Beyin göçüyle gurur duyuyor!

Türkiye’nin en antidemokratik kurumlarından YÖK’ün, bugün 45. kuruluş yıldönümü. 12 Eylül 1980 darbesini yapan Kenan Evren’in, “Kampüsler birer sorumsuzluk adası. Anarşi körüklendi” teorisi ve Milli Güvenlik Konseyi kararıyla 4 Kasım 1981’de kurulan YÖK, ‘Anayasal kurum’ ilan edildi. Türk akademi ve siyasi hayatında, 45 yıldır en çok tartışılan kurum oldu. Aradan geçen 45 yılda, 7 cumhurbaşkanı ve 12 başbakan eskitti. Bilimsel ve akademik özerkliği kısıtladığı için koltuğa oturan siyasetçilerin hepsi seçimlerde, ‘YÖK’ü kaldıracağız’ sözü verdi. Özal, Demirel, Gül, Erbakan, Ecevit ve Erdoğan derken, seçim vaatlerinin değişmezi YÖK, her seçimden sonra daha da güçlendi.

SEMBOLİK ÇATILAR

YÖK’ün 45 yıllık tarihinin 25 yılına AKP imza attı. İktidar, 2002 Seçim Beyannamesi’nde YÖK’ü, “Bir baskı mekanizması” diye tanımlandı. Yetkilerini sınırlandırıp, üniversiteleri bürokratik vesayetten uzaklaştırıp, kendi kararlarını alan, akademik ve idari özerkliği olan yapılara dönüştürmeyi vadetti. Bilimin önündeki kısıtlamaların kaldırılacağı, özgür ve bilimsel akademik ortam kurulacağı da vaatler içindeydi. AKP, iktidarının ilk 5 yılında “12 Eylül askeri vesayetinin ürünü” diyerek sert dille eleştirdiği YÖK’ü, sembolik bir çatıya dönüştüreceğini savundu. 25 yılın sonunda AKP ve YÖK, akademik özerkliğe karşı tam uyumlu işleyişe karşı güç birleştirdi.

KAYYUM REKTÖRLER

“YÖK’ü kaldıracağız” diyerek gençlerin de oyunu alan AKP, üniversiteleri siyasi bakış açısı yönünde dizayn ederek, YÖK’ü en etkili kullanan iktidar oldu. Yükseköğretim Yasası, 2012’de değiştirilerek, yükseköğretim tarihinde eşi benzeri olmayan siyasal akademik bağımlılığa kapı açtı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişle birlikte de rektörlük ve dekanlık seçimleri kalktı. Üniversitelere, kayyum rektörler atandı. Akademisyen ve öğrencilerin her demokratik talebi, yerlerde sürüklendi. Demokratik taleplerin sıralandığı pankartları açanların, sonu Silivri’ye çıkan bir yola dönüştürüldü. Türkiye’nin en köklü yükseköğretim kurumu Boğaziçi’nde akademisyenler, antidemokratik yapılanmaya karşı bugün tam 1430. gündür eylemde...

DİPLOMALI İŞSİZLER

45 yıldır iktidar olan hükümetlerin hiçbiri, “YÖK’ü kaldıracağız” sözünü tutmadı. AKP döneminde YÖK başkanlığına; Erdoğan Teziç, Yusuf Ziya Özcan, Gökhan Çetinsaya, Yekta Saraç ve son olarak Erol Özvar atandı. 25 yıl önce 76 olan üniversite sayısı, ‘Her ile bir üniversite’ kampanyasıyla 208’e çıkarılsa da akademik kalite çöktü. Öğrenci sayısı 1.7 milyondan 8.2 milyona çıktı. Üniversite mezunu her 100 gençten 23.5’i yani yaklaşık 1 milyon genç, diplomalı işsiz oldu. Diplomalı işli-işsizler mi? Aç kalmamak için mezun olduğu bölüm dışında çalışan üniversite mezunu oranı yüzde 56! Üniversite mezunlarında beyin göçü mü? YÖK’ün bizzat kendi verilerine göre bile durum vahim!

AKLIMIZI KAYBEDERKEN

Üniversite mezunu gençlerimizin yüzde 22’si Almanya’ya, yüzde 16.9’u Amerika’ya, yüzde 10.5’i İngiltere’ye gitti. Türkiye’nin beyni göçerken YÖK ne yaptı? Küresel Üniversite İstihdam Edilebilirlik Sıralaması 2027 (GEURS 2027) raporu önceki gün çıktı. 40 ülkeden 15.6 bin küresel patrona sorulup, istihdam raporlandı. Dünyada ilk 300’e Sabancı, ODTÜ, İTÜ, Koç, Bilkent ve Boğaziçi girdi. YÖK Başkanı Özvar, “Mezunlarımızın küresel iş dünyasında karşılık bulması gurur verici” diye böbürlendi. İlk 5’e giren MIT, Stanford, Oxford, Cambridge ve Harvard mezunlarının, Türkiye’ye göçünden hiç söz etmedi. Çünkü böyle bir göç yok. Üniversitelere “Anarşik” bakış açısı, YÖK’ün kurulduğu 45 yılda hiç değişmedi. Akademide tek değişiklik, askeri vesayetin yerini
siyasi vesayet aldı.

Yazarın Diğer Yazıları