Son günlerde ortaöğretim okullarında yaşanan silahlı saldırılar, sadece ülkenin 23 yılda geldiği noktayı değil, ülke geleceğinin temel taşları olan genç kuşakların nasıl bir ruh halinde yetiştirilmiş olduğunun da resmidir. Bu katliamlar, sadece çok üzüldük, başsağlığı ve acil şifa dilekleri ile geçiştirilecek bir durum değildir, olamaz da !! Türkiye’de 23 yıldan beri çok acı olaylar yaşanmış olup, gelin görün ki ülkede sorumlu veya sorumlularının kim veya kimler olduğu bir türlü anlaşılamamıştır. Sorumluluğu kimse üstüne almadığı gibi, sorumlu veya sorumlular da bir türlü ortaya çıkarılmaz.
Bu kuşaklar, 23 yıllık sizin iktidarınız sürecinde yetişti. Ne olur bir kere olsun sorumluluk alın. Geçmişte laik eğitimin uygulandığı dönemlerde de böyle olaylar olurdu ama yok denecek kadar azdı. Açıkça söylemek gerekirse, bu yönetimin lügatında “istifa” denilen bir erdem yok.
Bu yaşanan olaylar, MEB’e bağlı ortaöğretimde meydana geldiğine göre birinci derecede sorumlu Milli Eğitim Bakanı’dır. Sadece Milli Eğitim Müdürü’nü görevden almak, sorunu ve sorunları çözmeyecektir. Ünlü atasözümüzde de denildiği gibi “At sahibine göre kişner”.
Bu istifa önerisi kesinlikle siyasi bir talep değildir. Sayın Bakan’a yakışan etik olarak affını istemektir. Bu istifa,
yapılacak bir meclis araştırması sürecinde karanlık noktalar bırakmayacaktır.
Sayın Bakan’ın 10 yıl süreyle yaptığı MEB Müsteşarlığı ve özellikle bakanlığı döneminde, başta laiklik olmak üzere Cumhuriyet ilkeleriyle sorunlu olduğunu,
TBMM kürsüsünden de tarikat ve cemaatlerin, Sivil Toplum Kuruluşları olduğunu da hiç çekinmeden ifade etmiştir. Bunun yanı sıra Sayın Bakan’ın bir konuşmasında da laikliği savunduğunu iddia ettiğini, ancak nasıl savunduğunu tanımlamadığı için detayını bilmiyoruz.
Sayın Bakan, yaptığı uygulamalarla devlet eliyle, ortaöğretim çocuklarına adeta bir tür din dayatması yapıyor. Tarikat ve cemaatlerin ortaöğretim kurumlarındaki çalışmaları ile çocukların zihinleri karıştırılıyor.
Sayın Tekin, siz eğitimden sorumlu bakansınız, din görevlisi değilsiniz. Din sizin işiniz değil. Oturduğunuz koltuk, din konularında ideolojik kavga verilecek bir makam da değildir. Hem göreve başlarken ettiğiniz yeminle laikliğe bağlı kalacağım diyorsunuz hem de yetmiyor laikliği savunanları da mahkemeye veriyorsunuz. Kimse Sayın Bakan’a dinden vazgeçin, demedi. Sadece kendi inançlarını dayatma !!
MEB koltuğunda oturan bir yetkili, bu tür laiklik karşıtı uygulamaları destekler, tarikat ve cemaatleri de ortaöğretim içine sokarsa, Bakanlığı’na bağlı Arnavutköy İmam Hatip Ortaokulu’ndaki yönetici de cesaretlenip selefi( ışid) andını okutur.
Sayın Deniz Zeyrek, sosyal medya videosunda bu çocuklara okutulan yemin metnini şöyle açıklıyor.
“Rabbimiz Allah
Önderimiz Muhammet
Gündemimiz vahiy
Davetimiz tevhid ve sünnet
Mücadelemiz
Şirk, bid’at ve mesiyetedir
Dileğimiz
Sıddık- şehit şehit şehit
ve salihlerden olmaktır
Tekbir Allahuekber.”
Daha kendini bile tanımayı oluşturamamış bu körpe beyinlere (ışid militanlarının yetişirken okudukları bu yemin) şehit olmayı öğütlüyor. Bu yaşlarda bu yeminle yola çıkan çocuklarımızın, gelecek yaşamlarındaki davranışlarının neler olabileceğini düşünmek bile istemiyorum.
Ülkeyi Yönetenler; Anayasa gereği göreve başlarken ettiğiniz andın sözlerini ve satır aralarını iyi okuyup iyi değerlendirmelisiniz. O metin, hilafetle yönetilen 600 yıllık Osmanlı İmparatorluğu’nun neden ve nasıl yıkıldığını çok iyi görmüş bir iradenin mısralara dökülüşüdür. Bu nedenle Ulu Önder Atatürk, kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni hilafetten arındırmak ve inanç özgürlüğü için Cumhuriyet’i laiklikle taçlandırmıştır.
Bu taçlandırma ilkesidir bizi Ortadoğu karanlığından koruyan.
Laikliktir bu ülkede kardeşliğimizi sağlayacak ve birlikte aydınlığa taşıyacak olan.
Laikliktir bizi batı uygarlığına taşıyan.
LAİKLİK ÖZGÜRLÜKTÜR ……
SON SÖZ:
“Cahilsin; Okur öğrenirsin,
Gerisin, ilerlersin,
Adam yok; Yetiştirirsin,
Günün birinde meydana çıkıverir.
Paran yok ; Kazanırsın
Her şeyin bir çaresi vardır.
Fakat insan bozuldu mu, bunun çaresi yoktur,”
AHMET HAMDİ TANPINAR