CHP’de yaşananların senaryosunu kimler yazdı?

Dün TBMM’de kavga-gürültü bekleniyordu. Mahkeme kararıyla tedbiren genel başkanlığa getirilen Kemal Kılıçdaroğlu da, önceki genel başkan Özgür Özel de aynı gün, aynı saatte ve aynı salonda konuşma yapacağını açıklamıştı. Bunun mümkün olamayacağı başından belliydi. Özgür Özel bu konuda geri adım atmadı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun, saaat 11.00 civarında, TBMM Grup salonunda değil, genel merkezde toplantı yapılacağını açıklaması havayı yumuşattı. Bu olumlu bir adımdı.

Düşünün, bugüne kadar birbirlerine laf yetiştirmeye çalışan CHP’liler, bu kez salonda birbirine girecekti. Böyle bir görüntünün CHP’ye neler kaybettireceğini tahmin edebilirsiniz. Üstelik bu gerilimin Anadolu’ya yansıması da daha farklı olacaktı. Partililerin bu durumunu keyifle izleyenler de olacaktı.

SÜRECİN PARÇASI DEĞİLSE

“Mutlak butlan” kararıyla CHP adeta entübe edildi. Hukukçular, partililer haftalardır “mutlak butlanı” tartışıyor. Bu durumu bir de başka bir siyasi partinin genel başkanına sormak, onların bakışını da aktarmak gerekiyor. Zafer Partisi (ZP) Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ’a, CHP’de bugün yaşananları sordum. Geçmişte iki kez siyasi parti kurmuş, parti kurmanın zorluklarını yaşamış olan Özdağ, sorularımı şöyle yanıtladı:

“Öncelikle, Türkiye’de seçim hukukuyla ilgili karar verme yetkisinde bir tek Anayasal müessesesi vardır. Bu da Yüksek Mahkeme niteliğinde olan Yüksek Seçim Kuruludur.

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) almış olduğu kararlar herhangi bir mahkeme tarafından değiştirilemez. Burada ‘mutlak butlan’ olan, yok sayılan aslında mahkemenin almış olduğu karardır. Bizim itirazımız da CHP içi bir kavgayla değil, düzenle ilgili bir itirazdır. Anayasa ihlalidir.

KURULTAY GÜVENCESİ YOK

Artık hiçbir partinin kurultayı güvence altında, hukukun koruması altında değildir. Kurultaylar, kongreler hukuk içinde de yapılamayacaktır. Çünkü iktidar bu mekanizmayı bütün partilere karşı, o partiyi kendisi için tehdit olarak aldığı anda bir mahkemeye bir şikayet yaptırıp kongreyi iptal etme yoluna gidecektir.

Kemal Kılıçdaroğlu, eğer bu sürecin bir parçası değil ve hükümetle, sarayla birlikte çalışmıyorsa bunu ispatlamanın bir yolu vardır. Hemen kurultaya gitmesi. Umarım böyle bir karar alır. Böylece tarihe adını bu şekilde yazdırır.

Kemal Bey, Meclis’te konuşabilirdi. Konuşmasında fayda da olurdu. Ama gerilimden dolayı konuşmadı ve onun için şimdi TBMM’de yapacağı konuşmayı Genel Merkezde yaptı. Umarım Meclis’te yapacağı konuşmayla Genel Merkezde yaptığı konuşma aynı konuşma olmuştur. Meclis’te yapamadığı için o konuşma metnini değiştirerek bir farklı konuşma metnini Genel Merkezde kullanmaz.

50 MİLYAR DOLARLIK KAYIP

Türkiye’de hukuk devleti olmadığı, muhalefetin baskı altında olduğu imajı Türkiye’nin ekonomik kalkınmasına yabancı sermayenin gelmesine izin vermez. Ondan sonra önüne bir set çeker.

Bu politik istikrarsızlık ortamının ekonomiye nasıl olumsuz yansıdığını zaten herkes görüyor. Birinci müdahalede İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın tutuklanmasında 50 milyar dolarlık bir kayıp olmuştu. Amerikalılar 25 milyar dolar swap açacaklar diye çok keyiflenenler var. Bunlara sormak lazım: Bu paralar kaybedilirken niye aynı hassasiyeti göstermediniz, aynı tepkiyi göstermediniz?

MUHALEFETİ BÖLEREK

Özetle durum Türkiye’ye fayda vermiyor ve Recep Tayyip Erdoğan seçimleri kazanamayacağı için projelerle muhalefeti bölerek ve siyasi mühendislik araçlarıyla aradan sıyrılma çalışması yapıyor.

1994 belediye seçimlerini hatırlayalım. Erdoğan, İstanbul Belediye Başkanı seçilirken yüzde 21 oy alıp seçilmişti. Neden? Çünkü muhalefet çok bölünmüştü. Şimdi de aynı stratejiyi izliyor. Muhalefet ne kadar bölünürse bölünsün yüzde 50 artı bire ihtiyacı var. Erdoğan’ın yüzde 50 artı bir almasının mümkün olmadığını görüyoruz. Onun için de Anayasanın değiştirilmeye çalışıldığını görüyoruz.

Yani aslında bu yaşadıklarımız Türkiye’nin sorunlarından, anayasal yapısından, siyasetinden kaynaklanmıyor. Bu yaşadığımız sorunların tamamı Erdoğan’ın yeniden seçilme ihtiyacından kaynaklanıyor.

SENARYOYU KURAN

CHP’nin bu hale gelmesinde sarayın etkisi fazladır. Bu senaryoyu kuran saraydır. Bunun için hangi atamaların yapıldığını biliyoruz.”

Ümit Özdağ’a, 2016 yılında İYİ Parti’nin kuruluşunu, daha sonra Zafer Partisi’nin kuruluşunu, anımsattım, Özgür Özel ve ekibinin yeni parti kurmasının doğru bir adım olup olmayacağını sordum. Yanıtı şöyle oldu:

“Benim bu konuda ‘şunu yapsınlar, bunu yapsınlar’ demem yanlış anlaşılır. CHP’de anlaşma zemininin olması, kurulan bölünme tuzaklarının boşa düşürülmesi gerekir. İnşallah onu başarabilirler. Tabii bazen siyaset başka çözün yolları meşru hale gelir. Eğer bir uzlaşma sağlanmazsa yeni siyasi parti süreci başlayabilir.

MHP’den ayrıldıktan sonra İYİ Parti’yi kurduk. İYİ Parti’den ayrıldıktan sonra Zafer Partisi’ni kurdum. Ben özellikle Zafer Partisi’ni hiçbir kaynak olmadan kurdum. Beşinci yaşına geldi. CHP’den ayrılanlar da çok daha geniş kaynaklara sahip, daha etkili basın organına sahip. O yüzden rahatlıkla parti kurabilirler.”

İHRAÇLAR GÜNDEMDE

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmasında, Yüksek Disiplin Kurulu’nun hemen işletileceği anlaşılıyor. Milletvekili tedbirli olarak Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edildiğinde oy kullanma ve söz hakkı da bulunmuyor.

Kimlerin disipline sevk edileceği isim isim belli. İhraçlar için acele edilmeyecek ama bunun için en uygun zamanda devreye sokulacak. CHP içinde “Dananın kuyruğu” da o zaman kopacak.



Yazarın Diğer Yazıları