Yılın ilk ayında merkezi yönetim bütçesinden tam 456.4 milyar lira faiz ödemesi yapıldı. Geçtiğimiz yılın aynı ayında bu rakam 163 milyar lira seviyesindeyken, faiz yükündeki bu devasa artış tablonun vahametini gözler önüne seriyor. Üstelik şubat ve takip eden aylar, borç ana para ve faiz ödemesi açısından çok daha sıkışık dönemler. Yıl sonuna kadar ise bütçeden tam 2 trilyon 741 milyar lira faiz ödemesi yapılacak.
Faizdeki bu tırmanış, bütçenin genel dengesini de sarsmış durumda. 2025 yılı Ocak ayında 139.2 milyar TL açık veren bütçe, 2026’nın ilk ayında 214.5 milyar TL açık ile yıla başladı. Projeksiyonlara göre, bu yılki bütçe açığı yıl sonunda 2 trilyon 712 milyar TL olacak.
Asıl çarpıcı tablo ise Orta Vadeli Program (OVP) vizyonunda gizli. OVP’ye göre bütçeden önümüzdeki üç yılda (2026-2028) toplamda yaklaşık 9.1 trilyon TL faiz ödemesi yapılacak ve yine bu üç yıllık dönemde toplam 8.2 trilyon TL bütçe açığı söz konusu olacak.
Bunun anlamı çok açık: Bütçe açıklarını kapatmak ve bu devasa faiz yükünü çevirebilmek için Hazine’nin ciddi anlamda “vergiye” ihtiyacı var.
Vergide tüm tuşlara basılıyor
Son yıllarda özellikle 2023 Temmuz ayından bugüne kadar geçen sürede, Maliye yönetimi gelir için bütün tuşlara basmaya başladı.
Pek çok üründeki KDV oranı %8’den %10’a çıkarıldı. Yani KDV’de %25 artış yaşandı. Genel KDV oranı da %18’den %20’ye çıkıverdi.
Kurumlar Vergisi’ndeki pek çok istisna ve indirim ya kaldırıldı ya da kapsamı daraltıldı.
Asgari Kurumlar Vergisi hayata geçirildi.
Bazı meslekler için yıllık maktu harç getirildi.
Menkul sermaye gelirlerinde stopaj oranları artırıldı.
Daha fazla damga vergisi tahsilatı ve 2026 yılının sıkışık borç ve faiz ödeme takvimine para yetiştirmek için 4. geçici vergi tekrar geldi.
Beklenen gelir etkisinin tam tersi sonuç doğduğu için enflasyon düzeltmesinin uygulaması kaldırıldı.
Yurt dışına çıkış harcı sürekli artırıldı.
Vergi cezalarında fahiş artışlar oldu.
Türk Ceza Kanunu kapsamında müsadere edilen mallar, şirketler satılmaya başlandı ve buradan Cumhuriyet tarihinin rekor geliri elde edildi.
Trafik cezaları rekora koştu. 2020 yılında sadece 5 milyar liralık tahsilat 2025 yılı sonunda 14 kat artışla 70 milyara dayandı.
Kripto varlıklara çifte vergi geliyor. Hem işlem vergisi hem kazanç vergisi alınacak.
Bedelli askerlikten alınan tutarlar her altı ayda bir memur maaş katsayısına endeksli artıyordu. Yeni Torba Yasa ile %25 daha artırılacak.
Elde avuçta kalmış son taşınmazların satışı için düğmeye basıldı. Bu satıştan 35-45 milyar lira arası bir gelir hedefleniyor. Bir aylık faiz ödemesinin onda biri olmayan bir gelir hedefi için elde avuçta kalan son kamu taşınmazları satılacak. Sonra ihtiyaç olduğunda dünya kadar kamulaştırma bedeli ödeyerek alınmak zorunda kalınacak.
Yani anlayacağınız, Maliye cenahı vergi ve gelir alanında daha önce basılmış veya basılmamış tüm tuşlara basmaya başladı.
Bu kadar çok tuşa birden basılması doğal olarak “Yeni vergiler yolda mı?” sorusunu da gündeme getiriyor.
Vergi denetimleri tam gaz
Vergi denetiminde yapay zeka kullanımı had safhada. Maliye Bakanı’nın yaptığı her 5 sosyal medya paylaşımının neredeyse biri “Kayıt dışı ile mücadele ediyoruz”, “Şu kadar inceleme yapıldı”, “Şu kadar matrah farkı bulundu” ifadelerinden birini içeriyor.
Vergi Denetim Kurulu da yaptığı sunumlarda tarihi matrah farkı rakamlarına ulaştığını övünerek anlatıyor.
MEVA, KAŞİF, RADAR, KURGAN gibi isimlerle anılan yapay zeka destekli denetim araçlarına her geçen gün yenisi ekleniyor.
İBAN kontrolleri, e-Haciz uygulamaları mükelleflerin yakından hissettiği alanlar.
Eşel-mobilden kaynaklı ÖTV kaybı yeni vergilerle mi telafi edilecek?
Yanı başımızda yaşanan İran savaşı nedeniyle petrol fiyatları artışa geçti. Enflasyonla mücadele kapsamında petrol fiyatlarındaki artışın %75’inin eşel-mobil sistemi ile ÖTV’den karşılanması kararı alındı. Bizim, ilk günden beri önerdiğimiz bir uygulamaydı. Hayata geçirilmesi olumlu. Ancak, petrol fiyatları hızlı artar ve kalıcı olursa bu çözümün bir sınırı var.
Eşel-mobil sistemi nedeniyle Hazine önemli miktarda ÖTV gelirinden mahrum kalacak. Bu ortalama günlük 1 ila 2 milyar lira arasında değişebilir. Endişemiz, idarenin eşel-mobil uygulaması nedeniyle ortaya çıkan vergi kaybını yeni vergi artışlarıyla telafi etme çabası içine girmesi.
Yanlış tuşlara basıyorsunuz
İktidar, uzun yıllardır yanlış tuşlara basıyor. Klavyenin hep gelir tuşlarını kullanıyor. Harcama kısmında yer alan tasarruf, verimlilik, ekonomiklik, gereklilik, şeffaflık tuşları tozlanmış durumda.
Kamu ihalelerinde açık ihale usulünün oranının azalması nedeniyle yolsuzluk riski artıyor. İhaleler herkesin gözü önünde değil, pazarlık usulüyle kapalı kapılar ardında yapılıyor. Bu nedenle de Hazine yüz milyarlarca lira kayba uğruyor. Maliye Bakanı sadece DMO üzerinden yaptıkları bazı şeffaf uygulamalarla on milyarlarca lira tasarruf edildiğini açıklamıştı. Gerisi gelmedi.
Özetle, mali disiplin sadece ve sürekli olarak vergileri artırarak sağlanmaz. Çok basit bir şekilde anlatayım: Hazine bir havuz gibidir. Bu havuza su akıtan en önemli musluk vergidir. Harcamalar ise havuzdan su boşaltan musluklar gibidir. Sadece havuza su akıtan vergi musluklarını artırarak havuz dolmaz. Harcama musluklarını kısmanız gerekir. Ancak buna da doğru yerden yani boşa akan muslukları kapatarak başlamalısınız. Emeklinin bayram ikramiyesinden değil, diğer kalemlerinden, makam araçlarından, temsil ve tanıtma giderlerinden, faizden, yapmanız gerekir.