Vergi tarifesi nedeniyle yapılan gizli vergi zamlarını, çalışanın tarife zulmü nedeniyle eriyen maaşlarını yıllardır gündeme getiriyorum.
Ücretlerin vergilendirilmesinde vergi dilimleri büyük öneme sahiptir. Çünkü Gelir Vergisi dilimleri düşük belirlendiğinde çalışanın cebinden çalan bir gizli vergi zammına, hırsıza dönüşür.
Tarife zulmü yoluyla gizli vergi zammı
Tarife dilimleri belirlenirken mevzuat çalışanın aleyhine olacak şekilde kurgulanmıştır. ÖTV artışlarında virgülden sonra dört haneyi dikkate alarak zamlar belirlenirken, tarife dilimi artışlarında yeniden değerleme oranı nedeniyle artışlarda %5’i aşmayan kesirler dikkate alınmamıştır. Böylece, tarife dilimi nedeniyle oluşan gizli vergi zammı yıllar içinde büyümüştür.
2000 yılında gelir vergisi tarifesinin ilk dilimi bir aylık brüt asgari ücretin 21 katı idi. 2026 yılına geldiğimizde 5.8 katına kadar düşmüştür. Azalma inanılmaz boyutta. Bunun anlamı şudur, vergi tarife dilimleri maaş artış oranını takip edememiş, bundan dolayı ücretli maaş artışlarının ciddi bir kısmını vergi olarak ödemek zorunda kalmıştır.
Gelir Vergisi tarife dilimleri hesaplanırken yeniden değerleme oranı kuruşu kuruşa uygulansaydı, %5’lik kesirler dikkate alınmaz denilmeseydi, ilk dilim bugün 190 bin lira değil 521 bin 210 lira olacaktı.
Nereden bakarsanız bakın, tarife dilimleri üzerinden bordroluya gizli vergi zammı yapılmış, lokması dilim dilim elinden alınmıştır.
Tarife dilimi çalışanın maaş zamlarını da kemiriyor
Türkiye uzun zamandır yüksek enflasyon ortamında yaşıyor. Bu nedenle ocak ayında alınan maaşların alım gücü takip eden aylarda hızla düşüyor.
TÜİK verilerine göre bile ilk altı aylık TÜFE 17.76 oldu. Ücretli çalışanın maaşı en az %17.76 oranında eridi. En az diyorum çünkü gıda, kira ve ulaşımda fiyat artışları bu oranın çok üzerinde ve dar gelirlinin geliri çoğunlukla bu üç kaleme bile zor yetiyor.
Memur olarak çalışanlara enflasyon nedeniyle temmuzda yapılacak zam %13.52 olarak uygulandı. Aylık vergi matrahı 100 bin lira olan bir memur yıla %15 vergi dilimi ile vergilenerek başlamıştı. İkinci ayda %20’lik dilime girdi. Mayıs ayından itibaren de %27’lik dilime dahil oldu. Dolayısıyla 100 bin liralık brüt maaşı %13.52 oranında artıp 113 bin 520 liraya ulaştığında 13 bin 520 liralık maaş artışı üzerinden %27 oranında vergiye tabi olacak. Oysa tarife dilimleri yanlış mevzuat kurgusu ile eksik belirlenmeseydi bu kişi en çok %20’lik dilimde kalacak ve temmuz ayındaki zamlı maaşı dahil elde ettiği gelir çok daha düşük vergi oranları ile vergilenecekti. Maaşı gizli vergi olarak Hazine’ye akmak yerine cebinde kalacaktı. Dolayısıyla, vergi tarife dilimi yılın ikinci yarısında meydana gelen zamların %20 yerine %27 oranında vergilendirilmesine yol açmak suretiyle çalışanın gelirini aşındırmaktadır.
İş sözleşmelerinde özel bir hüküm yoksa işverenlerin yılın ikinci yarısında çalışanlarına zam yapma yükümlülükleri yok. Ama olur da yaparlarsa, çalışanın brüt maaşına altı aylık TÜFE artış oranı olan %17.76 oranındaki zammın çalışanın cebine aynı oranda yansıması mevcut tarife dilimleri nedeniyle pek mümkün olmayacak.
Sonuçta, vergi tarife dilimleri yoluyla çalışanın maaşından dilim dilim alınan gizli vergiler her maaş artışında tekrarlayan bir şekilde çalışanı mağdur ediyor.
Neden son verilmiyor?
Son dönemde yasal düzenlemeler sürekli torba yasalarla gerçekleştiriliyor. Birbirleriyle ilgili ilgisiz pek çok konu torba yasaya sıkıştırılıyor. Örneğin 2022 yılında ek gösterge ile ilgili düzenleme içeren torba yasaya Varlık Barışı eklenmişti. Geçenlerde bir torba yasaya rezidanslar için KDV kıyağı eklenmişti; uyardık, torbadan çıkarıldı. Ama taksi plakaları için getirilen kıyak torba yasada kaldı.
Vergi tarife dilimlerindeki haksızlığı, mağduriyeti yıllardır dile getiriyoruz. Dilimizde tüy bitti. Ama maalesef yasa yapıcılar bu haksızlığı giderecek düzenlemeyi bir türlü yapmadılar. Kolaylık olsun diye muhtemel değişiklik metnini bile yazıp sitemde yayımladım. Çıt yok.
Toplumun geniş bir kesimini ilgilendiren bu sorunun bir türlü düzeltilmemesi neye bağlanabilir? Ben vergi ile oy davranışı arasındaki rasyonel ilişkinin kurulamamış olmasına bağlıyorum.
Türkiye’de vergi ile oy davranışı arasında rasyonel ilişkinin kurulamamış olması, toplumun büyük kesiminin ihtiyaç ve taleplerinin mecliste karşılık bulmamasına yol açıyor. Demokrasimizin gelişmesinin önündeki en büyük engellerden birisi de bu olsa gerek. Vatandaşın verdiği oyun da verginin de hesabını sormaması, soramaması demokratik gelişme adına aşılması gereken önemli bir eşik olarak önümüzde duruyor. Torba yasaya bir anda vekil maaş düzenlemesi giriyor, varlık barışı giriyor, ama bordro mahkûmu milyonlarca vatandaş için çok önemli olan tarife dilim artışı düzenlemesi girmiyor.