Bütçe verileri çok şey söyler. Her şeyden önce bütçe bir öncelikler, tercihler belgesidir. Devletin gelir kaynakları sınırlıdır. Vergi alır, mülkiyet ve teşebbüs geliri elde eder veya borçlanır.
İş harcamaya gelince, iktidarlar çok daha fazla harcama yapmak ister. Çünkü harcama demek daha çok ihale ve daha fazla kamusal kaynak aktarım mekanizması demektir.
Bütçenin gerek gelir ve gerekse harcama kalemlerindeki öncelikler iktidarın politika önceliklerinin aynasıdır, bir tür dışa vurumudur.
Türk vergi sisteminde dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki oranı %60-65 bantlarında seyretmektedir. Bu oran gelişmiş ülkelerde %30-35 bantlarında seyreder.
Dolaylı vergiler harcama üzerinden alınır. Bu nedenledir ki gelirinin neredeyse tümünü harcamak zorunda olan dar gelirli üzerindeki vergi yükü ağırlaşır. Bu yapı; dar gelirliyi, sabit ücretliyi dolayısıyla çalışanı, işçiyi, emekliyi ezen adaletsiz bir vergi sistemidir. Dolaysız vergilerde de adaletsizlik söz konusu olur. Örneğin ücret üzerinde %40’a varan oranda artan oranlı vergilendirme varken sermaye üzerinden alınan pek çok vergide %20’nin altında sabit oranlı vergi uygulanır. Anlayacağınız, vergi adaleti sadece dolaylı-dolaysız vergi kompozisyonu ile ilgili değildir: Zihniyet meselesidir.
Aşağıda 2018-2025 dönemine ait bazı vergi kalemlerindeki artış oranlarını inceledim. Neden bu dönem? 2018 yılı kritik bir tarih. Bu tarihten itibaren Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi tam anlamıyla uygulamaya geçti. Bu sisteme geçilirken, “Verin yetkiyi, görün etkiyi!” denildi. “Türkiye’nin şahlanacağı” sözleri verildi.
2018’in başında yıllık enflasyon %10.35 idi. 2022 yılında bazı aylarda %80’leri aşan yıllık enflasyon yaşandı. Üç yıldır uygulanan dezenflasyon politikalarına rağmen nisan ayındaki yıllık enflasyon %32.37. Enflasyonu bir türlü dizginleyemiyorlar. Uzun süredir enflasyonda Avrupa’da birinciyiz, dünyada ilk sıraları zorluyoruz. Gıda enflasyonundaki durumumuz daha da vahim. Yani enflasyonda, hayat pahalılığında şahlandık. Evet, verdik yetkiyi, görüyoruz etkiyi.
Vergilerdeki şahlanış anlamlı
Pek çok kişi, bütçenin gider kalemleri ile ilgilenir. Çünkü gider kalemleri yolsuzluğa, israfa, suistimale açık kalemlerdir ve haber değeri yüksektir. Oysa bütçe gelir ve giderlerden oluşur. Gelir kalemlerine doğru açıdan baktığınızda iktidarın politikalarının şifrelerini çözme, neye veya kime öncelik verdiğini görme şansınız olur.
Aşağıdaki tabloda 2018-2025 dönemi Merkezi Yönetim Bütçesi’ndeki bazı gelir kalemlerindeki artışlar yer almaktadır.
Yukarıdaki tabloda oransal anlamda en yüksek gelir artışının %8283 ile yurt dışı çıkış harcında yaşandığı görülüyor. 2018 yılında 15 lira olan harç, 2026 başından itibaren 1.250 TL olarak uygulanıyor. 2018 yılından bu yana harç tutarı 83 katın üzerinde artmış. Bu artış doğrudan tahsilata da yansımış. Bu arada, yurt dışına çıkmak için harç ödeyen nadir ülkelerden biri olduğumuzu da söyleyelim.
Faize karşı olunduğunun kürsülerden haykırıldığı dönemde, devletin bizzat kendi kurumlarının elde ettiği mevduat faizi gelirindeki artış %6587 olmuş. İlginç...…
Türkiye’nin toplumsal yarası haline gelen kumar illetinin yaygınlaşmasının vergi ayağındaki yansıması şans oyunları vergisidir. O da şahlanmış. Hem de çok yaygın yasa dışı bahis sorunu nedeniyle şans oyunları vergilerinin yarı yarıya düşürülmesine rağmen. İktidarın bu veriyi dikkatle değerlendirmesi gerekir.
Otomobil almak pek çoğumuz için hayal. Bunun en büyük nedeni, dünyada otomobilden ÖTV alan nadir birkaç ülkeden biri olmamız. Bir otomobil almak için bir tane de devlete almak zorundayız. Aldığımız otomobiller uçamasa da vergilerinin uçtuğu kesin. 2018’den bu yana 45 kat artmış.
Unutmamak gerekir ki: “Nasıl vergilendirildiğiniz oy davranışınızı etkilemiyorsa, oy davranışınız nasıl vergilendirileceğinizi tayin eder.”
Son olarak şunu da sizlerle paylaşmak isterim. Hafta sonu Gaziantep’te bir dizi ziyarette bulundum. Sanayici, iş insanı, esnaf... Birçoğu son dönemdeki ekonomik gelişmelerden dolayı dertlerini, sorunlarını paylaştı. Ama bir olay dikkatimi çekti. Özellikle son yıllarda benim de sıklıkla dile getirdiğim “ara eleman” sıkıntısının çözümüne dair güzel bir örnek gördüm. Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi Meslek ve Teknik Lisesi. 900’e yakın öğrenci eğitim görüyor, mesleki alanda yetişiyorlar ve okul bittiğinde yaklaşık %90’a yakını iş bulup çalışabiliyormuş. Atölye ve sınıflarda uzman eğitimciler eşliğinde ders görüyorlar. Buna öncülük eden Antep Organize Sanayi Bölgesi yönetimini tebrik ediyorum, umarım bu örnekler çoğalır.