Sevgili okurlarım, Meclis’te bir yasa apar topar kabul edildi. Ne kamuoyunda yeterince tartışıldı, ne de imza atan çoğunluk o metni önceden okuyup bilgi sahibi oldu.
İktidar kesimi milletin kulaklarını bir tek cümleyle doldurdu:
‘Terörsüz Türkiye’
Bunu hepimiz istiyoruz... Çünkü 40 yıldan bu yana bu korkunç terörle birlikte yaşanan acılar hepimizin belleklerinde yer aldı. Bunları unutmak mümkün değil.
PKK terörü olanca hızıyla sürüp giderken ortaya bir de FETÖ çıkarıldı. Bunlar silahlı değildi ama devlet yönetimini ellerine geçirmek üzereydi.
Adına AKP denilen iktidar partisi bu silahsız örgüte devletin bütün kapılarını açmış, adeta onlarla ortak bir yönetim kurmuştu.
Fakat asıl gerçeği yıllar sonra gördüler. FETÖ bütün Türkiye’de örgütlenmişti. Hem de iyi ve güçlü bir biçimde!..
İşin en son aşamasına 15 Temmuz 2016 gecesi tanık olduk.
Darbe yapmaya kalkışmışlardı. Bu darbe girişimi son anda önlendi.
★★★
Asker sivil her kesimden binlerce insan tutuklandı. Hiç kimsenin gözünün yaşına bakmadılar, suçlu suçsuz demeden en ağır cezaları verip hapishanelere tıktılar.
Çoğu müebbet hapis aldı.
Bunun anlamı belliydi, her biri en az 20 yıl içeride kalacaktı.
Duruşmalar acele yapıldı, bazı belgeler görmezden gelindi. Bu akıl almaz kararlara muhatap olan bir de genç kesimler vardı.
Kimdi onlar?
Erler, askeri öğrenciler, astsubaylar, jet pilotları ve benzerleri...
★★★
Darbe akşamı bunlara kesin emir verilmişti:
‘Bu gece önemli bir terör operasyonu olacak. Herkes ona göre hazır olsun.’
Sonra bazılarının silahları toplandı, bazıları belli yerlerde komutanları tarafından gözetim altına alındı, bir bölümü ise yine emir gereği garnizon dışına görevli çıkarıldı...
Darbe gecesinde bunlara herhangi bir görev verilmemişti.
Olaylar bitti, yatıştı ve bu masum insanlar tam kadro tutuklandı.
Acele yargılamalar başladı. Birkaç beraat kararı verilirken çoğunluğa ağır hapis cezaları verildi. İnanılır gibi değildi!
★★★
Şimdi garnizonda görevli bir er düşünün. Orada tek fonksiyonu emirlere itaat etmek. Ya da aynı durumda staj yapmakta olan bir askeri öğrenci, kursiyer teğmen, astsubay, jet pilotu...
Bunların hemen hiçbiri o gece ellerine silah almamış, ateş etmemiş genç insanlar. Örneğin jet pilotu bir teğmenin dosyasını okudum. O gece hiçbir yere gitmediği, eline silah almadığı, birliğinin dışına çıkmadığı devletin bilirkişileri ve komutanları tarafından duruşmalarda açıkça söylenmiş ama yine de müebbet hapis almış.
Bunlardan sık sık mektup alıyorum ama elden ne gelir!
★★★
Bu son çıkarılan yasa uyarınca hapishanelerde yatmakta olan neredeyse bütün PKK’lı mahkûmlar salıverilecek.
İyi de, yatmakta olan (sayısını bilmediğimiz) genç mahkûmlar ne olacak?
Sadece gençler değil, o gece darbe girişiminde herhangi bir payı ve katkısı olmayan diğerleri ne olacak?
Dosyaları yeniden okunur mu?
Okunmaz!
Bay Devlet Bahçeli sürekli konuşup Apo’ya övgüler düzüyor, dün olduğu gibi onun haklarını (!) savunmayı sürdürüyor.
Ama cezaevlerini dolduran binlerce masum insan için ağzını açıp bir tek kelime söyleyemiyor... Çünkü onların çoğu kimsesiz. Onlar gariban.
Böyle adalet olmaz. Teröre bulaşan bir kesime durup dururken af geliyor, öbür yanda ise hiçbir suça karışmamış gariban kesimler hapishanelerde çile çekiyor.
Beyefendi sonunda pes etti!
Bunlar 25 yıl önce iktidara henüz gelmemişken topluca yayına başlamışlardı:
”İlk hedefimiz Türkiye’yi AB’ye sokmaktır. Ülkemiz AB üyesi olunca muazzam bir gelişme sağlayacak ve kalkınacaktır!..”
Bol palavra atıyorlardı. Bunların ağa babalarından biri olan Abdullah Gül ise muhalefet döneminde, yani Refah Partisi milletvekili iken Meclis kürsüsünde şöyle haykırıyor ve AB’ye girmek isteyenleri kendince uyarıyordu:
“AB bir Hristiyan kulübüdür. Bizi hiçbir zaman almayacaktır. Bizi kapıdaki köpek kulübesinde bekletecektir!”
★★★
Bu amaca ulaşabilmek için Avrupa kapılarında yıllarca beklediler. Yalvarıp yakardılar. Şimdiye kadar hiçbir ülke onların karşısında bu kadar küçük düşmemişti.
Recep Tayyip iki gün önce El Cezire isimli bir Arap televizyonuna konuştu ve şöyle dedi:
“AB artık bizim önceliğimiz değil.”
Günaydın bayım!
Onların rüzgarına kapılıp Türkiye Cumhuriyeti’ni küçük düşürdünüz. Olmayacak dualara amin dediniz.
Çok şükür ki artık pes ettiğinizi şimdi itiraf ediyorsunuz. Bu ders size yeter.