Zarar hesabı

ÖNCE olayın adını doğru koyalım. Ortada, kötüleşen makro ekonomik koşullardan veya piyasalarda beklenmedik bir değişiklikten kaynaklanan bir fon krizi falan yok. Hükmü yargı verecektir ama benim naçiz kanaatime göre bu olay bir “nitelikli dolandırıcılık”tır. Bu nitelikli dolandırıcılığın ilk evresi yıllar önce başlamış fiyat manipülasyonlarıdır. Yani ortada bir “spekülasyon” veya “halkın teveccühü” yoktur. Yapılan iş “içeriden duyanların alışverişi” de (insiders’ trading) değildir. Bu kabil alış ve satışlar “nitelikli dolandırıcılık” yanında çok masum kalır. Dolandırıcılar, işledikleri suçu buymuş gibi göstermek isteyecektir. Gazeteciler, yanlış adlandırmayla dolandırıcıların emellerine hizmet etmemelidir. Tekrar edelim: Bu nitelikli dolandırıcılık, belli hisse senetlerinin fiyatlarının “al gülüm ver gülüm” yöntemiyle anormal düzeye yükseltilmesiyle başlamıştır. Start noktası burasıdır. Bu suç, sermaye piyasalarını denetlemekle sorumlu SPK, İMKB, MASAK vb. kurumların gözleri önünde icra edilmiştir. Yangın var! diye itfaiyeye haber veren MASAK (Mali Suçları Araştırma Kurulu) Başkan Yardımcısı YMM Dr. Ramazan Başak, kundakçıların şikâyeti üzerine yangın çıkarmaya teşebbüsten sorgulanmıştır. İşte “Hukukun Üstünlüğü” (!) budur.

ZERO SUM GAME

Poker oynayan dört kişiden dördü de masadan kazanmış veya kaybetmiş olarak kalkamaz. Eğer kazananlar varsa mutlaka kaybedenler de vardır. Çünkü poker ve benzeri oyunlarda, (eğer masa dışına bir şey çıkmamış veya dıştan bir şey masaya girmemişse) oyuncuların kayıp ve kazançlarının toplamı daima sıfırdır. Oyunda hile olup olmaması bu sonucu değiştirmez. Çok kaba bir genelleme yapacağım. Nitelikli olsun veya olmasın dolandırıcılıkların hepsi toplamı sıfır olan bir oyundur. Nispeten ufak faaliyet giderleri hariç tutulursa “soyanların kazancı, soyulanların kaybına” eşittir. Yani var olan servet yok olamaz. Sadece sahip değiştirir. Yaşanan olayı bu açıdan ele alırsak, fon tasfiyesinden dolayı Türkiye milli gelirinden veya milli servetinden ciddi bir eksilme olmaz, olamaz. Bu sebeple “fon soygunu” ülke ekonomisinde 20 milyar dolar reel zarar yaratmamıştır. Ancak bu “nitelikli dolandırıcılık” ülke ekonomisine “güvensizlik yaratarak” bundan daha büyük zarar vermiştir. Tasfiye edilecek 131 fonda vatandaşın 845 milyar lirası var deniyor. Bunun büyük kısmı yatırılan para değildir. Her hâlükârda bu soygunun milli ekonomiye getireceği yük (zarar) bu tutardan çok küçüktür.

MİLLETLERİN ZENGİNLİĞİ

Hayat “zero sum” değil “non zero sum” bir oyundur. Ekonomide, oyuncuların yani bireylerin kayıp ve kazançlarının toplamı sıfır değildir. İnsanlar dürüst iş birliği yaparsa, toplam sıfır değil “artı”, iş birliği değil hırsızlık yaparsa “eksi” olur. Zaten iktisadın amacı “kazançlar toplamını” en yüksek değere çıkaracak ve âdil olarak bölüştürecek “kurumları, ilkeleri ve kuralları” geliştirmektir. “Sermaye Piyasası” kurumu tam da bunun için vardır. Bu son olayda esas kusur, bu kurumu, imtiyazlı dolandırıcıların fütursuzca at koşturduğu bir meydan haline getirmelerine göz yumulmasıdır.

SON SÖZ: Denetim, insanı namuslu yapar.

Yazarın Diğer Yazıları