Sevgili okurlarım, fon vurgunu bizim iktidar yandaşlarında büyük panik yarattı. Ne yapacaklarını, ne diyeceklerini şaşırdılar. Şimdi bütün güçleriyle Recep Tayyip için uğraş veriyorlar, hiç değilse onun bu rezaletten zarar görmemesi için çaba harcıyorlar... Çünkü onlar için parti falan değil sadece ve sadece her şeyin başı olan Recep Tayyip önemli. Hayatlarını ve geleceklerini ona emanet etmişler! Övdükçe övüyorlar ama bir yandan da karşımıza çıkarılan pislikleri doğrulamak zorunda kalıyorlar. Bu iktidar yandaşları arasında bazı gazeteciler de var. İşleri ve görevleri her gün yalakalık yapmak, rezaletlerin üzerini kapamak için çaba harcamak. Bugün size bu ekibin önde gelenlerinden birinin ismini vereceğim. Ayrıca dünkü yazısından da bazı bölümleri ileteceğim. Bunları iyi tanımak gerek! Gazetecimizin adı Abdülkadir Selvi. Hürriyet gazetesinde köşe yazarı. Aynı zamanda, aynı patronun televizyon kanalı olan CNN-Türk’te sık sık boy gösterip Recep Tayyip’e övgüler düzmeyi oradan sürdürüyor. Sivaslı, Alevi bir arkadaş. Kendisiyle bugün kadar hiç tanışmadım, yüz yüze gelmedim. ★★★ Hürriyet gazetesini soracak olursanız patronu Yıldırım Demirören isimli biri. Gazeteci falan değil, başka sektörlerden basın sektörüne Recep Tayyip tarafından paraşütle indirilmiş bir tüccar! Ama itiraf edelim, yandaşlar arasında en çok satan gazete. Günlük satışı 30-35 bin dolaylarında. (Burada bir parantez açayım. Bizim bu koskoca medya sektöründe gazeteci kökenli sadece bir tek patron var. Bizim SÖZCÜ grubunun sahibi Burak Akbay.) ★★★ Recep Tayyip’in talimatıyla devletin Ziraat Bankası bu şahsa 800 milyon dolar kredi verdi. Ama borcunu ödeyemiyor ve böylece onun devlete olan borcunu biz sıradan vatandaşlar kendi ceplerimizden ödemek zorunda kalıyoruz. Bu rakamın şu anda faiz yüküyle birlikte ne kadar olduğunu “Ticari sır” gerekçesine sığınıp Meclis’te bile özellikte gizliyorlar. Şimdi gelelim Abdülkadir Selvi isimli bu arkadaşın dünkü Hürriyet gazetesinde yazısına ve özetleyerek bazı alıntılar yapalım. ★★★ “Fon krizine sebep olanlara hesap sorulması konusunda bir görüş birliği var. Bazı kellelerin uçması gerekiyor. Önümüzdeki günlerde yeni tutuklamalar bekleniyor. Kim haksız kazanç sağladıysa onun yakasına yapışılması gerekiyor. Adalet duygusu ancak bu şekilde sağlanır. Asrın felaketi olan depremde iktidar, deprem konutlarını yapmak için seferber oldu. O zaman depremzedeler ne dedi, ‘yaparsa Erdoğan yapar’ dedi. Deprem bölgesinde AK Parti’nin oyları arttı. Bu kez de fon krizinde başarılı bir sınav verilirse bizim milletimiz ‘yine Erdoğan düzeltti’ der ve rüzgâr tersine döner.” ★★★ Yandaşımız devam ediyor ve Recep Tayyip’e yağcılık yapmayı daha hızlı sürdürüyor. “Bu krizin ekonomik boyutu olduğu kadar siyasi yönü de önemli. Bu iş öyle bir çözüme kavuşmalı ki milletimiz ‘yapanın yanına kâr bırakmadılar, en yakınlarının bile gözünün yaşına bakmadılar’ diyebilsin. Burada başarılı bir sınav verilirse bunun siyasi algısı da önemli olur. Liderler kriz dönemlerinde ortaya çıkar. Erdoğan bir çok uluslararası ve ulusal çapta krizi yönetmiş bir lider. Erdoğan’ın bu krizi de çözeceğinden eminim. Erdoğan’a yazık değil mi... Birleşmiş Milletler Genel Kurul toplantısında bir konuşma yapmışsın, Netanyahu denilen katili kudurtmuş, salondan kaçırmışsın. Filistin’in sesi olmuşsun. Toplantıya damganı vurmuşsun. Türkiye’ye döndüğünde ise fon krizi gibi bir rezaleti kucağında bulmuşsun. ★★★ Devam ediyor! Erdoğan’a bu yapılır mı, bunlar Erdoğan’a reva mı? O yüzden diyorum ki Erdoğan yalnız bir lider. Bir yanda Türkiye’nin sorunlarıyla boğuşurken diğer yanda İslam dünyasının dertlerini kendine dert edinirken, dünya lideri olarak parmakla gösterilirken birileri paçalarından tutmuş, aşağıya çekiyor. Erdoğan’ın bu tür bir krizle karşı karşıya bırakılmasını hazmedemiyorum. Erdoğan sadece AK Parti’ye değil Türkiye’ye de lâzım. Ona yazık ediyorlar.” ★★★ Sevgili okurlarım dün bu yazıyı okuyunca bir anda duygulanıp ağlamaya başlamışım! Yarım saat sonra gözyaşlarımı sildim ve aşağıdaki son bölümü kendime gelince yazmaya koyuldum. Bazılarının, özellikle bazı gazetecilerin böylesine yalakalık yapması ilginçtir. Gazetecilerden örnek vereyim. Bunlar her gün Saray’la irtibat halindedir. Saray onlara kimsenin bilmediği bilgileri aktarır, onlar da halka duyurur. Ya da Saray’ı aradıklarında karşılarına kimi isterlerse o çıkar ve istediği bilgileri verir. Dışarıya kapalı olan o özel telefonlar yandaş takımına 7/24 açıktır. Bu yüzden, bizim medya sektöründe Abdülkadir gibilerine ‘Saray gazetecisi yandaş’ denir. Onlar da Recep Tayyip’e övgüler düzmeyi her gün sürdürür. Bu yandaş sözcüğünü hep duyarsınız, o yüzden bugün sizlere kısacak, somut bir örnek vereyim dedim. Onlara benden selam olsun!