Emekli Tümgeneral Osman Pamukoğlu, ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasını hem asker, hem siyasetçi hem de savaş kitapları yazarı olarak izliyor...
Savaşın ilk günlerinde bize yaptığı açıklamada yer alan tüm öngörüleri, savaşın 40. gününde de geçerliliğini koruyor. Osman Paşa, bu süreçte
SÖZCÜ’ye yaptığı açıklama dışında hiçbir yayın kuruluşuna konuşmadı, arayanlara, “Söyleyeceklerimin hepsi SÖZCÜ gazetesinde var. Onlara ekleyecek başka bir şey yok” demişti. “Bu savaşın kazanını olmayacaktır”, “Havadan bombardımanla savaş kazanılmaz”, “Bu savaşın pes edeni ABD olacaktır”, “İran’ın PKK’sı olarak bilinen PJAK’ı silahlandırıp içte karışıklık çıkarmaları mümkün değil. Pasdarlar, onların kökünü kazır”, “Türkiye’ye bir göç dalgası asla olmaz”, “Türkiye’de bir tedirginliğe gerek yok”, “İran’da liderleri, komutanları öldürmekle savaşı kazanacaklarını sanan ABD yanılır. Öldürülen her üst düzey yöneticinin yerlerine, onlar öldürülürse onların da yerlerine gelecekler hazırdır” demişti.
GELELİM GÜNÜMÜZE
Osman Pamukoğlu, “Savaşın ilk günlerinde benimle yaptığınız röportajda ne söylediysem bugün aynen hepsi var. Değişmedi, değişmiyor. Manşetten, ‘ABD pes edecek’ dediniz. ABD pes etti zaten. ‘Bu savaşın kazananı olmayacak’ demiştim. Kazananı olmak için bir ateşkes müzakere ve barış antlaşması lazım. Ateşkes de yok, barış antlaşması da yok. Neden yok? Çünkü savaş sanatının kalitesi vardır.
Şimdi bu kalite olmadan savaşı kazanamazsınız. Savaş sanatının kalitesi ‘Sevk ve idare üstünlüğü’, ‘Çatışma üstünlüğü’, ‘taktik üstünlük’ ve ‘teknolojik üstünlük’ ile ölçülür.
ABD’nin bu savaşta tek üstünlüğü teknolojidir. Diğer faktörler söz konusu değil. Sevk ve idare, çatışma, taktik üstünlüğü yok. Bunlar olmayınca sadece teknolojik üstünlükle savaşı kazanamazsınız.
SAVAŞ: TÜFEK-KÜREK VE YÜREKLE KAZANILIR
Teknik üstünlükle uçağınız, bombanız, donanmanız, balistik füzeleriniz olabilir. Ama ‘savaş sanatına’ hakim olan herkes şunu bilir: Toprak kazanmadan yani düşmanın topraklarının bir bölümünü işgal etmeden siz hasmı barışa zorlayamazsınız. Gelmez, niçin gelsin? Toprak işgal etmediğin için karşı tarafın hem ordusunun hem de halkın azim ve iradesini kıramazsınız.
Şunu atlıyorlar: Savaş tüfek, kürek ve yürektir. Bu, aynı zamanda toprak işgal etmenin de tanımıdır. Yani askerin olacak, çamurlu asker postalın olacak. Kürek olacak. Toprak işgal
ediyorsan, toprağın üzerinde hareket ediyorsan kürek olacak. Bir de yürek olacak. Bunlar kara harekatı demektir.
Bugün ABD ve Israil’de savaşın sevk idare üstünlüğü yok. Çünkü savaş planının doğru dürüst yapılmadığını ya da yanlış yapıldığını gösteriyor. ‘Havadan bombalayacağım, denizden bombalayacağım ve karşı taraf benim dediğim yere gelecek.’ Ne demek istediğin yere gelecek? ABD, ne siyasi ne de askeri yönden hedeflerini elde etti. Çünkü bunlarda savaş sanatı kalitesi yok.”
BENİM OĞLUM BİNA OKUR
Pamukoğlu, 8 yıl önce bir televizyon programında ABD’nin İran’a havadan ve denizden büyük kentlerine saldıracağını, iç karışıklıklar çıkarma gayreti biçinde olacağını, kara ordusu kullanmayacağını söylemişti.
O açıklamasını hatırlattığımda, “Savaş sanatına hakim olan, askeri tarihi, bütün savaşları çok iyi bilmeden, dünyaca ünlü generallerin biyografisine hakim olmanız yani onların nasıl yaptığını, sonuç aldığını bilmenizgerekir. Çünkü bunların sinir sistemleri ve zihin yapıları farklı çalışır. Eğer bunları bilmezseniz ‘Benim oğlum bina okur, döner döner bir daha okur’ yani hiçbir şey olmaz.
MÜTTEFİKLER DEVE KUŞU GİBİ
İran savaşının artık “sürüncemede kaldığını” belirten emekli Tümgeneral Osman Pamukoğlu, ABD’nin düştüğü durumu şöyle anlattı: “ABD, bu sürüncemelisavaştan bir sonuç alamayacak. Düşündüğü siyasi ve askeri sonuçlara ulaşamayacak. Yani ona, kendi menfaatlerini sağlayacak şekilde bir barış antlaşması imzalatamaz. ABD bir hata daha yapıyor.
Son dönemde müttefiklerine yalvarıp yakarıyor. ABD şunu bilmiyor: Müttefikler deve kuşu gibidir. Deve kuşuna ‘uç’ dersin, ‘Ben deveyim’ der. ‘Şu yükü taşı’ dersin ‘Ben kuşum’ der. ABD bu duruma düştü. Yardım istiyor ama ne gelen var ne giden. Çaresizlik içinde.
SÖYLEMEYECEKLERİ TEK SÖZ
Bir ülkenin lider kadrosunu veya komuta kademesindekileri vurarak, öldürerek savaş kazanılmaz. Üstelik bu dürüst bir savaş da değil. Yani savaşın hukuku olduğu gibi mertliği de vardır. Birkaç gün arayla
bazen de her gün bir şeyler açıklanıyor. ‘Keşke öyle olsaydı keşke böyle olsaydı, baştan düşünmedik, onu ihmal ettik, bunu gözden kaçırdık’ diyorlar. Böyle şey olabilir mi? Savaşı kim sevk ve idar ediyorsa lider kadrosu veya general kadrosu onların savaş sırasında söylemeyecekleri tek bir şey vardır “Ben bunu beklemiyordum” sözü “Ben bunu beklemiyordum” sözü. Oysa ABD’li siyasiler, generaller her gün bu sözleri söylüyor. Oysa bu sözlerin savaş lideri ya da bir
generalin ağzından asla duyulmaması lazım. Söylenirse bu cahil olduğunu gösterir. Savaşı başlatan Amerika ve İsrail’in düşündüğü gibi, ‘İran Ordusu, İran halkı eller yukarı’ gibi bir şey asla olmayacak. Olmadığı da görünüyor. Uzayan savaşın galibi olmaz.”
ABD, ÇARESİZLİKTEN ÇELİK ÇOMAK OYNUYOR
Hemen her söylediği çıkan Osman Pamukoğlu, savaşın günümüzdeki durumunu şöyle değerlendirdi: “ABD çaresizlik içinde ve şu anda sürünüyor. ABD’nin çaresizliği belli. Bir sürü Pentagon generali Genelkurmay Başkanından başlayarak 20-30 kişi ayrıldı. Bunun anlamı; ‘Biz bu işi beceremedik’ demektir. ABD’nin havadan vurmaları da bir yere kadar. O da uzun sürmez ve bitecek. Toprak işgal etmeden, hasmın ordusunu da halkının dövüşme azmini de kıramazsınız. ABD bir hata daha
yapıyor: Savaş sanatının birinci prensibi olan ‘Düşmanı tanı’ ilkesini niye çiğniyorsun? Düşmanının ne zaman ne yapar, ne yapamaz, nasıl yapar, nerede yapar bilmesi lazımdı. Bunu bilmeyen ABD, siyasi liderlerini vurayım, generalleri öldüreyim, ‘Ordu, hükümet, İran halkı teslim olsun...’ Bu yaklaşım çocuklar gibi çelik-çomak oynamaya benziyor. Bunlar daçelik-çomak oynuyor.”
ABD ve İsrail’in bu saldırgan tutumu karşısında İran halkının birlik ve dayanışma içinde olması da her ülke için önemli bir örnektir.