Taksitle yoğurt satışı

Tahran’da bir anne, iki demet ıspanağın fiyatını konuşuyor. Rakam o kadar yüksek ki, dolar cinsinden yaklaşık 28 dolara denk geliyor. Bir başka genç, markette yoğurdun taksitle satıldığını görünce kendi kendine soruyor: “Gerçekten bu kadar mı düştük?”

Savaş ihtimali konuşuluyor. ABD donanması Körfez’de. Ama İran sokaklarında asıl patlayan şey bombalar değil, fiyatlar.

İran riyali geçen yıl dolar karşısında yüzde 84 değer kaybetti. Kur, yıl sonunda 1.4 milyon seviyesindeyken bugün 1.6 milyon riyale dayanmış durumda. Bu, sadece bir ekonomi haberi değil; insanların sofrasındaki ekmeğin küçülmesi demek.

★★★

Resmi verilere göre yıllık gıda enflasyonu yüzde 72. Bağımsız ekonomistler, bazı temel ürünlerde artışın yüzde 100’ü aştığını söylüyor. Pirinç, süt, tavuk, sebze... Özellikle ithalata bağlı ürünlerde fiyatlar neredeyse haftalık değişiyor. Tahran’daki esnaf, “Her satışta zarar ediyoruz” diyor. Çünkü sabah sattığı ürünü akşam aynı fiyata yerine koyamıyor.

Asgari ücret 2026 başında yaklaşık 90-100 milyon riyal bandında. Bu da serbest kurdan kabaca 55-60 dolar ediyor. Ortalama bir memur maaşı 75-95 dolar (120-150 milyon riyal) aralığında. Emekli maaşları ise bunun da altında. Çoğu 50-70 doların (80-110 milyon riyal) bile gerisinde. Buna karşılık Tahran’da ortalama bir dairenin aylık kirası 190-310 dolar (300-500 milyon riyal) seviyesine çıkmış durumda.

Yani bir emekli, aylık gelirinin üç-dört katı kira bedeliyle karşı karşıya. Maaş dolarla ölçüldüğünde zaten düşük; kira ise dolar bazında bölgesel metropollerle yarışıyor. Aradaki makas, İran’daki orta sınıfın neden hızla eridiğini tek başına anlatıyor.

★★★

Bir ay içinde bazı temel gıda ürünlerinde yüzde 20-30’luk artışlar rapor ediliyor. Et fiyatı, dar gelirli için zaten lüks haline gelmiş durumda. Orta sınıf dediğimiz kesim ise hızla eriyor. İnsanlar ikinci iş yapıyor, ev eşyasını satıyor, altın bozduruyor. Bankalardan döviz çekip ülkeyi terk etmek ise mali kısıtlamalar nedeniyle neredeyse imkânsız.

Uluslararası Para Fonu IMF, İran ekonomisi için bu yıl sadece yüzde 1 büyüme öngörüyordu. Şimdi birçok ekonomist küçülme bekliyor. Yani pasta büyümüyor; aksine küçülüyor ve paylar daha da daralıyor.

Üstelik hükümetin son hamleleri yangına su değil, benzin döktü. Aralık ayında ithalat için uygulanan özel döviz kuru kaldırıldı. Bu, temel ürünlerdeki yüzde 75-80’lik sübvansiyonun fiilen kesilmesi anlamına geliyor. Sonuç? Market raflarında yeni bir zam dalgası.

★★★

İran sadece yaptırımlarla boğuşmuyor. Aynı zamanda ciddi bir bankacılık krizi, su kıtlığı ve enerji darboğazı yaşıyor. Petrol ve doğalgaz zengini bir ülkenin kış aylarında elektrik kesintilerine maruz kalması başlı başına bir çelişki.

Sokaktaki öfkenin kökü burada. Aralık sonunda başlayan ve resmi rakamlarla 7 bin kişinin öldüğü protestoların fitilini yakan şey siyasi rejimden önce ekonomik çöküştü. Tahran’daki Büyük Çarşı esnafı kepenk kapattığında mesele ideoloji değil, iflastı.

İran’ın 7 milyon mudili bankası iflas etmişti. Mevduattaki paralar buhar oldu.

Bugün İran’da insanlar iki korku arasında sıkışmış durumda. Bir yanda rejimin sert baskısı; diğer yanda olası bir Amerikan saldırısı. Belirsizlik yatırım kararlarını dondurmuş, ticareti felç etmiş durumda. “Bekle ve gör” hali ekonominin en büyük düşmanıdır. Çünkü kimse yarını göremediği yerde bugüne yatırım yapmaz.

En trajik olansa, İranlılar artık “istikrarlı bir durgunluk” fikrine razı. Yani büyüme olmasa bile en azından alım gücünün sabit kaldığı bir düzen. Ama mevcut tabloda bu bile lüks.

★★★

Bugün İran’da genç işsizlik oranı resmi verilere göre yüzde 20’nin üzerinde. Gerçek oranlar çok daha yüksek.

Üniversite mezunu gençler 80-100 dolar maaşla çalışmayı “şans” saymak zorunda.

Ev kurmak hayal.

Ev almak zaten imkânsız.

Ortalama bir dairenin satış fiyatı Tahran’da orta gelirli bir çalışanın onlarca yıllık maaşına denk.

Bu tablo sadece yoksullaşma değil; gelecek duygusunun çöküşü.

Ekonomik krizlerin seçmen davranışına etkisi üzerine yapılan akademik çalışmalar şunu gösterir...

Enflasyon kalıcılaştığında iktidarlar iki yoldan birini seçer.

Ya geniş kapsamlı reform ve dış açılım ile güven tazeler ya da milliyetçi söylemi sertleştirerek dış tehdidi büyütür.

İran ikinci yolu deniyor.

Bombalar düşmeden çöken ülke...

Yazarın Diğer Yazıları