanı’na ulaştırdı. İçişleri Bakanı, o gecenin karanlık yarısında Adalılar altın uykularındayken, onun oy kısıtlılığını “kamu yararı var” diye kaldırdı. Diğer rozet taktıranların oyuyla Ada halkının yüzde 55 oy oranıyla seçtiği belediye yönetimi el değiştirip iktidar partisine geçecek yolun kapısı açıldı. Adalar Belediye seçimlerinde iktidar partisinin aldığı oy sadece yüzde 23’de kalmıştı. ★★★ Her belediyede aynı! Yüksek oyla seçilmiş fakat defosu olan politikacıların yakaları; önce “korkutma” sonra “sindirme” sonra da “yemleme” ile iktidar rozeti takmaya elverişli hale getiriliyor. Oylamaya geçiliyor. Korkutma yapıldı. Sindirme tamamlandı. Yemlemeye geçildi. Bu kirli model; “Ya koluna kelepçe ya yakana rozet” deyimini yarattı. Adalar’da da oylama başladı. Kısıtlaması gece yarısı devletin yıldırım hızıyla kaldırılan politikacı, oyunu iktidar partisi adayına verdi. İktidar partisi, sandıkta alamadığı çoğunluğu Adalar Belediyesi yönetimine “çökerek” onun oy desteğiyle aldı. Rozetini taktılar. ★★★ Bütün kentlerde o rozetler takılarak belediye yönetimleri el değiştiriyor. Adalılar baktılar: O rozetlerin yakalarda “takma bıyık gibi durduğunu” gördüler. Takma bıyığı ilk seçimde keskin bir ustura ile kökünden kazıyıp tıraş etmeye karar verdiler. Yeni kitap yazılıyor! Bütün Türkiye’de! Halk, o kitabı yazıyor. ★★★ Benim aklıma; “Ada sahillerinde bekliyorum/Her zaman yolunu gözlüyorum” diye başlayan ve gönüllere dokunan o İstanbul Türküsü geldi. OKURA NOT: Yazıda bir fikir olarak geçen; “Adalar Belediye Binasını gübre deposu yapacaklar” deyimi benim buluşum değildir. Bunu ilk kez Thomas More adlı bir filozof yazar bir adada geçen “Ütopya” adlı eserinde siyasetteki çürümeyi anlatmak için kullandı. Ben ondan esinlendim. Rozet taktıranlar arka kapıdan kaçtılar! Adada Belediye Meclisi üyelerinin birinin denize sıfır oteli vardı. Ruhsatsız, izinsiz genişleme yapmıştı. İktidar rozeti taktırdı. Diğeri belediye plajından sorumluydu, defosu bulundu. İktidar rozeti taktı. Öbürü ticaret, turizm, inşaat işleri yapıyordu. Rüşvetten tutuklandı. Ona da iktidar rozeti takıldı. Rozetler takılarak Adalar Belediye yönetimi iktidar partisine geçti. Oylama sonu halkın yüzüne bakamaz oldukları için belediye binasının büyük giriş kapısından değil arka kapıdan kaçarak uzaklaştılar.