Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Temmuz 2026 enflasyon verilerini açıkladı. Resmi rakamlara göre Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yıllık bazda %31.75 seviyesinde gerçekleşti. Bu açıklamanın hemen ardından Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından adeta bir zafer edasıyla şu mesajı paylaştı; “Zorlu küresel ve jeopolitik koşullara rağmen dezenflasyon devam ediyor”. Sayın Bakan, eğitim ve kira enflasyonunun geçen yılın aynı ayına göre sırasıyla 31 ve 34 puan azaldığını, hizmet enflasyonunda katılığın kırıldığını ve mali disiplinden taviz verilmediğini müjdeliyor. Bu pembe tabloyu okuyunca insanın içinden tek bir isyan cümlesi dökülüyor: İnsaf Sayın Bakan! Siz kimin, hangi pazarın, hangi marketin, hangi semtin enflasyonundan bahsediyorsunuz? Ankara’da klima serinliğiyle oturulan makam odalarında, makroekonomik grafikler ve “puan azalışları” üzerinden kurgulanan bu sanal başarı hikayesi, sokağa inildiğinde dar gelirlinin zorunlu ihtiyaç kalemleri karşısında eriyor, tuzla buz oluyor. Asgari ücretlinin, emeklinin ve memurun harcama sepetinde makyaj malzemesi veya lüks otomobil yoktur; onun sepeti, ağırlıklı olarak, hayatta kalmak için zorunlu olan gıda, barınma, sağlık ve ulaşımdan oluşur. TÜİK’in kendi yayımladığı harcama alt sınıflarına ilişkin veriler, Bakanlığın “işler yolunda” algısının ne kadar gerçekten uzak olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Temmuz 2026 enflasyon verilerini açıkladı. Resmi rakamlara göre Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yıllık bazda %31.75 seviyesinde gerçekleşti. Bu açıklamanın hemen ardından Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından adeta bir zafer edasıyla şu mesajı paylaştı; “Zorlu küresel ve jeopolitik koşullara rağmen dezenflasyon devam ediyor”. Sayın Bakan, eğitim ve kira enflasyonunun geçen yılın aynı ayına göre sırasıyla 31 ve 34 puan azaldığını, hizmet enflasyonunda katılığın kırıldığını ve mali disiplinden taviz verilmediğini müjdeliyor. Bu pembe tabloyu okuyunca insanın içinden tek bir isyan cümlesi dökülüyor: İnsaf Sayın Bakan! Siz kimin, hangi pazarın, hangi marketin, hangi semtin enflasyonundan bahsediyorsunuz? Ankara’da klima serinliğiyle oturulan makam odalarında, makroekonomik grafikler ve “puan azalışları” üzerinden kurgulanan bu sanal başarı hikayesi, sokağa inildiğinde dar gelirlinin zorunlu ihtiyaç kalemleri karşısında eriyor, tuzla buz oluyor. Asgari ücretlinin, emeklinin ve memurun harcama sepetinde makyaj malzemesi veya lüks otomobil yoktur; onun sepeti, ağırlıklı olarak, hayatta kalmak için zorunlu olan gıda, barınma, sağlık ve ulaşımdan oluşur. TÜİK’in kendi yayımladığı harcama alt sınıflarına ilişkin veriler, Bakanlığın “işler yolunda” algısının ne kadar gerçekten uzak olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Sonuç: Dar gelirliye zam yaparken özel geçinme endeksi şart Yedi aylık dönemde asgari ücretlinin maaşı genel TÜFE’ye göre bile 5.575 lira 79 kuruş eridi. 22.500 seviyesine indi. Türk-İş’in Temmuz 2026 verilerine göre açlık sınırı 36.940 lira, yoksulluk sınırı 120.325 lira oldu. Asgari ücretliye ara zam yapılmadı. İşçi ve memur emeklisine yapılan zamlarda dikkate alınan enflasyon verisi ise genel TÜFE oldu. Sayın Bakan, jeopolitik riskleri etkin yönetip fiyat istikrarı hedefinden taviz verilmediğini söylüyor. Ancak %146 artan soğanın, %114 artan tedavi masrafının, %64 artan üniversite masrafının ve %46 artan otobüs biletinin olduğu bir ülkede, %31.75’lik ortalama bir oranla başarı hikayesi yazılamaz. İmtiyazlı bir azınlık dışında, halkın ekseriyeti enflasyonu, hayat pahalılığını iliklerine kadar hissediyor. Maaş zamları dar gelirlinin enflasyonunun yansıtmayan genel TÜFE oranı üzerinden yapıldığı sürece, sizin tablolarınızda enflasyon düşerken sokağın yoksulluğu katlanarak büyüyecektir. Rakamların işinize gelenini, işinize geldiği gibi kullanmayı bir yana bırakıp, dar gelirlinin temel ihtiyaçlarını merkeze alan gerçek bir geçinme endeksi oluşmaya ne dersiniz? İnsaf ve vicdan bunu gerektirmez mi?