Vergi Denetim Kurulunun Yeni Muhbiri: "Kredi Kartı Harcamalarınız"

Bankalararası Kart Merkezi'nin (BKM) verilerine göre yerli kredi kartlarıyla yapılan yurtiçi ve yurtdışı harcamalara baktım.

2023 yılında 6,7 trilyon TL,

2024 yılında 13,3 trilyon TL,

2025 yılında ise 20,4 trilyon TL tutarında harcama yapılmış.

2026 yılının ilk dört ayında gerçekleşen harcama tutarı ise 8,3 trilyon TL seviyesinde. Yılın kalan döneminde olağanüstü bir gelişme yaşanmazsa, yıl sonu rakamının 25-26 trilyon TL'nin üzerine çıkması sürpriz olmayacak.

Üstelik bu rakamların içerisinde banka kartlarıyla yapılan harcamalar yer almıyor.

Görüldüğü üzere her yıl dikkat çekici bir artış trendi söz konusu. Bu artışın ülkenin büyüme rakamlarıyla tam olarak paralellik göstermediğini de özellikle vurgulamak gerekiyor.

Bir taraftan kredi kartı borçlularını, icra dosyalarını ve ödeme güçlüğü yaşayan vatandaşları konuşuyoruz.

Diğer taraftan ise karşımızda devasa bir harcama grafiği duruyor.

Tabloyu doğru okumak lazım.

Evet, kredi kartı borçluları açısından ciddi bir sorun var. Ancak kart borcunuzu ödemeden bu düzeni yıllarca sürdüremezsiniz.

Ortada değişmeyen bir gerçek var:

Bu harcamalar yapılmış.

Peki bu harcamalara paralel bir gelir yapısı var mı?

Asıl sorulması gereken soru bu.

Lafı eğip bükmeden söyleyelim.

Türkiye'de çok ciddi bir kayıt dışı gelir ekonomisi bulunuyor.

Bir kesim geçim derdiyle mücadele ederken, başka bir kesim kayıt dışı gelirleriyle kendisine oldukça konforlu bir yaşam alanı oluşturmuş durumda.

Ancak birçok kişi dijital ortamda ne kadar iz bıraktığının farkında değil.

Vergi Denetim Kurulu da elbette boş durmuyor.

Bu veriler üzerinden gözetim programları oluşturuluyor, risk analizleri yapılıyor ve mükellefler izaha davet ediliyor.

Özellikle yüksek gelir grubuna yönelik çalışmalarda müfettiş çok basit bir soru soruyor:

"Şirketiniz var. Kâr dağıtmamışsınız. Başka bir gelir kaynağınız da görünmüyor. Peki bu hayatı nasıl finanse ediyorsunuz? Bu kredi kartı harcamalarını nasıl ödüyorsunuz?"

Kart harcamalarını şirkete ödetiyorsanız problem.

Şirketten kâr dağıtımı yapmadan kendinize para aktarıyorsanız yine problem.

Şimdi peşinen şu itiraz gelecektir:

"Türkiye'de nereden buldun yasası mı var?"

İsterseniz bu cevabı müfettişe verin.

O size harcamanızın kaynağını tek tek göstermeye çalışacaktır.

"Nereden buldun" tartışmasını bilen de konuşuyor, bilmeyen de.

Oysa mevcut mevzuat, banka kayıtları, vergi incelemeleri ve risk analiz sistemleriyle birçok işlem zaten görünür durumda.

İğneden ipliğe kadar her şey ortaya çıkarılabiliyor.

İstenirse...

Nitekim son iki yıldır Vergi Denetim Kurulu farklı yöntemlerle bu alanın üzerine ciddi şekilde gidiyor.

Ancak kabul etmek gerekiyor ki kara delik oldukça büyük.

2025 yılı faaliyet raporuna göre vergi incelemeleri, gözetim çalışmaları, teftişler ve izaha davet süreçleri sonucunda yaklaşık 750 milyar TL tutarında kayıt dışı işlem tespit edildi.

Bu başlı başına bir rekor.

Yakın zamanda yaklaşık 20 ünlü modacı incelemeye alındı ve 500 milyon TL civarında kayıt dışı kazanç tespit edildi.

Sosyal medya üzerinden yapılan açık artırma işlemlerinde de önemli bulgular elde edildi.

Sağlık sektörüne yönelik gözetim programları başlatıldı.

Kurgan sistemi ise çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor.

Ancak bütün bu incelemelerin arka planında çok daha büyük bir mekanizma var.

Bankacılık sisteminde gerçekleştirilen işlemler risk analiz merkezlerinde değerlendiriliyor. Kredi kartı harcamaları da bu mekanizmanın en önemli ayaklarından birini oluşturuyor.

Dolayısıyla kredi kartıyla harcama yapıyorsanız, o harcamayı finanse eden geliri de açıklamaya hazır olun.

Çünkü bir gün kapınız çalınabilir.

Ve biri size bu paranın kaynağını sorabilir.

Bu anlamda Maliye'nin muhbire ihtiyacı yok.

Dijital iziniz zaten sizi ihbar ediyor.

Yazarın Diğer Yazıları