Sevgili okurlarım, adına cumhuriyet denilen Arapça sözcüğün bizim için anlamı çok büyük... Çünkü neresinden bakarsanız bakın bizimki öyle sıradan bir Cumhuriyet değil. Muz cumhuriyeti değiliz ve hiçbir zaman olmadık. Bundan sonra da olmayacağız. Bu sözcüğün anlamını bize en güzel öğreten bir şey vardır. Yıl 1933... Cumhuriyet kurulalı aradan tam 10 yıl geçmiş ve coşkuyla kutlanıyor... Ve ortaya bir marş çıkıyor. Onuncu yıl marşı. Çoğumuz ezbere biliriz ama ilk dizelerini bir kez daha anımsatayım. “Çıktık açık alınla on yılda her savaştan/ On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan/ Başta bütün dünyanın saydığı başkumandan/ Demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan/ Türk’üz Cumhuriyet’in göğsümüz tunç siperi/ Türk’e durmak yaraşmaz Türk önde Türk ileri...” Bugün bile coşkuyla okunan bu marşın ilk dörtlüğü aslında her şeyi anlatıyor. Çağdaşlığı, uygarlığı, kalkınmayı, sanayileşmeyi ve her şeyi... Örneğin demir ağlar fabrikaları, yolsuz Anadolu’yu birbirine bağlayıp nefes aldıracak demiryollarını... Peki kim yazmış, kim bestelemiş bu muhteşem, insanın kanını ve canını ısıtan marşı? Bilelim ki onları da bir kez daha saygıyla ve rahmetle analım. Sözleri Faruk Nafiz Çamlıbel ve Behçet Kemal Çağlar’a, bestesi Cemal Reşit Rey’e ait. Bu marş ilk kez 1933 yılında, Ankara’da düzenlenen onuncu yıl törenlerinde Atatürk’ün huzurunda okundu ve o günden beri yüreklerimizde. Ama utanarak söylüyorum, günümüzde iktidarı ele geçirenler bu marşı da yasakladılar. Resmen değil ama uygulamada becerdiler bu işi! ★★★ Memleketin başında hasta adam Osmanlı vardı. Memleket, padişahlar, sultanlar tarafından yönetilirdi. İşin cılkı iyice çıkmıştı. Örneğin en kritik yıllarda memleketi 33 yıl boyunca yöneten 2. Abdülhamit isimli padişah bu süre içerisinde yaşadığı Yıldız Sarayı’ndan çıkmamış, Kadıköy’e bile bir adım olsun atmamıştı. Korkağın biriydi. Daha sonra gelen Vahdettin isimli padişah ise gerçek bir haindi. Kurtuluş Savaşı’nı biz kazandıktan sonra, başkent İstanbul’u işgal altında tutan İngilizlere sığınmış ve bir İngiliz zırhlısına binip kaçmıştı. Biz bütün savaşları bin bir güçlükle kazanırken onlar saraylarla bu milletin parasını sülaleleriyle birlikte yiyordu! ★★★ Şimdi burada sizlere Cumhuriyet serüvenimizin çok kısa, özet bir takvimini vereyim, işin öncesini ve sonrasını bir görelim... İlk meclis 23 Nisan 1920’de açıldı. İlk devrim 1922’de saltanatın Meclis kararıyla kaldırılması oldu ve padişahlık bitti. Sonraki devrimler hep kanunla gerçekleşti. Meclis kararıyla yapılan tek devrim budur. Devrimler artık başlıyordu. Temmuz 1923’de Lozan Anlaşması imzalandı. Hemen ardından Ekim 1923’de Ankara başkent oldu. Hemen ardından 29 Ekim 1923 günü Cumhuriyet ilan edildi. Ancak önemli bir sorun daha vardı. Padişahlık kalkmıştı ama bu padişahların her biri aynı zamanda Müslümanların halifesi idi. Bu sorun ciddiydi ve kısa bir süre için beklemeye alındı... Ve Mart 1924’te halifelik de kaldırıldı. Dört temel dolay böylece gerçekleşmiş oldu. Saltanatın kaldırılması, Ankara’nın başkent oluşu, Cumhuriyet’in ilanı ve halifeliğin kaldırılması. ★★★ Ama devrimler hiç bitmeyecekti. Bitmemesi bir yana öteki devrimler sırayla yapılacaktı. 1924 yılı dahil sırada hangileri vardı? Tevhid-i Tedrisat (öğrenim birliği) kanunu getirildi. Mahalle mektepleri kapatıldı, yerine çağdaş eğitim getirildi. Şeriat mahkemeleri kaldırıldı ve laik hukuk düzenine geçildi. Türk Medeni Kanunu kabul edildi, evlenme, boşanma, miras ve mülkiyet haklarında kadın erkek eşitliği sağlandı. Şapka ve kıyafet kanunu kabul edildi. Tekkeler, zaviyeler kapatıldı. Kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildi. 1934’te soyadı kanunu kabul edildi. Lâkap ve unvanlar kaldırıldı. Artık herkes soyadı ile anılacaktı. Uluslararası saat, takvim ve ölçüler kabul edildi. ★★★ Bu arada unutmayalım, 1 Kasım 1928’de çok önemli bir devrim daha yapıldı. Harf devrimi... Arapça harfler kaldırıldı, Latin alfabesine geçildi. Atatürk’ün büyüklüğü burada bir kez daha ortaya çıktı. Neredeyse bütün yakın çevresinin görüşü şöyleydi: ‘Paşam bu kanunu çıkaralım ama yeni harflere geçiş için iki yıl gibi bir süre verelim. Yoksa iş karışır ve altından kalkamayız’ Atatürk direndi. Şöyle diyordu: ‘Bir iş yapılacaksa hemen yapılır. Bunlar kritik konulardır. Öyle ağırdan alınması asla söz konusu olamaz.’ ★★★ Dünya üzerinde neredeyse yüzlerce cumhuriyet var. Bugün baktığınızda Libya, Afganistan, Uganda vesaire gibiler bile cumhuriyettir! Ama bizim cumhuriyetimiz ötekilere pek benzemez!.. Kanla, irfanla, devrimlerle, uygarlık ve çağdaşlık yolunda kurulmuştur. Yarınki bayramımızı şimdiden kutluyorum efendim.