Milyonlarca euroluk yatırımlar, haddi hesabı olmayan harcamalar, milyonların 7 gün 24 saatini meşgul eden bir etkinlik... Süper Lig'de tüm bu yatırımların temel nedeni marka değeri ve getiri. Ama mevcut ortamda yapılan yatırımın karşılığı ne kadar alınabiliyor, işte orası tam bir çıkmaz.
Bu kadar yatırımın karşılığını alabilmek için önce adil bir oyun ortamı sağlamak gerekiyor. Saha içi adalet denince de gözler hakemlere çevriliyor. 3 haftalık bölümü tamamlanmak üzere olan ligde hakemlerin sonuca etki etmediği maç sayısı bir elin parmaklarını geçmez.
Süper Lig'de elinizi attığınız yerde dünya yıldızları, yetenek skalası yüksek isimler, seyir keyfi yaratacak oyunculara denk gelmeme şansınız yok. Peki bu yıldızların mücadelesine saha içinde hakimlik yapacak isimler ne kadar yetenekli? MHK bünyesindeki hakemlerin yetenekleri kısıtlı. Yapılan harcamalarla kıyas edilince, arada pire ile deve kadar fark var. 'Bu hakemler ligin değerini yükseltmeye yeter' diyen bir yetkili varsa eğer gerçekten vay halimize.
MHK'nin atamaları resmen 'hodri meydan' havası veriyor. Dokunulmazlığı nereden geldiği bilinmeyen MHK Başkanı, 'yaptım oldu' kafası ile daha 3. haftada insanların sinir uçlarıyla oynamayı başardı. TFF'nin ondan farkı yok. 'Yabancı VAR'a karşıyız, katiyen olmayacak' diyen TFF Başkanı, şimdi kriteri belli olmayan şekilde bir maça yabancı, bir maça yerli VAR atanmasına göz yumuyor. Ne söylediklerini yapıyorlar ne de yaptıklarını izah ediyorlar. VAR protokolleri neye göre uygulanıyor, onu da bilen yok. Benzer pozisyonlarda çıkan farklı kararlar, işin boyutunu anlamaya yetiyor.
NE ANLADIM BU İŞTEN
Ülke futbolunun sanki başka sorunu yokmuş gibi bir de takımlar sürekli değişen yabancı kuralı ile boğuşuyor. Federasyonun görevi, kulüpleri zora sokmak ise işini layığı ile yerine getiriyor. Çok geriye gitmeden taze bir örnek vereyim; Fenerbahçe'ye 12 milyon euroya transfer edilen Sofyan Amrabat'ın itirafı...
Oyuncu Ajax ile nisan ayından bu yana iletişim halinde olduklarını kulüp kanalında ballandıra ballandıra anlattı. 'Nihayet' diye kulüp binasında karşılandı. Yabancı kontenjanı nedeniyle sözleşmeli olduğu kulübün zora düşeceğini bilen Amrabat, menajeri ile bir olarak çıkarına uygun hareket etti. Menajeri oyuncuyu kimselere önermeyince Fenerbahçe kontenjana takıldı ve piyasası olan isimden kuruş para kazanamadı.
Yanlış anlaşılmasın, sözleşme sonuna gelmiş bir isimden bahsetmiyorum. Türk kulüpleri, sözleşmesi olan bir oyuncuyu kulüple görüşmeden aylar önce kulübüne tuzak kurmak için ikna etse UEFA'sı ayrı FIFA'sı ayrı hırpalardı. Ama ülke futbolunun başındakiler kendi küçük hesapları için üç maymunu oynayıp, naylon milliyetçilik edasına kapılmaya devam ettikçe, kulüplerimiz için ne hak kalır ne de hakkını savunan.