Günler, çoğunlukla iki haber arasına sıkıştı. Birinci haber: Ülkenin yarısından fazlası güne “Geçinemiyoruz feryadı” ile başlıyor. İkinci haber: Ülkenin üçte birlik azınlığı ise sabaha “Altın fiyatlarının artışına sevinerek” uyanıyor.
Yalnız, yoksul çoğunluk.
Arsız sömürgen azınlık.
Günler sınıf savaşı oldu.
★★★
Bundan 110 yıl önce bizim kuzey komşumuz olan bir ülkenin “Sınıf savaşına” dayanan devrim yapmak isteyen lideri; “Biz iktidara gelince halk rahatlıkla gidip büyük abdesti ile küçük abdestini yapsın diye her kentin her mahallesine altından halka açık genel helalar (WC) yapacağız. Altın rezervlerini altından umumi tuvalet yapmak için kullanacağız” şeklinde özetleyebileceğim bir söz vermişti.
★★★
Hatırlayan çıkar.
Bizim ülkemizde de 25 yıl önce yeni kurulmuş bir partinin lideri iktidara gelmek için meydanlarda toplanmış yoksul çoğunluğa yüzük parmağındaki altın yüzüğü göstererek; “Bütün servetim bu…” demişti. Yani; “Altın biriktirmek ve faizle zenginlik büyütmek yoksuldan zengine haksızca, arsızca gelir transferi sömürü araçlardır. Beni seçin bu sömürü düzenini değiştireyim” demek istemişti.
★★★
25 yıldır iktidar.
Ne söz verdi?
Ne sonuç aldı?
Sömürü düzeni kurdu. Yoksuldan alıyor, zengine aktarıyor. Sürekli açık veren bütçeler yaptı. Son bütçe 14 trilyon 634 milyar TL gider, 12 trilyon 835 milyar gelir ve 1 trilyon 799 milyar TL açıkla kapandı.
★★★
Sözünü verdiği; “fikir ve ruh cephesi ile ahlak ve iman cephesi; ikisi birden birbirine yaslanarak ve birbirini aşağıya doğru çekerek” çöktü. Faizciye çalışan düzen kurdu. Halkın eliyle tuttuğu, gözüyle gördüğü, nefsinin çektiği her şeyi vergi tahsilat memuru yaptı. Ekmek, şeker, tuz, elektrik, mazot, benzin, doğal gaz, fırın, buzdolabı, otomobil, televizyon, telefon, elma, armut, okul defteri, öğrenicinin kalemi aklınıza ne geliyorsa her tüketim malını KDV’yi, OTV’ yi tahsil eden vergi toplama görevlisi kıldı. Halkın yediği içtiğinin üzerinden toplanan özel tüketim vergileri bir yılda 2 trilyon lirayı aştı. Bu miktar, 2025 yılı bütçesinin faiz harcamasına (2 trilyon liradan fazla) kapatıldı.
★★★
Bu bir sınıf savaşı.
Emeğinin karşılığı ile geçinemeyen, maaşının karışlığı ile ayın sonunu getiremeyen, alın terinin karşılığı ile mevsimi bitiremeyen; işçi, memur, küçük esnaf, küçük ve orta ölçekli toprak sahibi çiftçi, iyice yoksullaşmış emekliden vergi yoluyla topladıklarını; “Altının gramında yeni rekor” merakıyla uyanan küçük bir azınlığa aktaran bir sömürü düzeni kuruldu.
★★★
Bu düzeni de “tek servetim parmağımdaki nikah yüzüğüm” diye halktan oy isteyen lider ve kadrosu yarattı. Faizi, altını, dolar kurunu adaletsiz sömürü araçları haline getirip halkın soyulmasında kullanan bir yapı oluşturdular. Halka yalan söylediler. 2025 yılında gelir vergisinin yükünü nerdeyse tamamen çalışanların sırtına yükledikleri ortaya çıktı. TEPAV Direktörü Coşkun Cangöz’ün önceki gün yayımladığı bilgilere göre, 2025 yılında çalışanlardan yıl başında hedeflenenden 662 milyar TL daha fazla vergi alındı. Güne “Altın kaça çıktı?” diye uyanan kesimden ise (Kurumlar vergisi mükellefleri) alınan vergi hedeflenenin yüzde 25 altında kaldı.
★★★
Türkiye, “Halk rahatlıkla gidip büyük aptesti ile küçük aptesini yapsın diye her kentin her mahallesine altından halka açık genel, umumi helalar (WC) yapacağız” sözü vererek hiç değilse yoksul sınıfların öfkesini boşaltacak günlere geldi, dayandı.