Bir futbol maçı, sadece 90 dakikadan ibaret değildir. Bazen bir milletin ruh halini özetler, bazen bir takımın dirilişini simgeler, bazen de bir stadın ateşiyle birleşen inancın neleri başarabileceğini tüm dünyaya gösterir.
Galatasaray'ın RAMS Park'ta Juventus'u 5-2 mağlup ettiği gece, işte böyle bir andı. Şampiyonlar Ligi play-off turunda alınan bu tarihi galibiyet, sadece skor tabelasında kalmayacak, ezberleri bozan, klişeleri yıkan bir başkaldırının öyküsü olarak hatırlanacak.
Bu maçı tarihi yapan sadece beş gol değil. 2014 yılından bu yana Şampiyonlar Ligi'nde son 16'ya kalamayan bir takımın, iki büyük Avrupa kupası bulunan bir deve karşı ortaya koyduğu duruştu asıl olan... Luciano Spalletti'nin soyunma odasında ya da basın toplantısında sarf ettiği sözler, belki de maçın özetiydi:
"Artık kelimelerin anlamı yok. Bir dağı tırmanmaya çalışacağız."
Evet, Juventus'un önünde artık aşılması gereken bir dağ var: 3 farklı mağlubiyeti çevirip turu geçmek. Galatasaray için ise iş bitmedi. Torino'daki rövanş, bu efsanenin tamamlanması için bir fırsat...
Ancak şurası kesin: 17 Şubat 2026 gecesi, RAMS Park'ta bir destan yazıldı. Sarı-kırmızılı taraftar, takımını sadece 90 dakika değil, belki de bir ömür boyu unutamayacağı bir zafere tanıklık etti. Futbolun güzelliği de burada zaten: Bir anda her şey değişebilir, bir anda kaybeden kazanana, kazanan efsaneye dönüşebilir. O gece, İstanbul'da her şey değişti.