Savaşın altıncı günündeyiz.
Ancak manşetler hazır... “ABD’nin füze stokları tükeniyor.”
Kulağa çarpıcı geliyor. Ama teknik olarak doğru değil.
ABD ordusu mühimmat kapasitesini “magazine depth” kavramıyla ölçer. Bu, belirli bir sistem için elde bulunan atış sayısını ifade eder. Bir başka deyişle, bir ordunun “şarjör derinliği”dir. Kaç gün, kaç salvo, hangi yoğunlukta ateş sürdürebileceğini gösterir.
Bu sayı gizlidir. Pentagon toplam stok rakamlarını açıklamaz. Ancak açık kaynak üretim verileri ve bütçe kalemleri bize kaba bir çerçeve sunar.
Örneğin Tomahawk seyir füzesi.
1980’lerden bu yana üretimde. Bugüne kadar yaklaşık 7 bin adet üretildiği biliniyor. Bunun tamamı aktif değildir elbette; bir kısmı kullanıldı, bir kısmı modernize edildi. Ancak ABD envanterinde birkaç binlik bir kapasite olduğu kabul edilir.
Bir Tomahawk’ın maliyeti yaklaşık 2-2.5 milyon dolar.
Şimdi kaba bir hesap yapalım.
Diyelim ki İran operasyonunun ilk üç gününde 150-200 Tomahawk kullanıldı. Bu yaklaşık 400-500 milyon dolar eder.
Yarım milyar dolar büyük para.
Ama ABD’nin yaklaşık 900 milyar dolarlık yıllık savunma bütçesi içinde bu, sistemi sarsacak bir yük değildir.
İran’ın toplam askeri bütçesi 15-20 milyar dolar, Rusya’nın 100 milyar dolar.
★★★
Bir de savunma tarafı var.
Balistik füzelere karşı kullanılan SM-3 önleyicilerin birim maliyeti 20-30 milyon dolar bandında.
Patriot füzeleri yaklaşık 4 milyon dolar.
Yoğun bir savunma gününde 40-50 önleyici kullanıldığını varsayalım. Bu da birkaç milyar dolarlık bir tüketim anlamına gelir.
O zaman soruyu şöyle soralım:
ABD’nin bir günlük yoğun hava-deniz operasyonunun maliyeti ne olabilir?
Füze kullanımı, sortiler, yakıt, lojistik, personel giderleri dahil edildiğinde, yoğun bir günün maliyeti 1 ila 3 milyar dolar bandına çıkabilir. Bu rakam Afganistan ve Irak döneminde yapılan hesaplarla da uyumlu.
Ama burada kritik nokta şu: Bu, sürdürülebilir bir harcama ölçeğidir.
ABD ekonomisinin büyüklüğü yaklaşık 27 trilyon dolar.
900 milyar dolarlık savunma bütçesiyle birkaç milyar dolarlık günlük operasyon, kısa vadede bir “tükenme” yaratmaz.
Peki o zaman neden “stok azalıyor” haberleri çıkıyor?
Çünkü “ulusal stok” ile “sahadaki mühimmat” aynı şey değildir.
Bir destroyer gemisinde 90-100 civarında dikey fırlatma hücresi vardır. Bunların bir kısmı SM-3, bir kısmı SM-6, bir kısmı Tomahawk taşır. Yoğun atışta geminin mühimmatı azalır. Yeniden yükleme lojistik ister.
İşte haberlere konu olan “azalma” genellikle budur.
Yani bölgedeki hazır mühimmatın hızla tüketilmesi...
Bu, Amerika’nın toplam stoğunun bittiği anlamına gelmez.
ABD, planlama yaparken tek cepheye göre düşünmez.
Aynı anda üç senaryoyu hesaba katar... İran, Rusya, Çin (Tayvan senaryosu)...
Pentagon’un asıl hassasiyeti şudur...
“İran’da harcadığım her SM-3, Pasifik’teki caydırıcılığımı zayıflatır mı?”
Yani mesele İran karşısında üç günde tükenmek değil; çok cepheli uzun bir savaşta üretim hızının yeterli olup olmayacağıdır.
Rusya, Ukrayna savaşında dört yıldır binlerce füze kullandı. ABD henüz kara savaşı yürütmüyor. Hava ve deniz ateşi ağırlıklı, sınırlı süreli bir operasyon söz konusu.
1 haftada yüzlerce mühimmat kullanılmış olabilir.
Ama bu, 7 bin üretim geçmişi olan bir füze ailesini “bitirmek” değildir.
“Magazine depth” alarm verir mi? Evet, yoğun salvo günlerinde verir.
“ABD’nin füzesi bitti” manşeti doğru mu? Hayır.
Azalır.
Yeniden üretilir.
Yeniden konuşlandırılır.
ABD’yi zorlayacak olan İran’ın üç günlük misillemesi değil, aynı anda Pasifik’te Çin, Avrupa’da Ukrayna ve Orta Doğu’da yeni bir cephe açılmasıdır.
Bugün altıncı gündeyiz.
Bu bir sprint.
Stratejik tükenme ise maratonda ortaya çıkar.
Ve o maraton henüz başlamadı.
Şöyle bitireyim;
Amerika, Afganistan ve Irak’ta ABD 20 yıl savaş yürüttü.
Yıllık maliyet 100-150 milyar dolar bandındaydı.
Ekonomi çökmedi.