Sevgili okurlarım değerli büyüğümüz, kamuoyunda ismi KK diye geçen Kemal Kılıçdaroğlu fırsat bulunca konuşuyor, çok güzel laflar söylüyor. Ağzından çıkan laflar öylesine muhteşem ki duydukça ve okudukça bazen gülüyor, bazen de ağlayacak gibi oluyoruz. Biz de kendisini örnek alıp onun izinden yürümeye, ona layık olmaya çalışıyoruz ama ne yapalım ki elimizden bu kadarı geliyor. Bir siyasetçi düşünün ki partisinin başına mahkeme kararıyla geçip oturmuştur...Ve Allah’ın izniyle ilk seçimde CHP’yi iktidara taşıyacak gibi görünmektedir. ★★★ Haber sitelerinde dün KK tarafından verilen bir demeç yer almıştı... Görev gereği ben de okudum, az önce değindiğim bazı duygulara kapıldım. Ancak bu kez durum biraz farklıydı. Gülmek mi gerekir yoksa ağlamak mı, ona karar veremedim. Ancak kendisini her ne kadar bazen eleştirsek de, sözlerinin tamamında gerçekleri dile getirmişti. Bu gibi açıklamaları sık sık yapması ve millete doğruları göstermesi gerekir diye düşündüm. Bakınız ne diyordu: “Ekrem İmamoğlu’nu siyasi tutuklu olarak görmüyorum. O siyasi tutuklu değil. Yani siyasi görüşleri nedeniyle içeri alınmış bir insan değil...” Sonra sözlerini sürdürüyor: “Bir kişi cumhurbaşkanı adayı oldu diye buna siyasi dava diyemeyiz. Cumhurbaşkanlığı adaylığı ayrıdır, bu davalar ayrıdır.” ★★★ Bay KK doğruları söylüyor ama dinleyen ve anlayan yok ki!.. İmamoğlu’nun tutuklanma nedeni elbette siyasi değil... Asıl suçunun ne olduğunu ve niçin tutuklandığını bugüne kadar milletten hep gizlediler. Oysa onun asıl suçları çok farklıydı. Örneğin adı iki yıl önce bir sarkıntılık olayına karışmıştı! Sokakta yürürken bir kadına asılmış, kendisini tanıtıp ona arkadaşlık teklif etmiş, ama olumsuz yanıt alınca kadını sokağın ortasında dövmeye kalkışmıştı. Yani KK doğruları söylüyor. Tutuklanma nedeni siyasi değil aslında bu idi. Şimdi 18 aydan bu yana Silivri’de yatmakta olan böyle birinin tutuklanma nedeni ‘siyasi’ olabilir mi! Elbette olamaz. ★★★ Aman unutmayalım onun bir de diploma davası görüldü ve hüküm giydi. Aslında o işin de başka boyutları vardı. Ceketinin cebinde sahte üniversite diploması taşıyordu. Üniversiteye hiçbir zaman gitmemiş ama bunu ısrarla gizlemişti. Bana soracak olursanız belki liseyi bile bitirmemişti. Mahkeme ne yazık ki işin bu yönlerini yeterince incelememiş, sahte lise diplomasını gündeme hiç getirmemişti. ★★★ Bay KK’nın ağzından çıkan her laf benim için önemlidir... O, bizim yol göstericimiz, AKP-MHP iktidarının kılavuzu, stepnesi ve bastonudur. Her ne kadar yılların partisi koskoca CHP’yi mahkeme kararlarına sığınıp bölmüş ve parçalamış olsa da durum böyledir. Sayın büyüğümüze bu çetin yollarda daha nice başarılar diliyorum! Üsküdar rezaleti İstanbul’un göbeğinde Üsküdar’da dün yaşananlar ‘demokrasi rezaleti’ olarak tanımlanmalıdır. Korkunç bir şeydir. Bırakın Cumhuriyet dönemini falan bir yana, Hitler dönemindeki Almanya’da bile herhalde bu kadarı ancak görülmüştür. Bunları yazarken ülkem adına gerçekten utanıyorum. Bu işin nasıl olduğunu düşündükçe inanasım gelmiyor. Çok özetle aktarayım... 2024 yerel seçimlerinde CHP hiç umulmayan il ve ilçelerde büyük bir başarı elde etti. Buna Üsküdar dahil. Seçimi Üsküdar’da CHP kazandı. Genç bir mühendis olan Sinem Dedetaş başkan seçildi. Tayyipgillerin asıl amacı seçimlerden bir süre sonra ortaya çıktı... “Kazandıkları yerleri onlara bırakmayacağız” diyorlardı ve öyle oldu. Başta İmamoğlu olmak üzere CHP’li başkanların çoğu gözaltına alındı, tutuklandı ve yine çoğu, yapılan Belediye Meclisi toplantılarında AKP’ye geçirildi. ★★★ Üsküdar’da Sinem Dedetaş ve yardımcıları tutuklandı. Bazı CHP’li üyeler de tutuklandı. Bazılarının yakınları gözaltına alındı, bazıları AKP’ye transfer edildi. Meclis’te 44 üye vardı, çoğuna dokunuldu. Vaatler verildi, sözler verildi, korkutuldular. Açığı olanlar zaten AKP’ye geçirildi. Acayip bir furya idi. Ayrıntıları bugünkü gazetelerde okuyacaksınız. Leke çok da, dünkü Üsküdar olayı Türkiye’nin demokrasi tarihine düşürülen en büyük lekelerden biri olarak kalacaktır. Seçimde kaybediyorlar, sonra mahkeme kararlarıyla ve başka yollarla masa başında kazanıyorlar. Kumpasın bu kadarı bile oluyor artık!