Transfer süreçlerinde belki de yapılan en kritik hata, oyuncunun yalnızca adına bakarak hareket etmek. Bazen bir oyuncunun geçmişi çok şey söyler. Lakin bu olumlu olduğu kadar olumsuz yönleriyle de ele alınması gereken bir husus.
Fenerbahçe, seçim sürecinde 'bitti' denilen forvet takviyesi için tam 2 ayı aşkın süredir bekliyor. Vedat Muriqi imzayı attı ancak verilen söz iki forvetti. Onlarca isim yazıldı, beklenti de bir hayli yükseldi. Taraftarda 'Muriqi'nin önüne alınacak bir forvet' beklentisi oluşurken, spor kamuoyunda ise 'sisteme uyacak bir isim aranıyor' düşüncesi yerleşti. Ama durum öyle bir noktaya geldi ki birbirinin aynısı isimler yazılıp çizilmekle kalmadı bir tanesi ile el sıkışma aşamasına gelindiği dillendirildi. Evet, bu isim geçmişte döneminin en iyi forvetlerinden ama geçtiğimiz sezonu 'neredeyse yok' denebilecek Romelu Lukaku oldu.
Belçikalı golcü, hızından ve pres etkisinden ziyade fizik gücü ile öne çıkan bir isim. Ancak geçen sezon yaşadığı sakatlık sorunları nedeniyle Napoli ile yalnızca 7 maça çıkabildi. 2026 Dünya Kupası'nda Belçika forması ile kısa sürede iyi işler başardı kabul, ancak İtalyan ekibinde yedek kalmayı istemeyen Lukaku, Fenerbahçe'de sağlıklı kaç maç çıkarabilir? İşin bencesi, sarı lacivertlilere Lukaku'nun daha genç, daha hareketli ve başarıya aç olan versiyonu lazım. Eğer teknik heyet saydığım unsurlara uygun, güçlü bir forvet modeli istiyorsa çok da uzağa bakmamalı. Yarım sezonda 'çöp' çekilen ancak işlenmeyi bekleyen bir elmas olan Sidiki Cheriff'i çok çabuk harcamamak gerek.
Sidiki Cherif'in üzerini çizip, yalnızca geçmişine ve son 1 aylık performansına bakarak 33 yaşındaki bir ismi transfer etmek, uzun soluklu bir sezonda ne kadar fayda getirir iyi tartmak gerekiyor. Cherif gibi bir potansiyele maliyeti üzerinden yüklenilen bir dönemde, sonrasında satış şansı bulunmayan bir isme iki yıl için 26-27 milyon euro masraf yapmak büyük tezat olur.
Sayın Başkan Aziz Yıldırım'ın geçtiğimiz yıllarda "Gidip de yaşlı, 37-38 yaşında santrfor almayın. Nobre geldi buraya 2004'ün Ocak ayında, 500 bin dolara geldi. 500 de kulübüne verdik, Fenerbahçe şampiyon oldu. Onun için ricam bu sporcuları (scoutları) alın gönderin Brezilya, Uruguay, Arjantin, Avrupa... Bunlar bu işi bilirler, oradan oyuncu seçsinler. Siz de gidin satın alın." beyanı vardı. Umarım, deneyimlerine dayanarak önceki yönetimlere verdiği bu aklı kendi yönetiminde de hayata geçirir. Çünkü Türk futbolunun geleceği bir noktada, genç oyuncuların nasıl işlendiği ve futbol ekonomisine ne kadar dahil edildiğine de bağlı.