Sevgili okurlarım, bundan birkaç gün önce elime bir kitap geçti. Okumaya başladım ve bitirinceye kadar bırakamadım.
“Hayat İstedi Ben Yaşadım.” (Alfa Yayınları.)
Küçük Aburrahman Adıyaman’da fakir bir ailenin çocuğu. Okumak istiyor ama karşısına bir sürü engeller çıkıyor. En büyük engel, ailesinin hiç parası yok. Aile günün birinde köyden Adıyaman merkeze taşınıp orada tek gözlü bir gecekonduya sığınıyor.
Ailesi bu cin gibi akıllı çocuğu devletin yatılı bölge okuluna veriyor. Onu devlet okutuyor. İlkokul bitince Astsubay okuluna gidiyor.
1960 doğumlu.
Astsubaylık eğitiminde de çok başarılı.
Bu arada okul bitince kimseye haber vermeden üniversite sınavlarına giriyor ve çok yüksek bir puanla Tıp Fakültesini kazanıyor.
Ancak o yıllarda astsubayların üniversitede askeriye adına okuması yasak. Tıp Fakültesini çok yüksek bir puanla kazanmış ama ne yapmalı, bu yasağı nasıl delmeli!
O sırada astsubay olarak GATA’da görevli. Günün birinde hiç tanımadığı GATA Komutanı Necati Kölan Paşa’ya çıkıp durumunu anlatıyor. Bu yasağı delmek için kendisinden yardım istiyor...Ve hiç ummadığı bir biçimde Kölan bu genç astsubaya yardım vaat ediyor.
★★★
Sonrasında bu konu Kölan tarafından Genelkurmay üst düzey kadrolarına iletiliyor. Onlar da kabul ediyor, mevzuat değişiyor ve astsubay Abdurrahman teğmen rütbesiyle subay oluyor.
Ankara Tıp Fakültesi’ni de büyük başarılarla bitiriyor. Sonra tıpta uzmanlık sınavını kazanıyor ve beyin cerrahı oluyor. Gece gündüz çalışıp İngilizce öğreniyor.
Bu sırada evli ve çocukları var. Adıyaman’da beşik kertmesiyle Zeynep hanımla evlendirilmiş. Aradan geçen uzun yıllarda hâlâ onunla evli.
Artık GATA’da görevli askeri doktor olmuştur. Bazı askeri hastanelerde görev yaptıktan sonra ABD’ye gidip oranın en seçkin üniversitelerinde uzmanlık eğitimi alıyor.
★★★
Abdurrahman hoca başarılarla dolu yaşamında rütbe açısından da giderek yükseliyor...
Şu anda beyin cerrahı emekli tabip albay, Prof. Dr. unvanlarına sahip.
Ankara’da Onkoloji hastanesinde görevli.
Astsubay Abdurrahman Bakır bu hayatta nerelerden nerelere gelmiş, helal olsun.
Yazmış olduğu ve bir solukta okunan kitabı gerçekten çok ilginç...
Adıyaman’da fakir ama çalışkan ve zeki bir köy çocuğunun yükselişini, yaşadıklarını, başına gelenleri, karşılaştığı güçlükleri çok güzel anlatan olaylarla ve belgelerle dolu.
Abdurrahman Bakır hocaya böylesine ilginç bir kitap yazmış olduğu için ben de kendi adıma çok teşekkür ediyorum.
Bir solukta okunan bir kitap... Okumanızı öneririm.
Ellerine sağlık hocam.
Halep’linin donu
Efendim, şu bayram gününde siyasete bir günlük ara verelim bakalım...
Halep’li Cemalettin efendi her yerde ve özellikle çarşılarda uzun entarisi ile dolaşır, asla don giymezmiş. Bazen rüzgârlı havalarda entarisi havalandığında kıçı başı ortaya çıkarmış...
Bir gün çarşıda dolanırken yine sert bir rüzgâr esince adamın her tarafı şallak mallak ortaya çıkmış, belinden aşağı neresi varsa yine açıkça görülmüş.
Esnaf ve ahali kızmış homurdanmış...
Bu herif don giysin diye Halep kadısına yine şikayetler yağmış.
Bu konuda hakkında daha önceden de şikayetler geldiği için Cemalettin Halep kadısı tarafından “Ahlaka aykırı davranışları” nedeniyle yargılanmak üzere mahkemeye çağrılmış.
Kadı önce kimlik tespiti yapmış:
- Söyle bakalım Cemalettin efendi sen evli misin?
- Evliyim kadı hazretleri.
- Kaç karın var?
- Dört karım, dört de cariyem var efendim.
- Maşallah, kaç çocuğun var?
- Birinci karıdan altı çocuk, ikinciden dört çocuk. Üçüncüden iki kızım var. Ellerinden öperler.
- Yani 12 çocuk mu...
- En küçük karıdan da üç çocuk. Cariye kullarından ikişer çocuk daha efendim...
- Dur bakalım bir sayalım, kafam karıştı...Yani kaç etti? Başka var mı?
- Onları ben hiç saymadım ki efendim...Kaç kişi olduklarını bilmem.
- Bu kadarla tamam mı yani?
- Başka yok efendim, Daha ne olsun ki...
- Emin misin, hepsi bu kadar mı? Doğruyu söyle yoksa ağır bir hapis cezası alacaksın...
- Ama demin unuttum söylemeyi, karılardan üçü ve cariye kullarınızdan ikisi yine hamile.
- Maşallah! Yani beş kişi daha yolda!
- Allah izin verirse yoldalar kadı hazretleri.
★★★
Halep kadısı ifade almayı bitirince uzun uzun düşünür, sakalını sıvazlar ve kendi kendine, “Vallahi 30 yıllık kadıyım ama böylesini görmemiştim” deyip kararını açıklar!
“Yaz bakalım katip efendi...
Halep’te yaşayan ve hakkında şikayetler olan Cemalettin efendinin gece olsun gündüz olsun don giymeye zaman ve fırsat bulamadığı anlaşıldığından beraatine!..”