Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, aralarında Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner’in de bulunduğu 36 kişi hakkında gözaltı kararı verdi. Başkan Güner de terör suçlularının konulduğu Sincan Yüksek Güvenlikli F-1 cezaevine konuldu.
“Cumhuriyet savcısının görev ve yetkileri” başlıklı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 161/8 maddesine göre bazı maddeler sayılıyor ve bu suçlar hakkında, görev sırasında veya görevinden dolayı işlenmiş olsa bile Cumhuriyet Savcısı tarafından doğrudan soruşturma yapılabileceği belirtiliyor. 6 Mart 2014 tarihinde yürürlüğe giren maddenin amacı Cumhuriyet Savcısının soruşturmaya başlayabilmesi için soruşturma izni alınması gereken suçlar yönünden izin aranmamasını ve doğrudan soruşturma başlatılmasını sağlamak. Ancak CMK m.161/8’de sınırlı sayıda suç sayılıyor.
ÖN İNCELEME GEREKİYOR
Başkan Güner’in, emniyette alınan ifadesinde “rüşvet” ve “ihaleye fesat karıştırma” suçlamaları var. Örgütle ilgili kendisine soru yöneltilmedi. Savcının “Örgütsel şemayı daha sonra hazırlayacağım” dediğini öğreniyoruz. “rüşvet alma”, “rüşvet verme”, “ihaleye fesat karıştırmak” suçları görevden kaynaklı suçun özel bir çeşidi.
Bu suçlar, Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında 4483 Sayılı Kanun kapsamı dışında. Ancak bu suçlardan savcının doğrudan soruşturma yapması deneyimli bazı hukukçulara göre mümkün değil. Bunun için ön inceleme yapılması gerektiği belirtiliyor.
Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında 4483 Sayılı Kanuna göre, savcılık aldığı ihbar ya da şikayet üzerine şüphelinin ifadesini almadan ilgilisi hakkında soruşturma yapmak için önce yetkili merciden (Belediye başkanı yönünden İçişleri Bakanından) izin ister. Bakanlık bir müfettiş görevlendirip ön inceleme yaptırır.
BU SUÇLAR İÇİN
İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu Yönetmeliği 2. maddesinin 1/ç hükmünde “Soruşturulması genel hükümlere tabî suçlar (İhaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, kişisel verileri izinsiz kullanma, rüşvet gibi suçlar) ile ilgili olarak yetkili ve görevli Cumhuriyet Başsavcılıklarına intikal ettirilmesi amacıyla tevdi raporu düzenlenmesini” içeriyor.
Bu hükme göre hakkında soruşturma yapılan şüphelinin eylemi, “ihaleye fesat karıştırma”, “edimin ifasına fesat”, “zimmet”, “rüşvet”, “sahtecilik”, “dolandırıcılık” ve benzeri yüz kızartıcı suçlardan ise müfettişin hazırladığı tevdi raporu İçişleri Bakanlığı tarafından doğrudan gereğini yapmak üzere savcılığa gönderiliyor. Savcılık bu aşamada gözaltı kararı da verebilir, tutuklama talebinde de bulunabilir. Şüphelinin ifadesini bu aşamada alabilir.
DANIŞTAY DENETİMİ DE KALKIYOR
Geçmişte Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü’nde üst düzey görevde bulunan hukukçu, “Bu aşamalardan geçmeden savcı soruşturma yapamaz. Bırakın gözaltına ya da tutuklanmayı, şüphelilerin ifadesini bile alamaz” diyor.
Mülkiye müfettişi, yaptığı ön incelemede ilgili memurun görevden kaynaklanan suç işlediğini tespit ederse savcılığa soruşturma izni verilmesini bakandan ister. Bakan uygun bulursa soruşturma izni verir ve bu izin kararı ilgilisine tebliğ edilir. Kişi, bu karara Danıştay veya Bölge İdare Mahkemesinde itiraz edebilir. Reddedilirse gereği için soruşturma izni talep eden savcıya gönderilir. Savcı bu aşamada ilgilinin ifadesini alır, tutuklamaya sevk edebilir.
Aynı hukukçu, “Savcılar, belediye başkanlarını rüşvet almak, irtikap, ihaleye fesat karıştırmakla suçlayarak doğrudan soruşturma yapıyor. Oysa başkan hakkında öninceleme yapılsa ve soruşturma izni verilse bu izin Danıştay’ın denetimine tabidir. Bu durumda Danıştay denetimi de ortadan kaldırılıyor” dedi.
“YOK HÜKMÜNDEDİR”
Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner’in avukatı Deniz Aksoy yaşanan olayla ilgili olarak şunları söyledi:
“Burada dikkat çekmek istediğimiz husus bu sürecin belediyede devam eden müfettiş soruşturması sonuçlanmadan adli kolluk üzerinden yürütülmesi usul ve yasaya aykırıdır. İçişleri Bakanlığı’ndan veya ilgili valilikten müfettiş incelenmesi sonucu beklenmeden yapılması kabul edilemez. Ayrıca bu sürece ilişkin daha önce Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından takipsizlik kararı verilmişti. Takipsizlik kararı kaldırılmadan aynı konuda soruşturma yapılması usul ve yasaya aykırıdır. Bu dosyada yapılan işlemler yok hükmündedir.”
YAŞANMIŞ BİR ÖRNEK
Bir devlet üniversitesinde görevdeyken öğrencisine cinsel tacizde bulunduğu ihbar edilen bir öğretim üyesi, şikayet üzerine derhal savcılıkça gözaltına alınıyor, daha sonra tutuklanıyor. Kısa sürede iddianame düzenleniyor, yargılama sonunda 4 yıla mahkûm ediliyor. İstinaf itirazı da reddedilerek dosya Yargıtay’a temyize gönderiliyor.
Yargıtay diyor ki; “YÖK Kanununun 53/c maddesine göre üniversite öninceleme yapacak, bu inceleme sonunda zanlı hakkında ‘yargılansın’ ya da ‘yargılanmasına gerek yok’ kararı verecek, bu karara Danıştay nezdinde itiraz edilecek, Danıştay zanlının yargılanması yönünde karar verirse o takdirde dosya savcılığa gönderilmeliydi.” Yargıtay, bu aşamalardan geçmeden yapılan yargılamayı usule aykırı olduğu gerekçesiyle alt derece mahkemesinin kararının bozulmasına karar vermişti...
CHP’li başkanlara uygulanan, acaba AK Partili başkanlara da uygulanıyor mu? Olmadığını söyleyenler çok.