Vatandaşa gülmeyi bile unutturdular!

Elimde kumanda, televizyon kanallarında gezinirken, tatlı sesli sanatçı Samime Sanay çıktı karşıma... Eski günlerden kalan “Nihavent makamı”ndaki şu şarkıyı söylüyordu:

“Bir ilkbahar sabahı,

Güneşle uyandın mı hiç?

Çılgın gibi koşarak,

Kırlara uzandın mı hiç?

Bir his dolup içine uçuyorum sandın mı hiç?”

Bu şarkıyı dinlerken, bin bir çile içinde yaşayan insanlarımız aklıma geldi.

- Acaba son yıllarda hiç güneşle uyandılar mı?

- Çılgın gibi koşarak kırlara uzandılar mı?

- İçlerine bir his dolup “uçuyorum” sandılar mı?

Bunların hiçbiri olmadı tabii ki...

Böyle güzel duygulardan o kadar uzak kaldık ki!

★★★

Bu iktidar, hiç kusura bakmasın ama, ne yazık ki, 24 yılda âdeta “yoksullar ülkesi” yarattı!

Milletin en az yüzde 60’ı ağlamaklı!

Çarşı-pazardaki fiyatlar “Domdom kurşunu” gibi saplanıyor bütçelere...

Sokaklarda caddeler şöyle bir dolaşın. Bakalım neşeyle gülen sevinçli insanlar görecek misiniz?

Hayır! Genellikle asık çehreli, çatık kaşlı, yüzleri hayatından bezmiş ifadelerle kaplı yorgun yurttaşlarla karşılaşacaksınız.

★★★

Ülkedeki ekonomik sıkıntılar, yüksek vergiler, hayat şartlarının zorluğu, adaletsizlikler insanlarımızın hayatını kararttı.

Aşırı vergiler, içkide, sigarada kaçakçılığı arttırdı.

Ucuz diye alınan kaçak alkol ölüm getirdi. Yüzlerce kişi zehirlenip hayatından oldu!

Sahte alkol içip hastanede ölümden kurtarılan çok sayıda insan gözlerini kaybetti!

★★★

Ülkede birçok insan, gazeteci, iş insanı, akademisyen, siyasetçi, vs... Düşünce ve fikir suçlarından cezaevine yatırılırken 50 bin kişinin katili Teröristbaşı Abdullah Öcalan “Kurucu önder” ilan edildi ve bu caniye af yolları açıldı!

Böyle bulanık bir ortamda, “Sabahları neşe içinde, yenilenmiş ve dinç olarak uyanıyorum” diyebilen kaç kişi vardır acaba? Varsa bile sayıları çok azdır! Yaşadığımız şartlarda gülüp neşeli olmak ve “Mutluyum” diyebilmek için “akıldan yana fukara olmak” gerekir sanıyorum...

Elbette bu karanlık günler de geçecektir ama şu anda, ülkedeki zam fırtınaları, demokrasi ve hukuktaki geriye gidiş, insanlarımıza “yaşam sevincini” kaybettirmiş bulunuyor. Hayattan zevk alma duygusunu özledik!

Halkın çoğu iktidarın seçimden kaçtığına inandı!

İktidarın “ara seçim” ya da “erken seçim” yapmaya niyeti var mı? YOK!

İktidar da, ortağı da, kimse boş yere umutlanmasın diye, bunu açıkça söyleyip “Seçim-meçim yok arkadaş!” dediler.

Fakat... Özgür Özel yılmıyor ve her fırsatta “Ara seçim Anayasa emridir” diyor, “Korkmuyorsanız sandığı vatandaşın önüne getirin” diye bağırıyor.

Meclis’teki 8 eksik milletvekilinin boşluğunu doldurmak için “ara seçim” yapılması “Anayasa emridir”

Fakat ülkede Anayasa’yı takan mı var? Anayasa hükümleri uygulansaydı Hatay Milletvekili Can Atalay bugün hapiste değil, Meclis’te olurdu.

Ayrıca yıllardır cezaevinde yatan Osman Kavala, Selahattin Demirtaş gibi siyasi hükümlüler de serbest kalırdı.

Tebessüm

Sünnet tartışmaları!

1950’li yıllarda CHP’nin Genel Sekreteri Kasım Gülek idi...

Kasım Gülek, çok sayıda yabancı dil bilen eğitimli, kültürlü bir siyaset adamıydı.

İktidarda olan Demokrat Parti’nin bazı milletvekilleri, sert muhalefet yapan Kasım Gülek’i kızdırmak için Meclis’te “Sünnetsizdir” dedikodusu çıkardılar.

Kasım Gülek iddiaları tebessümle karşılayarak:

“Bunların karıları da çok gevezeymiş!” deyince dedikodular bir anda bitti!

GÜNÜN SÖZÜ

Uyanan düşünceyi tekrar uyutacak hiçbir güç yoktur!

Yazarın Diğer Yazıları