Fenerbahçe'nin seçimleri hiçbir zaman sadece başkan seçimi olmadı.
Bu kulübün kongre salonlarında bazen yılların birikmiş öfkesi konuştu, bazen umutları, bazen de hafızası...
Bu kez konuşan hafıza oldu.
Sarı lacivertli camia, önüne konulan iki farklı yolu değerlendirdi ve tercihini yaptı.
Ama sandıktan çıkan sadece bir tercih değildi.
Bir duyguydu.
Bir aidiyetti.
Bir vefaydı.
Başlık Fenerbahçe Kongre Üyesi Ulaş Önder'e ait.
Çok yerinde bir tespit.
Şöyle:
Seçimin ardından Hakan Safi'nin söylediği bir cümle dikkat çekiciydi: Fenerbahçe camiası eskiyle yaşamayı seviyor.
Kongre üyeleri dün nostaljiye oy vermedi.
Onlar kendi doğrularına, kendi hatıralarına ve kendi tanıklıklarına oy verdi.
Duygu, büyük camiaları ayakta tutan önemli bir unsurdur.
Bu unsurların başında da vefa gelir.
İnsan, hafızasını tamamen sıfırlayamaz.
Hele ki Fenerbahçe gibi tarihini omuzlarında taşıyan kulüplerde...
Dün sandıktan çıkan sonuç, Yıldırım'ın zaferinden çok daha fazlasıydı.
O sonuç, Fenerbahçelilerin geçmişle bağlarını koparmak istemediğinin ilanıydı.
Kimileri buna eskiyle yaşamak dese de sandıktan çıkan sonuç, vefaydı.
Tecrübeye olan inancın, çılgın transfer vaatlerine galebe gelmesinin yanı başında...
Seçim bitti.
Artık kürsülerin, sloganların ve vaatlerin dönemi sona erdi.
Fenerbahçe'nin önünde kolay bir yol yok.
Galatasaray, son yıllarda ekonomik anlamda önemli bir avantaj yakaladı.
Sahadaki makas kadar, kasadaki makasın da açıldığı bir gerçek.
Bu tabloyu değiştirecek sihirli bir değnek yok.
Ne bir başkan tek başına kurtarıcı olabilir ne de bir yönetim mucize yaratabilir.
Fenerbahçe, en büyük zaferlerini birlik olduğu zamanlarda kazandı.
Önümüzde uzun ve yorucu bir sezon duruyor.
Belki sıkıntılar olacak.
Belki sabır gerekecek.
Ama dün sandıktan çıkan vefanın, yarın tribünlere, sokaklara ve camianın bütün damarlarına yayılması halinde, Fenerbahçe yeniden hayalini kurduğu mutlu sona ulaşabilir.
Dün sandıktan vefa çıktı.
Yarın şampiyonluğun gelmesi için ise aynı vefanın kenetlenmeye dönüşmesi gerekiyor.