Vatan toprağının hesabını veriniz

Sevgili okurlarım şimdi şöyle bir ülke düşünün... Hangi rejimle yönetiliyor olursa olsun bu ülkenin de bir onuru, şerefi vardır. Bunun ilk göstergesi ise vatan toprağı kavramıdır.

Başkalarının vatan toprağına el uzatması, o toprakları kendisine bağlaması dünyanın her yerinde, eğer o ülkenin onuru ve şerefi varsa, savaş nedenidir.

Geçmiş yazılarımda bu konuda sizlere somut bir örnek vermiş, bu memleketi yöneten ilgili kişi ve kurumlara bazı sorular sormuştum.

Biz balık hafızalı bir toplumuz. Her şeyi çabucak unuturuz.

Şimdi konuyu bir kez daha önünüze getirip özetleyeyim, böylece belleğimizi bir kez daha tazelemiş olayım. .

Bu tekrarı utanarak ve yüzüm kızararak yapmak zorunda kaldığımı da burada itiraf edeyim.

Bir kez daha anlatacağım bu olayda bizim gibi sıradan vatandaşların elbette bir hatamız, suçumuz yok.

Ama bizi yönetenlerin ve bu konuda sessiz kalanların fazlasıyla var!

***

Konumuz Suriye topraklarındaki Süleyman Şah türbesi efendim...

Gelişmeleri çok kısaca özetliyorum. Osmanlı’nın kurucusu Osman Gazi’nin dedesi Süleyman Şah, günün birinde Fırat nehrini muhafızlarıyla birlikte atıyla geçerken boğuluyor ve cenazesi nehrin hemen üzerindeki 12 dönümlük bir adacığa gömülüyor. Halk arasında oranın adı “Türk mezarı” olarak geçiyor.

1919 yılında Kurtuluş Savaşımız başlıyor. Yeni kurulan devletimiz ilk uluslararası anlaşmasını o günlerde Suriye’yi yönetmekte olan Fransa ile yapıyor. O kargaşa ve belirsizlik dolu günlerde Mustafa Kemal Paşa bir anlaşma imzalıyor... 1921 yılındaki Ankara Anlaşması...

Ve o küçük ada Türkiye’nin bir parçası, vatan toprağımız olarak kabul ediliyor.

İlerleyen yıllarda Türk hükümetleri orada güzel bir türbe yapıyor, bayrağımızı çekiyor, her ay 30 Mehmetçik orada nöbet tutuyor.

Yani düşünün, orası yurt dışında sahibi olduğumuz tek vatan toprağı idi.

***

Aradan yine uzun yıllar geçiyor ve Türkiye’de adına AKP denilen bir parti iktidara geliyor. Günün birinde PKK ve IŞİD isimli iki terör örgütü bizimkilere çağrıda bulunuyor:

Adacıktan askerinizi çekmediğiniz, bayrağınızı indirmediğiniz takdirde oraya saldırıp imha edeceğiz...”

Oysa türbeyi ve Mehmetçiği barındıran adacık sınırımıza sadece 20 kilometre mesafede. İstesek koruruz ama bizimkiler her nedense terör örgütlerinin bu isteğini kabul ediyor, bayrağımızı indiriyor ve askerimizi geri çekmeyi içlerine sindiriyorlar!

Bu korkaklıktan yararlanan terör örgütleri ise türbeyi bombalayıp yıkıyor. Orası artık yok, sadece bir harabe halinde.

***

Dikkatinizi mutlaka çekmiştir. Bu 20 küsur yıllık iktidarın bir numaralı masalı özellikle bir tek algıdan oluşuyor.

Savunma sanayisi...

Türkiye bu alanda bir dünya devi olmuş!”

Karşımıza her gün yerli üretim çeşitli silahlar, ismini cismini bilmediğimiz bazı malzemelerin tanıtımları çıkıyor. Bunlar TRT ve iktidar medyası eliyle her gün uzun uzun işleniyor, tanıtımları yapılıyor.

Yerli üretim savaş uçakları, insansız hava araçları, vurdu mu deviren füzeler, roketler, toplar, tanklar, savaş gemilerimiz, uçak gemimiz, her biri karşımızda geçit resmi yapıyor.

Hepsi bu kadar değil elbette! Mehmetçik birçok ülkede görev yapıyor.O ülkelerde üsler kurmuşuz, askerimizi göndermişiz.

Suriye, Lübnan, Libya, Irak, Somali, Kosova, Bosna, Azerbaycan, Arnavutluk vesaire.

Başka ülkeler de olabilir ama bilmiyorum. Şimdi gelelim bunları niçin yazdığıma...

Askeri açıdan böylesine ‘güçlü’ bir ülkeyiz, yedi cihanda varız ama aynı zamanda ‘kendi vatan toprağımızı başkalarına kaptırmış’ durumdayız...

Ve bu vatan toprağı bize Atatürk’ten kalan muhteşem bir armağandır.

***

Suriye’yi şimdi bizimkilerle arası çok iyi olan, milletimizin parasıyla beslediğimiz Ahmet Şara isimli bir soytarı yönetiyor.

Şimdi biz bu herife şunları söyleyemiyoruz...

Bize bir toprak ver. 1921 tarihli Ankara Anlaşması uyarınca biz o türbeyi sembolik olarak bile olsa yeniden açacağız ve oraya bayrağımızı dikeceğiz..”

Evet, dünya çapında bir savunma devi olmuşuz ama elimizden alınan vatan toprağını bu heriften isteyemiyoruz!

Haydi bakalım orası sınırımıza sadece 20 kilometre uzakta!

Ey Türkiye’yi yöneten muhteremler, ey Tayyipgiller, konuşunuz lütfen. Maşallah her konuda bol kepçe konuştuğunuz gibi bu konuda da bir şey söyleyiniz!

Elden çıkardığınız vatan toprağının hesabını veriniz.

Yazarın Diğer Yazıları