Türk hakemliğinin utanç vesikası

Türk futbolunda, teknik-taktikten evvel hakem konuşuluyor. Bu durum yanlış mı? Dünya futboluna bakınca değil. Hakemlerimizin, Merkez Hakem Kurulu'nun yetersizliği, futbolun f'sinden anlayan herkes tarafından görülebiliyor. Yaşanan acı tabloya dair en net kanıt da 2026 Dünya Kupası’nın hakemleri açıklandıktan sonra önümüze döküldü.

FIFA, 6 konfederasyonun tamamından ve 50 üye birliğinden gelen 52 hakem, 88 yardımcı hakem ve 30 video maç hakeminden oluşan Dünya Kupası hakem listesine hiçbir Türk hakemi dahil etmedi. Şimdi böyle söyleyince, sanki 3-5 ülkeden hakem var gibi algılanmasın, tam 42 ülkeden hakem bu listede yer aldı. Kendimizi dev aynasında görürken Somali, Gabon, El Salvador, Moritanya, Honduras, Mısır, Jamaika, Peru gibi ülkeler, hakemlerini FIFA'nın listesine sokabilirken Türkiye'den tek isim bile göreve layık görülmedi. 15 Avrupa kontenjanından kendimize yer bulamadık.

Türkiye Futbol Federasyonu, 2026 yılında 7'si ilk kez olmak üzere bu yıl toplam 36 hakeme FIFA kokartı verildiğini açıklamıştı. Kokart hakkını belirleyen yerel merciler ne kadar liyakat sahibi tartışmaya açılır. Öncelikle FIFA Hakem Komitesi Başkanı Collina seçilen hakemlerin dünyanın en iyileri olduğunu ve üç senedir takip edildiklerini söyledi. Bu da demek oluyor ki Türk hakemleri 3 senedir FIFA standartlarının yanından bile geçemiyor.

Orta hakemlerin yanında VAR konusunda da ne kadar zayıf bir futbol iklimimiz olduğu gerçeği yüzümüze çarptı. Dünya Kupası'nda 30 VAR görev yapacak ve bunların 11'i Avrupa'dan seçildi. Bu isimler arasına da her fırsatta çok iyi yönetildiği iddia edilen VAR sistemimizden bir dahil durumu söz konusu değil.

Ortaya çıkan utanç tablosunun en büyük sorumlusu MHK ve TFF'den başkası değil. Aynı derbiyi 4 kez üst üste aynı hakemin yönetebildiği bir sözde algoritma, FIFA kokartını almadan önce bile hemen her derbiye atanan hakemler oldukça yaşananlar normal. Yönetenleri tutkunu olduğu takım aleyhine yapılan hatada düdük astırabiliyorsa ve diğer hakemlere 'hata yaparsan yanarsın' minvalinde gözdağı veriliyorsa zaten tuz çoktan kokmuştur.

Milyonlarca Euro yatırım yapan Süper Lig kulüpleri, fahiş hakem hatalarından sonra isyan ediyor, ki etmekte de haklılar. Ama isyan edene adeta 'sus' dercesine rekor cezalar veriliyor. 7'den 70'e herkesin anladığı hakem problemine FIFA son noktayı koydu. 3 yıllık 'adil yönetim analizi'nin ardından TFF ve MHK'nin toz kondurmadığı tek bir hakemi bile dünyanın bir numaralı futbol organizasyonuna çağırmadı. FIFA, bu hareketle deyim yerindeyse 'artık hakemleri konuşarak kendinizi yıpratmayın' mesajını kulüplere verdi.

Bu mesajı MHK'nin de ciddiye alacağı ve gerekeni yapacağı bir gün görebilme umudu her daim taze kalsa da, mevcut futbol iklimimizde koltuğa oturanın güç zehirlenmesi yaşadığını ve koltuk için her şeyi feda etme yöneliminin var oluşu umutları köreltiyor. Dillerden düşmeyen marka değeri nasıl artacak diyeniniz olursa; Adil rekabet ortamının sağlandığı, kararların tutarlı ve bir o kadar adil olduğu, bunlara ek olarak koltuğa hak edenin oturduğu ve yanlış yapanın durumu kabul ederek sorumluluk aldığı bir ortam oluşturulsa, marka değeri de kendiliğinden istenen noktaya gelecektir.

Yazarın Diğer Yazıları