Sevgili okurlarım, hep bildiğimiz gibi insanlar her ortamda üçe ayrılır!.. Mert olanlar ve olmayanlar. Yürekli olanlar ve olmayanlar. Korkaklar ve korkmayanlar. Erkekleri bir yana bırakıyorum. Son aylarda bu tanımlar aslında bizim özellikle kadın belediye başkanlarımız üzerinden, ister istemez test edildi. Bazılarını izledikçe gurur duyduk, bazıları için ise ‘yazıklar olsun sana’ demek zorunda kaldık. Halk bunları hem kişilikleri ve hem de partileri açısından değerlendirip oy vermiş ve başkan seçmişti. İçlerinden hiçbiriyle bugüne kadar ne yazık ki tanışmadım. Hatta bazılarının ismini bile duymamıştım. Ama seçim çevrelerinden genelde olumlu haberler gelirdi. Onları seçenler de seçmeyenler de aslında memnundu. ★★★ İşte size Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu. O da kendisiyle hiç tanışmadıklarımın arasındaydı ama kafamda oluşan fikirleri anımsadığım kadarıyla iş bitirici bir kadındı. Güzel işler yapıyordu. Günün birinde haber piyasasına bomba gibi bir haber düştü. Ege’nin topuklu efesi Özlem, CHP’den istifa etmişti. Herkes hayrete düştü. Sonra öğrendik ki kendisinin ve aile bireylerinin zor duruma düşen bazı şirketleri varmış... Ve söylentiye göre bu şirketler üzerinden tehdit ediliyormuş. “Ya rozet takarsın ya kelepçe...” Başka bir deyişle şantaja tabi tutulmuş. Günün birinde durup dururken partisinden istifa etme nedeni bu imiş. AKP rozetini kendisine Recep Tayyip taktı. Bu dönemin klasik sloganı ‘ya rozet ya kelepçe’ böyle durumlarda çok işe yarıyordu! Kişiliği biraz yıpranmış olanlar elbette ki kelepçe yerine rozeti tercih etmek zorunda kalıyordu. ★★★ Kadın başkan olarak ikinci istifa Afyonkarahisar’dan geldi...Ve Burcu Köksal yine aynı doğrultuda istifa etti. Afyon Türkiye’nin tutucu illerinden biri. Doğrusunu isterseniz bu sonuç herkes gibi beni de şaşırtmıştı... Böyle bir ilde CHP’li bir kadının seçim kazanması bence mucize gibi bir şeydi. Geçmişte Meclis’te CHP milletvekili olarak görev yapmış, bu iktidara demediği kalmamıştı. Ama günün birinde o da durup dururken partisinden istifa edip AKP’ye geçti... Ve ortaya bugüne kadar yalanlanmayan bazı söylentiler çıktı... Burcu’nun da aile şirketleri vardı! Devlet o şirketlerin bazı açıklarını yakalamıştı. Sonrası malûm... Ya rozet ya kelepçe! Ama her işin birtakım kuralları var. Eğer rozeti tercih ediyorsan önce CHP’den istifa edecek ve AKP rozetini düzenlenecek törende Recep Tayyip’e taktıracaksın. O da oldu maşallah! Bu iki kadın başkanda kelepçeler değil, rozetler öne çıkmış oldu. AKP’ye geçtiler, kendilerini, ailelerini ve şirketlerini böylece, tereyağından kıl çeker gibi kurtarmış oldular! ★★★ Ama bu tabloda başka kadınlarımız da var... Onlar onurlu, haysiyetli, yürekli kadın başkanlarımız... Yani bir anlamda Mustafa Kemal’in askerleri... Adana’nın merkez ilçesi konumuna gelen Seyhan’ın başkanı, avukat Oya Tekin bir yıldan bu yana hapis yatırılıyor. CHP’den seçilmişti. Attığı her adım, yaptığı her işlem denetlendi ama hiçbir şey bulunamadı. Yine de tutuklu. Ya rozet ya kelepçe önerilerini sürekli geri çevirdi, “Kimseye boyun eğmem. Alnım açık vicdanım rahat” dedi. ★★★ İzmit Belediye Başkanı, avukat Fatma Kaplan Hürriyet de CHP’den seçilmişti. Kısa süre önce onu da içeri aldılar. “Yıllarca hapis yatarım ama benim ilkelerim var. İstedikleri kadar şantaj yapsınlar AKP’ye asla geçmem” dedi. Şimdi o da tutuklu. ★★★ Mühendis Sinem Dedetaş aynı durumda. Uzun yıllar boyunca AKP’nin elinde oyuncak olan Üsküdar’ı CHP’ye ilk kez kazandırdı ve bu kısa süre içerisinde büyük işler başardı. Kendisine gelen önerilere karşın rozet demedi, onuruyla kelepçeye razı oldu. Onlar yürekli, haysiyetli, mert kadın başkanlarımızdı. Üçünün de önünde saygıyla eğiliyorum. Şimdi bir yanda Aydın ve Afyon’da rozete giden Özlem ve Burcu gibiler... Öbür yanda ise kelepçeyi tercih eden Fatma’lar, Oya’lar, Sinem’ler... Elleri öpülesi kadın başkanlarımız. İlk ikisi için söyleyecek söz bulamıyorum, Son üçü için “Helal olsun size” diyorum.