Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, enflasyonla mücadele programını anlatırken sık sık Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) 2023 yılında yayımladığı One Hundred Inflation Shocks: Seven Stylized Facts başlıklı çalışmasına atıfta bulunuyor. Bakan Şimşek'in özetlediği mesaj net: Dünyada yüksek enflasyonla mücadele ortalama 3-4 yıl sürüyor. Türkiye de bu sürecin içinde. Doğru... Ama eksik. Çünkü o rapor yalnızca mücadelenin ne kadar sürdüğünü anlatmıyor. Asıl önemli olan, hangi ülkelerin neden başarılı olduğunu ve hangilerinin neden başarısız olduğunu ortaya koyuyor. Bugün Türkiye yaklaşık 55 aydır yüzde 30'un üzerinde enflasyon yaşıyor. Başka bir ifadeyle toplum, neredeyse beş yıldır yüksek enflasyonun yükünü omuzluyor. IMF'nin incelediği yüzlerce örnek içinde bu kadar uzun süren süreçlerin önemli bir kısmı, başarılı mücadele örnekleri değil; aksine programların eksik uygulandığı veya yarıda bırakıldığı ülkeler olarak dikkat çekiyor. IMF'nin çalışması 56 ülkede yaşanan 100'den fazla yüksek enflasyon şokunu inceliyor. Raporun en çarpıcı bulgularından biri şu: Her yüksek enflasyon dönemi başarıyla sonuçlanmıyor. Hatta vakaların önemli bir bölümünde enflasyon yıllarca yüksek seyrediyor ya da ilk düşüşün ardından yeniden yükseliyor. Raporda "erken zafer ilanı" olarak tanımlanan önemli bir riskten söz ediliyor. Enflasyon bir miktar gerileyince mücadelenin kazanıldığı düşünülüyor. Oysa fiyat artışlarının kalıcı biçimde kontrol altına alınabilmesi için para politikasından maliye politikasına, ücret politikalarından beklenti yönetimine kadar bütün araçların aynı hedef doğrultusunda çalışması gerekiyor. İşte tam bu noktada Türkiye'nin hikâyesi başlıyor. Uzun süredir ekonomi yönetiminin en güçlü silahı yüksek faiz oldu. Merkez Bankası politika faizini tarihi seviyelere çıkardı. Kredi büyümesi sınırlandı. İç talep baskılanmaya çalışıldı. Peki sonuç? Enflasyon hâlâ dünyanın en yüksekleri arasında. Çünkü yüksek faiz tek başına enflasyonu düşürmeye yetmiyor. IMF'nin raporu da tam olarak bunu söylüyor. Başarılı ülkelerde yalnızca merkez bankaları değil, maliye politikaları da aynı yönde hareket ediyor. Kamu harcamaları sıkılaşıyor. Bütçe disiplini güçleniyor. Vergi sistemi öngörülebilir hale geliyor. Kur istikrarı korunuyor. Beklentiler yönetiliyor. Ekonomi yönetimi güven veriyor. Türkiye'de ise yükün neredeyse tamamı para politikasının omuzlarına bırakıldı. Bir yandan faiz artırılırken diğer yandan dolaylı vergiler yükseltildi. Akaryakıttan elektriğe, doğalgazdan kamu hizmetlerine kadar yönetilen fiyatlarda peş peşe zamlar yapıldı. Şirketler artan finansman maliyetini fiyatlarına yansıttı. Vatandaş ise hem yüksek faizle hem de yüksek enflasyonla aynı anda yaşamaya devam etti. Enflasyonla mücadele yalnızca talebi kısmaktan ibaret değildir. Çünkü enflasyon sadece tüketicinin fazla harcamasıyla oluşmaz. Güven eksikliği, maliyet artışları, kur geçişkenliği ve beklentilerin bozulması da en az talep kadar belirleyicidir. Bugün vatandaşın hissettiği tam da budur. Markete gittiğinde fiyatlar hâlâ yükseliyor. Kiralar cep yakıyor. Hizmet enflasyonu direnç gösteriyor. İşletmeler gelecekte maliyetlerin artacağını düşündüğü için bugünden zam yapıyor. Beklentiler tam anlamıyla kırılmadığı sürece enflasyon da kolay kolay kalıcı biçimde düşmüyor. Bakan Şimşek'in atıfta bulunduğu IMF raporu aslında ekonomi yönetimine güçlü bir uyarı da yapıyor. Başarı için yalnızca sabır yetmez. Doğru politika bileşimi gerekir. Para politikası tek başına savaşamaz. Maliye politikası aynı kararlılığı göstermediğinde, reformlar geciktiğinde ve güven tam olarak tesis edilemediğinde mücadele uzar, maliyeti ise toplum öder. Dolayısıyla bugün tartışılması gereken soru, "Enflasyonla mücadele neden uzun sürüyor?" değildir. Asıl soru şudur: IMF'nin başarılı ülkeler için tarif ettiği reçetenin tamamı gerçekten uygulanıyor mu? Eğer uygulanıyorsa, neden yaklaşık 55 aydır yüzde 30'un üzerinde enflasyon yaşıyoruz? Eğer uygulanmıyorsa, o halde yalnızca raporun "3-4 yıl sürüyor" cümlesini öne çıkarmak, raporun geri kalanını görmezden gelmek olmuyor mu? IMF'nin çalışması hükümete zaman kazandıran bir savunma metni değil. Tam tersine... Yüksek enflasyonun neden kalıcı hale geldiğini ve eksik bırakılan politikaların faturayı nasıl büyüttüğünü anlatan bilimsel bir uyarı niteliği taşıyor.