Ankara’nın “Hergelen Meydanı” derin yoksulluğun yaşandığı bir yer. İkinci el giysiler, ev eşyaları hep orada satılır. Bir tarafta ise ucuz beyaz eşyalar, mutfak ürünleri yer alır. Eski yıllarda Ankara’ya gelen hemen herkesin uğrak yeriydi. Atıyla, eşeğiyle gelen ya da Ankara’ya yolu düşen buraya gelir. Bugün de yoksulların, evsizlerin yeri yine aynı bölge.
Esnaf, “Buraya niçin Hergelen Meydanı” denildiğini anlatırken; “Ankara’ya velisi de, delisi de geldiği zaman buraya gelirmiş. Yani herkesin geldiği bir yer olduğu için o zaman adı Hergelen Meydanıydı. Sonra adı Hergele’ye dönüştü. Günümüzde ise İtfaiye meydanı olarak bilinir” diyor. Önünde arkasında tarihi binalar var. İtfaiye Meydanındaki binaların yarısı yıkıldı. Esnaf isyan edince yıkım, temmuz ayına kadar durduruldu. Ama bu arada TOKİ’nin yaptığı işyerlerinin ruhsatı olmamasına rağmen birilerinin yerleştirilmesine de tepki var.
Nerede olacak, Paris Hotel’de kalıyorum
Kış ortasında sokakta kalan 200 vatandaşa Ankara Valiliği el uzatmış. Onları Kral Paris Hotel’e yerleştirmiş. Kapıya Ankara Valiliği Kimsesizler Misafirhanesi yazısı da asıldı. Kimsesizler otelden ve hizmetten memnun. Nerede kaldığını soranlara gururla, “Nerede olacak, Paris Hotel’de” demek de onların hoşuna gidiyor.
“VERESİYE TEKLİF ETMEYİNİZ”
Yoksulluğu bu bölgeye geldiğinizde görürsünüz. Günümüzün yoksulları arasında maaşlarında artış isteyen emekliler de var. Yıllarca hizmet etmiş, primini ödemiş emekliler bugün yoksulluğu yaşıyor. Hele bir de yaşlılık ya da engelli aylığı alanların durumu var ki, yürekler acısı. Onlar, ilerlemiş yaşlarına rağmen orada-burada sabahlıyor, soğuk kış günlerinde sokakta bir karton kutunun içine girip de donmadan uyumaya çalışıyor.
İtfaiye Meydanında bir otele girdim. Otel katibinin oturduğu masanın arkasında kocaman harflerle şu yazılıydı: “Müşteriye saygımız sonsuzdur. Veresiye teklif etmeyiniz.” Kendisine sordum; “Çok mu veresiye teklif eden oluyor?” diye. Şunları söyledi:
“Hem de nasıl? Bir iki gün veriyor, sonra veresiye teklifinde bulunuyor. Otelimizde emekliler çok. Maaşı aldığında ödemek istiyor. Bakıyoruz, ileride ödeyeceğine kanaat getirdiğimize kolaylık sağlıyoruz. Ama inanın biz de sıkıntıdayız. Biz de çok geçim sıkıntısı içindeyiz. Ama, buraya gelenlerin durumunu gördükçe halimize şükrediyoruz.”
BU YOKSULLUKONLARI DA ETKİLİYOR
Otelin girişinde loş bir salon. Küçük bir elektrikli ısıtıcı yanıyor. Soğuk nedeniyle orada bulunanların üzerinde kabanları var. Odaların fiyatı banyolu ve banyosuz olmalarına göre farklı. Banyolu odalar 750 lira, banyosuz ortak kullanılanlar ise 500 lira. Oteli işletenler insanların bu parayı ödemekte zorlandığını biliyor. Onların da yapacak fazla bir şeyi yok.
Bazı otelciler, durumlarını bildiği müşterilerine arada sabah kahvaltısı veriyor. İtfaiye Meydanındaki esnaf zorlansa da yine yanlarına gelen, eşya indirmeye yardımcı olan evsizlerin, işsizlerin karınlarını doyuruyor, harçlık veriyor. Onlardan birisi olan Yücel Koç ile birlikte çay içtik. Hacı Bayram Camisi çevresinde bulunan bazı vakıflar çorba, yemek dağıtıyor. En çok ilgimi çeken ise Akay Yokuşunda bulunan Bağımsız Türkiye Partisi’nin her gün çorba-ekmek dağıtması, hatta mutfakta yemek ikram etmesi oldu. Bu genel merkez yoksulların, evsizlerin önemli uğrak yeri olmuş.
HERKES BİRBİRİNE BAKIYOR
Orhan Gürledik, Sivas’ın Şarkışla ilçesinden Ankara’ya gelmiş. İlk mesken tuttuğu yerlerin başında terminal gelmiş. İlerlemiş yaşına rağmen kalem, kağıt mendil satıyor. Engelli aylığı aldığı ve gelirinin az olduğunu bildiği için otel işletmecisi, Orhan Gürledik’ten günlük 200 lira alıyor. Gürledik şunları anlatıyor:
“İtfaiye Meydanının esnafı da hayat mücadelesi veriyor. Yoksulun, garibanın, kimsesizin halinden en iyi onlar anlıyor. Buradaki vicdanlı insanlar sayesinde hiç değilse kış ortasında başımızı sokacak bir yer, yiyecek ekmek buluyoruz. Yazın parklarda, orada burada yatıyoruz, idare ediyoruz. Ama kışın bu soğuklarda çok zorlanıyoruz. Yüzde 80 engelli olmama rağmen devletin bana verdiği aylık 5 bin 600 lira. Kalem, peçete, mendil satıp otel parasını karşılıyorum. Benim durumumda olan çok insan var. Nasıl esnafımızın durumu kötüyse, kalem, peçete, mendil satışlarım da kötü. Hayat zor. Hele bizim gibi evsiz-barksız olanların daha zor.”
Sokakta yaşayan 51 yaşındaki Yücel Koç, Ankara Valiliği’nin kiraladığı Paris Hotel’e yerleştirilenler arasında. Yüzde 80 engelli Orhan Gürledik 5 bin 600 lira aylık alıyor, yazarımız Saygı Öztürk’e “Ben nasıl geçineyim?” diye soruyor. Saadet Partisi Çankaya İlçe Başkan Yardımcısı Mehmet Arinç, çok hazin durumlar olduğunu belirtirken, esnaf Aydın İşyapan, “Burada hayat yardımlaşmayla sürüyor” dedi.
GECELİK 500 LİRA İSTENDİ
Oteller yan yana sıralanmış. Bir başka otele müşteri gibi girdim. Otelde devamlı kalmak istersem indirip yapıp yapmayacağını sordum. Banyosuz odanın fiyatının gecelik 500 lira olduğunu, daha fazla bir indirim yapamayacaklarını söyledi. Ayrılırken, arkamdan, “Abi birazdan patron gelecek, isterseniz bir de onunla konuşun” dedi.
Bir emekli adının yazılmasını istemedi. Durumunu anlatırken, “Bazen aç, bazen tok yaşıyoruz. Buna da yaşamak denilirse” dediğinde derin bir iç geçirdi. “Sabahları yarım ekmeğin içine bir yumurta koyup yediğimde kendimi şanslı görüyorum” diyor. Otelde kalan emekli sayısının giderek arttığını belirtiyor ve şöyle devam ediliyor:
“Özellikle benim gibi evi olmayanların vereceği kira en az 25 bin lira. O yüzden ev kiralamıyorum, otelde kalmayı tercih ediyorum. Bir de bunun üzerine elektrik, su, yakıt giderleri olacak. Otelimiz merkezi yerde olduğu için gündüzleri parklarda ya da kahvelerde oluyoruz. Ya da otelden çıkmıyoruz. Açıkçası bizler derin yoksulluğu yaşıyoruz.”
YABANCILARIN GİRİŞİ YASAK
Bir otel, tabelasında “Kral Paris Hotel” yazıyor. Otelin bir katı daha önce muhtarlar evi olarak kullanılmış. Şimdi Ankara Valiliği tarafından “Kimsesizler Misafirhanesi” tabelası da asılmış. Otele valilik onayı olmadan yabancıların girişi yasak. Otelde kalanlar daha çok sokakta kalmış, evi olmayan, donmasınlar diye otele yerleştirilen kişiler. Onlar otele para vermiyor, valiliğin misafirleri oluyor.”
Sokakta geceleyenler toplanıyor, Paris Hotel’e getiriliyor. Şu anda otelde 200 civarında kimsesiz var. Odalar iki-üç kişilik. Sıcak suyu, banyosu var. Her akşam saat 20.00’de valilik görevlileri sayım yapıyor. Sayım saatinde olmayanlar otele alınmıyor. Sayım bittikten sonra misafirler dışarıya çıkabiliyor.
Eğer otele sarhoş geliyorsanız, kavga çıkarıyorsanız bu da oradan atılma gerekçesi oluyor. İçeriye, misafirler dışında kimse alınmıyor, hatta Paris Hotel’in fotoğrafının dışarıdan bile çekilmesine izin verilmiyor. Orada bulunan otellere göre daha bakımlı olduğu belirtilen Paris Hotel, adıyla da ilgi çekiyor. Sokakta yaşayanlar, nerede kaldığını soranlara, “Paris Hotel” dediklerinde şaka yaptığını sanıyorlar ama durum gerçek. Paris Hotel’in kimsesizlerine devlet eli uzanmış. 30 Nisan’a kadar otelde kalabilecekler.
Otelde kalan emeklilerin de, yaşlılık, engelli aylığı alanların da gözü kulağı TBMM’de. Maaşlarında artış istiyor ve bunu dört gözle beklediklerini belirtiyor. Bekleyelim, görelim...