Şimdi yolculuk Mekke’ye

Sevgili okurlarım bir Cumhuriyet Bayramı’nı daha geride bıraktık. Daha nicelerine ulaşıp böyle içtenlikle kutlayacağız.

Bu bayramda da aynı sahneler yaşandı. Bazıları protokol törenlerinde görev almak zorundaydı. Onlar Anıtkabir’e falan gidip Atatürk’ün huzurunda sap gibi durmak zorundaydı ve görevlerini göstermelik bile olsa yerine getirdiler.

Şimdi yine güncel konularımızla baş başa kaldık.

Şu anda o konuların başında adına Mekke Anlaşması denilen anlamsız, saçma sapan bir nesne yer alıyor. Hikaye artık anlaşıldı, ne olduğunu Mısır’daki sağır sultan bile duydu.

Üç ülke arasında yapılan bu anlaşma bugün yarın Meclis’te oylanacak, kabul edilecek ve yürürlüğe girecek.

Kabul oylarını AKP ile MHP verecek ama bu kez onlara üçüncü bir ortak eklenecek:

KK’nın CHP’si!

İnanılır gibi değil ama bu üçüncü ortak MHP’nin yerini kapmak için hızla AKP’ye yanaşıyor. İktidara stepne, kurtarıcı melek olma rolünün son fedaisi olarak sahne almaya hazır.

★★★

Allah rızası için başımıza gelen şu son olaya bakın...

ABD ‘rica ediyor’ ve üç ülkeye bastırıyor:

“Siz cici çocuklar Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, üçünüz bir araya gelip bir anlaşma imzalayın! Bu anlaşma hem bana ve hem de bölge ülkelerine yarar. Sonra sizin bu üçlü için biz de bastırıp yeni üyeler buluruz...”

Ve günün birinde haber piyasalarına yeni bir bomba düştü.

Türkiye adına Recep Tayyip Mekke’ye gidip bu anlaşmayı imzalamıştı. Fakat Türk Milletinin böyle bir anlaşmadan haberi yoktu.

Ancak ortada bazı ‘önemli olmayan’ sorular vardı.

Örneğin komşularımızdan hangileri bize saldırabilirdi?

Yunanistan, Bulgaristan, İran, Irak, Suriye, Ermenistan ve onu da komşu sayarsak Kıbrıs Rum Yönetimi...

★★★

Varsayalım onlardan biri kafayı yemiş ve saldırmıştı!

Böyle bir durumda, bu anlaşma uyarınca Suudi Arabistan veya Pakistan bize nasıl yardım edecekti?

Her ikisiyle de aramızda binlerce kilometre mesafe vardı. Onlar taa oralardan gelip bize saldıran düşmanlarımızı nasıl kovacaktı!

ABD bunun da çaresini buldu:

“Pakistan İslam Devleti zaten beş kuruşa muhtaç. Onlarda ‘mangıraj’ yok! Onlar, olsa olsa asker gönderebilir. Oralarda askerin canı ucuzdur. Esas iş Suudi Arabistan’dadır. Çünkü onlarda mangıraj bol! Alırsınız ve tepe tepe kullanırsınız. Haydi evlatlarım görev başına!..”

★★★

Fakat efendim ortada bir başka sorun daha vardı ve bizim açımızdan çok önemliydi.

Eğer Pakistan veya hırsız Suudiler bir saldırıya uğrarsa biz ne yapacaktık?

Öyle ya, Pakistan şimdi sınır komşusu Afganistan’la çatışıp duruyor.

Suudi’ler derseniz İran’ın desteğini alan Yemen’deki başıbozuk Husiler (yani sınır komşuları) onları füzelerle vurup duman ediyor. Şimdi bütün dünyanın gözü oralarda.

Sözüm ona Müslüman olan hırsız Suudi yönetimi ile Husiler arasında mezhep kavgası var.

İlki Sünni Vahabi, ikincisi Şii.

Gel de çık bakalım işin içinden.

★★★

Ben kişisel görüşümü burada birkaç kez açıkça yazdım ve şöyle dedim:

Bize ne Husi-Suudi kavgasından! Yoksa gerektiği takdirde bu Suudi herifler bizden Mehmetçik mi isteyecek? Türkiye’deki hiçbir yönetim bunu yapamaz. Oralara Mehmetçik göndermek biraz sıkar.”

Hemen ardından Milli Savunma Bakanı açıklama yaptı:

“Mehmetçik hiçbir zaman o kavgada yer almayacaktır!”

Madem böyle istisnalar varmış o koskoca anlaşmayı siz nasıl imzaladınız beyefendiler!

Bu nasıl ciddiyetsiz bir iştir?

Kim kimi kandırıyor?

★★★

Bazı gerçekler şimdi ortaya çıkmaya başladı bile...

Meğer biz Suudi Arabistan’da, Katar’da olduğu gibi askeri üsler kuracakmışız, bunu onlar istiyormuş. Suudi ordusunu biz eğitecekmişiz.

Zaten ne olur ne olmaz diye Husilerle de gizli görüşmeler yapıyormuşuz falan filan...

Yani sonuçta biz dünya devi olma yolunda hızla ilerliyormuşuz.

Bunlar çok güzel de, domatesin kilosunu 70, peynirin kilosunu 800 liraya indirmeye de biraz çalışsalar...

Fiyatlar üs kurmakla düşer mi!

Dünya devi olma, yurt dışında askeri üsler kurma masalları bizim milletimizi doyurmuyor da!

Kusura bakmasınlar yani.

Yazarın Diğer Yazıları