Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı’na; Alman tuzağı ve Enver Paşa’nın kararıyla girdi.
Osmanlı Padişahı, aynı zamanda Halife idi.
Ve dünyanın dört bir yanındaki Müslümanların dini lideri sayılıyordu.
Ancak, savaş ilan edilen devletlerin topraklarında da milyonlarca insan yaşıyordu.
İngiltere, Fransa ve Rusya’nın geniş sömürge coğrafyasında, Müslüman toplumlar vardı.
★★★
Bu tablo, Türkiye’nin yanında savaşa giren Almanya’yı çok umutlandırdı.
Halife “Cihat” ilan edecek... Dünyanın dört yanındaki Müslümanlar ayağa kalkacak...
İngiltere, Fransa ve Rusya içeriden sarsılacaktı.
Bu amaçla, kutsal savaş bildirileri hazırlandı.
Fetvalar çıkarıldı.
Metinler, değişik dillere çevrilerek İslam dünyasına dağıtıldı.
★★★
Şeyhülislam Hayri Efendi’nin (Ürgüplü) imzasını taşıyan fetvalarda, şu sorular soruluyor; her sorunun sonunda “olur” cevabı veriliyordu.
- İslam ülkelerine saldırı olursa ve İslam Padişahı savaş emri verirse, savaşa katılmak bütün Müslümanlar için farz olur mu?
- Rusya, İngiltere ve Fransa’nın yönetimindeki Müslümanlar için de savaşa katılmak farz olur mu?
- Savaşa katılmayanlar, ilahi cezayı hak etmiş olur mu?
- İslam yönetimine karşı savaşan devletlerin, kendi Müslüman halkına baskı uygulamış olsalar bile, Müslüman askerlere karşı savaşmaları onları cehennemlik yapar mı?
- Bu savaşta İngiltere, Fransa, Rusya, Sırbistan ve Karadağ yönetimindeki Müslümanlar, Osmanlı’nın yanında yer alan Almanya ve Avusturya’ya karşı savaşırlarsa, ağır bir cezayı hak etmiş olurlar mı?
★★★
Fakat, ortada büyük bir çelişki vardı...
Osmanlı, Müslümanları Hristiyan devletlere karşı savaşa çağırıyordu...
Ama, yanında savaşa girdiği Almanya ve Avusturya da Hıristiyan devletlerdi.
Buna rağmen Almanya ve Osmanlı, dünya Müslümanlarının kendi saflarında yer alacağını düşündü.
★★★
11 Kasım 1914...
Padişahın savaş buyruğu yayımlandı.
14 Kasım 1914...
Tüm Müslümanların tarihe geçecek bir olayı yaşadığı gündü.
Halife, yüzyıllardır kınında duran kılıcını çekecek ve “Cihat” ilan edecekti.
Mehmet Reşat...
Osmanlı Devleti’nin 35’inci padişahı...
Ve 114’üncü İslam Halifesi...
Hazreti Muhammed’in vekili ve Müslümanların manevi önderiydi...
★★★
Birinci Dünya Savaşı’na birlikte giren Osmanlı’nın da, Almanya’nın da askere ihtiyacı vardı.
Padişah “Cihat” ilan edince, milyonlarca Müslümanın din uğruna harekete geçeceği ümidi vardı.
Fatih Camii’nin avlusu, büyük bir kalabalığa tanıklık ediyordu.
Cami duvarları, yeşil bayraklar ve Arapça ayetlerle süslenmişti.
★★★
Arada sırada uzun sakallı, derviş kılıklı kişiler dualar okuyor, iki yana sallana sallana “Hu!” çekiyorlardı.
Ve hükümetin parayla tuttuğu “çığırtkanlar” vardı.
Bugünün sosyal medyası yoktu; haliyle bugünkü trollerin yerini çığırtkanlar alırdı.
★★★
Kutsal savaş için yeri göğü inleten bu gruplar, başkalarının kan dökeceği, can vereceği bir savaşın bayraktarlığını yapıyorlardı.
“Allahüekber! Allahüekber!
Yolun açık olsun asker!”
“Halifemiz çok yaşa! Enver Paşa çok yaşa!” sözleri yeri göğü inletiyordu...
★★★
Cami avlusundaki kürsüye çıkıldı.
Osmanlı’nın önde gelen din adamları ve yüksek dereceli memurları önünde fetva okundu.
Artık, “Cihat” ilan edilmişti. Dünya Müslümanlarının, din uğruna savaşa katılması bekleniyordu.
Rusya, İngiltere ve Fransa egemenliği altında yaşayan Müslümanlara büyük iş düşüyordu.
★★★
Dünya Müslümanlarını bilgilendirmek için, Almanların desteğiyle bildiri ve fetvalar birçok yerel dile çevrilmiş ve bastırılmıştı.
Fetvayı, dünya Müslümanlarına duyurmak için çok çaba harcandı.
Yüklü miktarda, Alman altını da dağıtıldı.
Cihat ilan edildiğini öğrenen her Müslümanın, hemen harekete geçeceği sanılıyordu.
Özellikle Hindistan’da, Cezayir’de ve Rusya’da kıyametin kopması bekleniyordu.
★★★
Gelgelelim...
Halifenin çağrısı yankı bulmadı.
Fetva bir işe yaramadı.
Üstelik Mekke Şerifi Hüseyin bin Ali, kısa bir süre öncesine kadar Halife olarak tanıdığı hükümdarına karşı cihat ilanıyla karşılık verdi.
Böylece Almanya’nın, İslam dünyasını İngiltere’ye karşı ayaklandırma hayali suya düştü.
★★★
Ne Mısır’da, ne Hindistan’da, ne Tunus’ta, ne Cezayir’de ne Fas’ta, ne Afganistan’da, ne İran’da, ne Kırım’da, ne Kafkasya’da, ne Türkistan’da en ufak bir hareketlenme bile olmadı.
“Cihat”, Araplar arasında da hiçbir heyecan yaratmadı.
İşte Osmanlı Halifesinin ağırlığı ve etkisi bu kadardı.
★★★
Her zaman olduğu gibi, Osmanlı’nın hor gördüğü zavallı Türk, çaresizce canını ve kanını verecekti.
Issız topraklarda, kavurucu çöllerde başkaları için savaşacaktı.
Tarihçi Ziya Şakir Bey, fetva hakkında şöyle dedi:
“Hazreti Muhammed cihat için Allah’tan emir alıyordu. Biz Alman İmparatoru’ndan alıyoruz.”
★★★
Yıl, 2026...
Ve Butlan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu da, Osmanlı’ya dönüş macerasına kapıldı.
“Millet” yerine “Ümmet” anlayışına selam verdi...
“Cihat” haykırışlarına katılırsa şaşırmayın, derim...
★★★
Oysa...
Atatürk der ki:
“Halifelik peşinde koşanlar, Müslümanların ve özellikle Türkiye’nin düşmanlarıdır.”
Yani, Atatürk düşmanıdır...