Ah o menfaat! Her kılığa girer!

Aradan günler de haftalar da geçse, kamuoyunda şu sorunun cevabı hep merak edilecek:

“Özgür Özel’i görevden alıp, Kemal Kılıçdaroğlu’nu CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturtan kararın arkasında hangi güçler var?”

Doğal olarak herkes bu işte iktidarın rolü olduğunu düşünüyor. Çünkü...

CHP’nin böyle fena halde silkelenmesi AKP iktidarının işine yarıyor.

Seçimde kendilerini yenecek güçte bir rakipten kurtulan AKP’liler memnun!

Kamuoyundaki bu olumsuz kanaati yok etmek için iktidar partisinin sözcüsü Ömer Çelik “Biz bu olayın hiçbir tarafında yokuz. Şikâyet eden CHP’li, şikâyet edilen CHP’li” diye açıklama yaptı.

“Mutlak butlan” kararının alındığı ilk günlerde sessiz kalmayı tercih eden Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan da bu sessizliğini bozarak “Biz bu olayın hiçbir tarafında değiliz, hiçbir tarafında olma niyetimiz yok” dedi.

★★★

İktidar kanadının böyle konuşması çok normal. Tabii ki, CHP’nin başına gelenlerle bir ilgileri olmadığını söyleyecekler. Fakat... İlgi çekici durum şu:

Bir kısım CHP’liler de (Kayyum Başkan Kemal Kılıçdaroğlu taraftarları) iktidar kanadı gibi konuşuyor. Onlara göre de iktidar partisinin bu olaylarla hiçbir ilgisi yok!

Mesela Gürsel Tekin...

Onun gibi, CHP’de Genel Sekreterlik, İstanbul İl Başkanlığı, İstanbul Milletvekilliği gibi önemli görevler yapmış bir kişi, Sabah Gazetesi’ne verdiği demeçte iktidar partisini hararetle savunarak:

“Açık ve net olarak söylüyorum. AK Parti’nin bu süreçle uzaktan yakından hiçbir alâkası yok. Bizim de bu tezgâhla en ufak bir ilişkimiz olamaz! Ortaya tek somut belge koysunlar, siyaseti bırakırım, bu ülkeyi terk ederim. Şikâyet eden de CHP’li, edilen yine CHP’li” dedi.

Gürsel Bey, AKP’nin avukatı olmalıymış!

★★★

Gürsel Tekin’in ifadesinden anlaşıldığına göre, onun gibi CHP’liler, partilerinin bu haksızlığa müstahak olduğunu düşünüyor.

Kılıçdaroğlu yoldaşları da AKP’liler gibi “Şikâyet eden CHP’li, şikâyet edilen CHP’li” sloganını çok sevdi.

Hepsi de “Partide yaşanan olumsuz gelişmelerin tamamen CHP’nin iç meselesi olduğu” algısını yaratmak istiyor. Bu konuda söz birliği etmiş gibiler!

Sadece AKP’liler değil, Kılıçdaroğlu ve ekibi de Özgür Özel’le arkadaşlarının önünü kesmek, “İktidar yürüyüşünü durdurmak” istiyor. Neden?

Ah o menfaat! Her kılığa girer, her dili konuşur! Çok zalim bir duygudur. Eline geçirdiği kişilere yaptırmadığı şey bırakmaz!

İnsanlar, büyüdüklerini zannederek menfaatlerinin esiri olurken, küçüldüklerinin farkına varmazlar!

Çok hoşgörüsüz olduk!

Koç Holding Onursal Başkanı Rahmi Koç, İzmir’de Amerikan Hastanesi’nin açılışında ayaküstü bir fıkra anlattı, yer yerinden oynadı!

DEM Parti kıyameti kopardı.

Adalet Bakanlığı harekete geçti.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, Rahmi Koç hakkında soruşturma başlattı.

AKP Sözcüsü Ömer Çelik ağır bir açıklama yaptı.

Doğu ve Güneydoğu’da 16 Baro suç duyurusunda bulundu.

Sanırsınız ki, Rahmi Koç çok ağır, çok korkunç bir suç işlemiş!

Buna “Bir bardak suda fırtına kopartmak” denir.

Rahmi Koç’un anlattığı sadece bir fıkra, o kadar!

Dünyanın her ülkesinde, her konuda, herkes için (Başkan Trump için bile) bir sürü fıkra anlatılır. İnsanlar gülüp geçer!

Bizde ise ülkeye “Hoşgörüsüzlük” hâkim olmuş!

Ben, Rahmi Koç’un şaka olsun diye anlattığı fıkrada “Kürt kadını” ifadesini, ırkçılık, ayrımcılık yapmak, hakaret etmek niyetiyle kullandığına kesinlikle inanmam.

Nitekim kendisi de yazılı bir açıklama yaparak “Herhangi bir kimliği hedef alma niyeti taşımadığım sözlerim için içtenlikle özür diliyorum” dedi. Daha ne yapsın, daha ne desin?

Ne olur, ülkede sudan bahanelerle fırtına çıkartmayalım!

GÜNÜN SÖZÜ

Dünyada hiçbir şey bedava değildir! Her şeyin bir bedeli vardır!

Yazarın Diğer Yazıları