Diplomasi… Bir milletin haysiyetini kelimelerle savunma sanatıdır.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun “Zoraki Diplomat”ında geçen bu duyguya yakın bir cümle vardır:
“Devletler bazen silahla değil, temsil ettikleri insanın ağırlığıyla konuşurlar.”
Bu cümle aslında Cumhuriyet’in ilk diplomatlarını anlatır.
Çünkü o dönemin büyükelçileri sadece görevli memurlar değildi.
Bir kısmı yazar, bir kısmı asker, bir kısmı düşünür…
Ama hepsinin ortak özelliği vardı...
Devlet kurmuş bir kuşağın temsilcileriydiler.
Meclis’te AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, Cumhuriyet dönemindeki bazı isimleri örnek vererek “kariyer diplomatı değillerdi” dedi.
Haklı.
Gerçekten kariyer diplomatı değillerdi.
Ama kim olduklarına bakınca mesele biraz değişiyor.
Bir bakalım.
★★★
Yakup Kadri Karaosmanoğlu...
Türkiye’nin en büyük romancılarından biri.
“Kiralık Konak”, “Yaban”, “Nur Baba” gibi eserlerle Cumhuriyet’in zihniyet dünyasını kuran yazarlardan.
Kurtuluş Savaşı sırasında Anadolu’yu dolaşıp yazılar yazdı, halka moral verdi.
Türk Dil Kurumu’nun kurucularından. Anadolu Ajansı’nın kuruluşunda rol aldı.
Tiran, Prag, Lahey, Bern ve Tahran’da büyükelçilik yaptı.
Bir romancıydı. Ama aynı zamanda bir cumhuriyet aydınıydı.
★★★
Yahya Kemal Beyatlı...
Türk şiirinin zirvesi. Paris Sorbonne’da siyaset bilimi okudu. Yıllarca Avrupa’da yaşadı.
Lozan Konferansı’nda Türk heyetine danışmanlık yaptı. Darülfünun’da ders verdi.
Varşova, Lizbon, Madrid ve Pakistan’da büyükelçilik yaptı.
Madrid’de İspanya Kralı XIII. Alfonso ile dostluk kuracak kadar saygın bir diplomattı.
Bir şairdi. Ama aynı zamanda bir kültür elçisiydi.
★★★
Hüsrev Gerede...
Mustafa Kemal’in kurmay subayı.
Samsun’a çıkan kadronun içindeydi. Havza Bildirisi, Amasya Genelgesi, Erzurum ve Sivas kongrelerinde görev aldı.
İsyan bastırırken Bolu’da esir düştü. İsyancıları ikna ederek ayaklanmayı sona erdirdi.
Kırmızı-yeşil şeritli İstiklal Madalyası sahibiydi.
Tahran Büyükelçisi oldu. Türkiye-İran ilişkilerindeki krizi çözdü.
Sonra Tokyo ve Berlin büyükelçisi oldu.
Bir askerdi. Ama aynı zamanda devlet kurmuş bir diplomattı.
★★★
Rauf Orbay...
Hamidiye Kahramanı.
Balkan Savaşı’nda Yunan donanmasının ablukasını yarıp Akdeniz’e çıkan zırhlının komutanıydı.
7 ay süren korsan kruvazör harekatıyla düşman donanmasına ağır kayıplar verdirdi.
Malta sürgününden döndü. Cumhuriyet’in kuruluş kadrosunda yer aldı.
Lozan sırasında hem Savunma hem Dışişleri Bakanlığı’na vekalet etti. Sonra Londra Büyükelçisi oldu.
Bir denizciydi. Ama aynı zamanda devlet adamıydı.
★★★
Dünya çapında romancı, büyük şair, Kurtuluş Savaşı kurmay subayı, Hamidiye kahramanı... Bir milletin bağımsızlık savaşından çıkmış kadroları.
Özlem Zengin’in örnek gösterdiği “kariyer diplomatı olmayan” Cumhuriyet büyükelçilerine bakınca tablo işte şöyle...
Şimdi bir de bugünün bazı atamalarına bakalım.
Mustafa Göksu: AKP’li belediye başkanı Mehmet Tevfik Göksu’nun kardeşi. İmam Hatipli. Medine İslam Üniversitesi mezunu. Almanya’da ayakkabı ve terlik pazarlama işinde yöneticilik yaptı. Bugün Katar Büyükelçisi.
Musa Kulaklıkaya (Dışişleri Bakan Yardımcısı): Kariyerine TCDD’de başladı. Kaymakamlık, valilik, TİKA başkanlığı yaptı. Uluslararası bir televizyon kanalına pijamayla bağlanınca gündem oldu.
Emrullah İşler: AKP eski Ankara milletvekili. S. Arabistan Kral Suud Üniversitesi Eğitim Fakültesi mezunu. Bugün Riyad’da Türkiye’yi temsil ediyor.
Ayşe Sayan Koytak: Eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya ile eski Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan’ın kız kardeşi. Mühendislik mezunu. Manama Büyükelçisi.
★★★
Cumhuriyet’in “monşerleri” tasfiye edildi. Yerine sadakat kadroları geldi.
Özlem Zengin haklı aslında. Cumhuriyet döneminde de kariyer diplomatı olmayan büyükelçiler vardı.
Ama küçük bir farkla. Onlar, Cumhuriyet’i kuran kuşağın aydınlarıydı.
Bugünküler ise pijamalı canlı yayınların kahramanı...
O kuşağın diplomatları savaş meydanlarından gelmişti.
Cumhuriyet’in ağırlığını taşıyorlardı.
Belki de bu yüzden Yahya Kemal şöyle yazdı:
“Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik.
“Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik”