Wernher von Braun (roket sistemleri baş mimarı), Kurt Debus (fırlatma operasyonları ve Kennedy Uzay Merkezi kurucusu), Arthur Rudolph (Saturn V üretim yöneticisi), Walter Thiel (roket motorları uzmanı), Helmut Gröttrup (yönlendirme sistemleri mühendisi), Fritz Gosslau (füze sistemleri geliştiricisi), Ernst Stuhlinger (uzay elektroniği ve iyon itki uzmanı), Theodor Zobel (aerodinamik ve rüzgar tüneli testleri), Adolf Busemann (ok kanat teorisi geliştiricisi), Hermann Oberth (roket fiziği kuramcısı), Eugen Sänger (uzay uçağı konsepti öncüsü), Hans Lindenberg (elektronik kontrol sistemleri), Werner Dahm (uçuş dinamiği mühendisi), Krafft Ehricke (uzay kolonileri ve Ay vizyonu), Georg von Tiesenhausen (Ay aracı tasarımcısı), Konrad Dannenberg (Saturn V geliştirme mühendisi), Dieter Grau (fırlatma hazırlık sistemleri), Hans Fichtner (elektrik ve güç sistemleri), Walter Dornberger (V-2 program yöneticisi), Hans Kammler (V-2 üretim organizasyonu)…

Bir ülke düşünün… Savaştığı düşmanın bilim insanlarını tek tek topluyor. Ama bunu rastgele yapmıyor. Planlı, sistemli, stratejik bir şekilde yapıyor.

1945 ile 1959 arasında yürütülen Operation Paperclip kapsamında ABD’ye yaklaşık 1600 Alman bilim insanı ve mühendis getirildi. Sadece roketçiler değil; fizikçiler, kimyacılar, tıp uzmanları, aerodinamikçiler…

Yani bu bir “kaç kişiyi aldık” meselesi değil.

Bu, bir ülkenin geleceğini satın alma operasyonu.

★★★

Bu insanlar önce ABD ordusunun projelerinde çalıştırıldı. Texas’taki Fort Bliss’ten, New Mexico’daki White Sands test sahalarına… Ardından sivil uzay programına aktarıldılar ve 1958’de kurulan NASA’nın çekirdeğini oluşturdular.

Şunu söylemek lazım... Bunlar NASA’ya yerleştirilen “Alman amca oğulları” değildi.

Bunlar, ABD’nin beyin göçünü kendi lehine çevirmesiydi.

Daha açık ifadeyle...  ABD, savaşı sadece cephede kazanmadı. Bilimde de kazandı.

Sonuç?

1969’da Apollo 11 Moon Landing ile insan Ay’a ayak bastı. Saturn V roketi, yukarıda saydığımız o ekibin eseriydi. Yani Ay’a giden yol, Almanya’daki bir askeri programdan başlayıp Amerika’da bir medeniyet projesine dönüştü.

Bugün Artemis II ile yeniden Ay yolculuğu başlıyorsa, bu sadece bugünün teknolojisi değil; 1945’te alınmış stratejik bir kararın devamıdır.

Aynı dönemde ABD bir başka kritik hamle daha yaptı.

Manhattan Project. (Atom bombası)

Orada da dünyanın en parlak beyinleri toplandı.

Robert Oppenheimer,

Albert Einstein…

Yani model aynıydı... En iyi Almanı bul, getir, sistemin merkezine koy.

★★★

Şimdi dönelim bize.

Türkiye’nin havacılıktaki amiral gemisi Turkish Airlines-THY.

Ama burada karşımıza çıkan tablo, bir “stratejik akıl” değil...… Bir akrabalık ağı.

THY Yönetim Kurulu’na atanan eski AKP milletvekili ve büyükelçi Hasan Murat Mercan, Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ın dayısı.

Mercan’ın kızı Simin Mercan Bayraktar, Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar’ın eşi.

THY üst yönetiminde yer alan Murat Şeker ise, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kız kardeşi Vesile İlgen’in damadı. Maaş artı huzur hakkı 2 milyon 416 bin TL alıyor.

Yani yönetim katında artık sadece “kurumsal hiyerarşi” değil, akrabalık hiyerarşisi var.

Ve tablo bununla da sınırlı kalmıyor.

AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin’in oğlu Salih Ahzem Topal’ın da THY’de yurt dışı ofis yöneticisi olarak görev yaptığı belirtiliyor.

Bilal Erdoğan’ın Kartal İmam Hatip’ten okul arkadaşları Abdülkerim Çay 1 milyon 994 bin lira, Yahya Üstün ise en az 1 milyon lira alıyor. Ticaret Bakanı’nın kardeşi Ahmet Bolat ise huzur hakkı 404 bin lira alıyor(du).

THY’de 15-16 kişilik üst yönetimin aylık toplam maliyeti 21 milyon 115 bin TL olarak ifade ediliyor.

Bu ne demek biliyor musunuz? Bir emeklinin 87 yılda alacağı maaş, bu yönetim kadrosu tarafından bir ayda alınıyor.

★★★

Şimdi tekrar başa dönelim.

ABD ne yaptı?

1600 bilim insanını topladı. Onları sistemin merkezine koydu. Ve Ay’a gitti.

Biz ne yapıyoruz?

Akrabaları topluyoruz. Onları yönetim kurullarına koyuyoruz. Ve maaş listesi yapıyoruz.

ABD, Nazi Almanyası’nın bilim insanlarını aldı ve onları ulusal güce dönüştürdü.

Biz ise kendi kurumlarımızı alıp aile şirketine dönüştürüyoruz.

Ve sonuç?

Biri insanlığı Ay’a götürür.

Diğeri akrabayı koltuğa.

Bu bir kurum karşılaştırması değil. Bu bir zihniyet karşılaştırması.