Bir hayli şahsi bir yazı ve Aziz Yıldırım'ın dönüşü

Bugün gündem elbette Fenerbahçe'deki başkan 'değişikliği.' Aziz Yıldırım, Hakan Safi'ye karşı ezici bir zafer kazanarak, uzun bir aradan sonra yeniden sarı-lacivertlilerin başkanı. Ancak benim başka ve son derece şahsi bir gündemim daha var. Fakat ne hoş ki, bu yazının konusu olan dönemde Fenerbahçe'nin başkanlık koltuğunda yine Yıldırım vardı.

Tarih 7 Haziran 2013. İstanbul Üniversitesi Gazetecilikte öğrenciyim o sıralar. Bir yanda Taksim'de direniş var diğer yanda da babamın pankreas kanserine karşı verdiği umutsuz direniş... Şehirlerarası otobüsteyim. Kulağımdaki kulaklıklarda İstanbul'dan Edirne'ye gidene kadar Shostakovich'in Waltz No. 2'si çalarken, babamla konuşacak konular arıyordum ve bulduğum tüm konularda bir şekilde Fenerbahçe'ye çıkıyordu. Babam bizi severdi ama Fenerbahçe'yi de çok severdi. Aklımda o dönem Fenerbahçe'nin yeni transferi Bruno Alves vardı mesela.

Ancak ne yazık, hiçbirinin bahsini bile açamadım. Biriktirdiğim tüm konular boğazıma oturdu. Gözü değil Fenerbahçe'yi beni bile görecek durumda değildi. Kaldı ki, takvim 8 Haziran'a döndüğünde kaybettik.

Şimdi hazır Sözcü'de bir köşem varken, belki de beni okuturken gelecekte olmamı hayal ettiği yerden, ışıklar içinde yatarken onu onurlandırmak da bir boyun borcu. İyi ki vardı.

AZİZ YILDIRIM FARKLI

Sosyal medyaya bakınca sanki Hakan Safi farkla kazanacak gibiydi. Onca yıldız vaadi taraftarda karşılık bulsa da kongre üyelerinde karşılık bulmamış belli ki.

Seçimi farkla kazanan Aziz Yıldırım oldu. Uçuk vaatlerden kaçındı.

Fenerbahçe kongre üyeleri, 'efsane' başkanlarına son bir şans daha vermek istedi.

Hakan Safi'nin dediği 'Eskiyle yaşamayı seviyor Fenerbahçe camiası' sözlerinde haklılık payı yok değil gibi.

Şimdi neler olacağını oturup izleyelim bakalım. Dilerim geçmiş dönemin hatalarından ders alınmış olsun.

Yazarın Diğer Yazıları