Hazine ve Maliye Bakanı, 2024-2025 döneminde kamuda 484 milyar lira tasarruf sağlandığını, bu tutarın altı bakanlığın 2026 yılı bütçesinden daha büyük olduğunu açıkladı.
Bunları okuyunca kamuda makam saltanatının azalmasını, yollarda sıradan vatandaşları neredeyse taciz ederek dolaşan lüks çakarlı araçların daha az görülmesini beklersiniz, değil mi?
Ama öyle olmuyor.
Çünkü Sayın Bakan’ın açıklamalarını doğru okumak önemli. Biliyorsunuz, bazı ülkelerde yazılar sağdan sola, bazılarında soldan sağa, bazılarında yukarıdan aşağıya okunuyor. Maliye Bakanı’nın açıklamalarını da doğrudan okuyup anlamlandırmak mümkün değil. Çünkü rakamların en hoşa giden kısmı cımbızlanıyor, güzel veriler ve grafikler haline getirilip sunuluyor.
Bakanın açıklamasını doğru anlamak için bazı sorular soralım: Açıklanan 484 milyar liralık tutar gerçekten israfın önlenmesiyle mi tasarruf edildi, yoksa bazı harcamalar yapılmayarak mı?
Çünkü ikisi aynı şey değil.
Örneğin 2026 bütçesinde sermaye giderleri olarak isimlendirilen “yatırım” kalemi için 1 trilyon 312.3 milyar lira ödenek ayrıldı. Oysa 2025’te bu kalemdeki gerçekleşme 1 trilyon 345.8 milyar liraydı. Yani yatırım ödeneği enflasyon bir yana, nominal olarak bile geriye gitti.
Üstelik 2026 bütçesinin toplam harcama ödeneği bir önceki yıla göre yüzde 28.8 artırıldı. Aynı artış yatırım ödeneklerine de uygulansaydı sermaye giderleri için yaklaşık 378 milyar lira daha fazla kaynak ayrılması gerekecekti. Bu 378 milyar lira, Bakanlığın açıkladığı 484 milyar liralık tasarrufun yüzde 78’ine denk geliyor.
Buna tasarruf denebilir mi?
Tasarruf, aynı hizmeti daha ucuza üretmek veya aynı parayla daha kalitesini almaktır. Yatırım yapmamak ise harcamayı azaltmaktır.
Aynı soruyu tarım destekleri için de sormak gerekir. Tarımsal destekler, Tarım Kanunu’ndaki GSYH’nın yüzde 1’i hükmünün çok altında kalıyor. Çiftçiye kanunla öngörülen desteğin neredeyse beşte biri düzeyinde kaynak ayrılıyor. Sonra da buna tasarruf mu diyorsunuz?
Fakat Bakan Şimşek’in açıklamasını başka türlü de okuyabiliriz.
484 milyar lira gerçekten “israfın önlenmesi” sonucu ortaya çıktıysa, o zaman daha önce kamu kaynaklarında 484 milyar liralık bir israf vardı demektir.
Öyleyse Bakan Şimşek’e ikinci bir soru sormak gerekiyor:
Bu israf nerede yapılıyordu?
Hangi bakanlıkta, hangi kamu kurumunda, hangi harcama kaleminde, hangi uygulama nedeniyle 484 milyar lira gereksiz yere harcanıyordu?
Makam araçları mı?
Kiralar mı?
Temsil ve ağırlama giderleri mi?
Kamu ihaleleri mi?
Baskı ve cilt giderleri mi?
Bando malzeme alımları mı?
Yurt dışı harcırahlar mı?
Lojman kira ödemeleri mi?
Yoksa başka harcamalar mı?
Bunu bilmek vergi ödeyenlerin hakkı.
Üstelik 484 milyarlık tasarruf iddiasını bütçenin büyük harcama kalemleriyle karşılaştırdığımızda tablo daha da çarpıcı hale geliyor.
2026 bütçesinde faiz giderleri için 2 trilyon 742 milyar lira ayrılmış durumda. Yani iki yılda sağlandığı söylenen 484 milyar liralık tasarrufun yaklaşık 5.7 katı yalnızca bir yıllık faiz ödemesine gidiyor.
Kamu-özel işbirliği projeleri de cabası. Her yıl yüzlerce milyar lira bütçeden KÖİ projesi sahibi şirketlere akıyor.
Getirilirken de kaldırılırken de bayram edilen Kur Korumalı Mevduat da unutulmamalı. KKM’nin bütçeye doğrudan maliyeti yanında Merkez Bankası üzerinden oluşan yük de bulunuyor. Bu yük trilyonlarca lira ile ifade ediliyor.
Bir de kamu ihaleleri var.
Kamu alımlarında açık ihale usulünün payı gerilerken pazarlık usulünün ağırlığı artıyor. Oysa kamu kaynaklarında gerçek tasarrufun en önemli yollarından biri rekabeti artırmaktır. Daha fazla firmanın yarıştığı, şeffaf ve denetlenebilir bir ihale sistemi aynı işi daha düşük maliyetle yaptırmanın en etkili araçlarından biridir.
Gerçek anlamda israfı önlemek, rekabeti artırmak, en uygun fiyata en kaliteli mal ve hizmeti almak mı istiyorsunuz? İstisnalarla delik deşik olmuş kamu ihale sistemini düzeltin.
Yatırımı kısmak, çiftçiye verilmesi gereken desteği vermemek veya zorunlu kamu hizmetlerini ertelemek ise sadece harcamayı azaltmaktır.
Dolayısıyla Sayın Bakan’ın önünde aslında basit bir seçenek var: 484 milyar liralık tasarrufu kalem kalem açıklamak.
Hangi kurum ne kadar tasarruf etti?
Hangi harcama azaltıldı?
Ne kadarı gerçekten israfın önlenmesinden ne kadarı ödenek kesintisinden kaynaklandı?
Ve eğer gerçekten 484 milyar liralık bir israf önlendiyse, bu israfın sorumluları kimdi?
Çünkü vatandaşın bilmek istediği yalnızca devletin ne kadar tasarruf ettiği değildir.
Asıl soru şudur:
484 milyar liralık israf nerede yapılıyordu ve hesabını kim verecek?