Galatasaray öyle bir maça çıktı ki tabiri caizse “Olmak ya da olmamak”. Bu maçı kaybederse iş inanılmaz zora girecek. Maç başlıyor, iki takım da “Hücum edelim” diyorlar ama defansları bir ‘yalelli.’ Nitekim ikisi de “Gol atayım” derken gol yedi, ilk 45 dakikada.
Tabii Galatasaray’ın deplasmanda oynaması avantajı. Çünkü rakibe göre gardını alacaktı. Mesela Galatasaray’ın yediği birinci gol evlere şenlik. Galatasaray defansı beş kişi, tek başına göstere göstere geldi rakip, gol attı.
Aslında bu maçta iki takım da Rus ruleti oynadı. Kazanan Galatasaray oldu. Çünkü bu maç öyle bir maç ki ya tamam diyeceksin ya tamam. Galatasaray’ın bir huyu vardır. Türkiye liginde sallanır, Avrupa’da bir değişik mücadele eder. Dün akşam da onlardan birini gördük. İnşallah bundan sonra da aynı şeyler olur bir üst tura çıkarlar.
Çünkü bu kazanılan maçlar, Türkiye’nin puanlarını belirliyor. Fenerbahçe’nin berabere kalması bizi puan açısından inanılmaz kötü etkiledi. Fenerbahçe’yi maddi olarak etkiledi tamam da ülke puanı olarak da çok zora soktu.
Fener teknik direktörü, rakibine 2-1 galipken bu maçı öyle bitirmesi gerekirken yaptığı büyük hatalarla maçı kaybetti. Hem kulübü maddi zarara soktu hem de Avrupa’da puan açısından Türkiye’yi zora soktu. Neymiş? Pazartesi oynanacak Galatasaray maçını düşünüyormuş.
Dün gece Okan da aynı işi yaptı ama o iki farklı öndeydi. Okan rakibinin onu yakalama şansının olmadığını hissetti, pazartesi günkü maça oynamaya başladı oyuncu değişiklikleriyle. Bu şunu gösteriyor: Avrupa’da dans ediyorsun ama Türkiye’de yapacağın dansı da unutmayacaksın!
Şu anda Okan 1-0 önde. Zaten İsmail o maçı kaybederse yani Galatasaray maçını, çok şeyi kaybeder.
Avrupa’yı konuşurken, Türkiye ligini de konuşuyoruz. Pazartesi günü şah mı olur mat mı olur, göreceğiz. Ama şunu söyleyelim: Galatasaray Avrupa olayında ve havasında Fener’den bir iki adım daha önde.